Cumhuriyet Kadını Doç.Dr.Bahriye Üçok

99

ATATÜRK ÜZERİNDEN POLİTİKA YAPMAYAN CUMHURİYET KADINI; Doç.Dr.Bahriye Üçok

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Bahriye Üçok’ u basında çıkan yazılarından dolayı tanıyordum. Genelde Cumhuriyet Gazetesinde yazıyordu. Daha sonra TBMM inde Cumhuriyet Senatosu üyesi oldu. 1983 genel seçimlerinde Halkçı Parti Ordu milletvekili seçildi. Politikacı olduğunda Atatürk hakkındaki fikir ve düşüncelerini daha çok öne çıkarıyor, Atatürkçü kimliği ile Atatürk’ ü anlatıyordu. Onun Mecliste olduğu sıralarda İstanbul Nimet Abla Camii Fahri Hatibi Gazeteci yazar Ercüment Demirer benim dostumdu. Kırklareli’ ne gelip misafirim olduğu zamanlarda konferanslar veriyor, gelemediği zamanlarda ise mektuplaşıyorduk. Kemal Atatürk ve Din adlı kitabı vardı. Bahriye Üçok gibi tartışmasız Atatürkçü idi. Bir tesadüf üçümüzde  yani ben, Ercüment Demirer ve Bahriye Üçok üçümüzde ATATÜRK ENTSTİTÜSÜ BİLDİRİCİ ÜYESİ idik. Ercüment Demirer ayni zamanda Bahriye Hanım’ ın aile dostlarından idi. Doç.Dr.Bahriye Üçok SHP milletvekili iken Cumhuriyet Gazetesinde yazılar yazıyor, Kırklareli’ de Trakya’ da Yeşilyurt Gazetesiniyönetiyordum ve bir uçtan da  sahiplerinden sayılıyordum. Bu nedenle Bahriye Üçok yazıları ile gazeteyi destekliyordu. Üç ayda bir Ankara’ ya gittikçe de görüşüyorduk. Bir Ankara gidişimde Bahriye Üçok’ un beni evine davet ettiğini, beni alıp götürmesi için Ercüment Bey’den ricada bulunduğunu söylediler. Bu davete icabet ederek Ercüment Demirer ile Bahriye Üçok’ un Karaoğlan daki evine gittik. Bahriye Üçok ve eşi Profesör Coşkun Üçok evde idiler. Böylece Bahriye Üçok’ un aile dostu olmuştum.

Yukarıda yazmıştım. Bahriye Üçok sağlam bir Atatürkçü ve devrimlerin savunucusu idi. İslam’ da kadınların yeri üzerinden Cumhuriyet kadınlarının sorunlarına değiniyor, onların sosyal ve ekonomik haklarını savunuyordu. Politika sahnesinde, sosyal hayatta çok faal idi. Cumhuriyetin Laiklik ilkesi üzerine konuşuyor, bazı karanlık beyinleri aydınlatmaya çalışıyordu. Politikanın ikiyüzlü olduğunu ısrarla söylüyordu. Bu durum onu rahatsız ediyordu. O sıra yani 70 li yılların ortalarında Meclis bahçesine dikilecek sanat eserleri için kurulan komisyonun içinde yer aldı. Türk ulusunun özelliklerini yansıtacak olan bu sanat eserleri için Cumhuriyet Senatosu Başkanı Tekin Arıburnu, Millet Meclisi Başkanı Kemal Güven Bahriye Hanım’ a büyük destek veriyorlardı. Bu bağlamda komisyon bana ve Ercüment Demirer’ e bildiri sunma şartı ile bu ön fikir çalışmalarına katılmamızı istediler. Toplantılar sadece Adalet Partisi gurup salonunda yapılıyordu. Bildirim komisyon tarafından kabul edilmiş, genel toplantıya çağrılmıştım. Meclis Başkanı biletimi göndermiş, Trakya Uçağı ile Ankara’ ya gitmiştim. Bildirimi bir başka yazımda anlatmak üzere şunu söylemek gerekir ki, toplantının daha ilk aşamasında bildiriler üzerine tartışmalar ideolojik göründe ve meclisin çevresine sanat eseri dikilmesinden vazgeçildi.

Atatürk Heykeli’nin dikilmesi ile yetinildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi önüne dikilen Atatürk Heykeli’nin tarihi böyle yazılmıştır. Bu heykel Türk ulusunun özelliklerini yansıtan, Türk ulusunun karakterini sembolize eden bir heykel olarak kabul edilmiştir. Böyle biline…

Doç. Dr. Bahriye Üçok bana sık sık mektup yazmaya, gazetede yayınlamak üzere yazılar göndermeye devam etti. Uzakdoğu’ya yaptığı seyahat izlenimlerini Milliyet basma sözü vermişken basmaması Bahriye Hanım’ı çok üzmüştü. Bunun üzerine benden Cumhuriyet’de Nadir Nadi Bey’den ricada bulunmamı istemişti. Bahriye Üçok Atatürk Enstitüsü Başkanı iken Atatürk ilkelerinden sapmalara ilişkin tespitleri bir yazı ile bana göndermiş, yayınlamamı istemişti. Ölümünden birkaç gün önce gelmişti bir yazısı. Ancak şimdi Sarantalı Köylüm Gazetesinin internet sayfalarında yayınlanmaktadır.

NAZİF KARAÇAM – Araştırmacı-Yazar