Demiryolları’nın Hikayesi

Bir yerden bir yere  madeni bir yol üzerinde, mekanik bir güçle hareket ettirilen yük ve insan taşımaya elverişli tesislere DEMİRYOLU denir.

Demiryolu rayları, vagonları, istasyon binaları, köprüleri ve çalışanları ile birlikte bir bütündür. Demiryolunun treni, vagonu veya tesislerinin iyi olması kaliteli bir hizmet vermek için yeterli değildir. Araçları ve tesisleri kullanan insanlarında hizmet anlayışı önemlidir.

Bazen makineler önem kazanır, ŞARK EKSPRES gibi filmler’e konu olur, bazen de mekanlar yaşanan olaylarla önem kazanır, SİRKECİ, HAYDARPAŞA GAR’ları gibi. Mutsuz ayrılıklar veya mutlu kavuşmalar hep bu mekanlarda yaşanır.

Tren’in icadı her ne kadar TREVİTHİCK isimli bir İngiliz’e ait olsa da , Arkeologlar Mısır Piramitlerinde yaptıkları araştırmalarda M.Ö 2600 yıllarında yapıldığı sanılan  BORNZ RAY kalıntılarına rastlamışlardır.

Yani Tren’ in veya raylar üzerinde araç çekmenin tarihi 5000 yıllık bir serüvene tabi oluyor. Ancak sanayi devrimi ile hammadde kaynaklarına ve üretilen malların pazarlara ulaşmasına duyulan ihtiyaç, sanayileşen kapitalizmi yeni arayışlara sevk etmiştir. Bir tek AT’ın gücü ile yapılan ulaşım, ihtiyaçlara cevap vermeyince ve buharlı makineler ile hareket eden , ancak denizde gidebilen gemiler de yeterli olmayınca  Demiryolu’ nun icadı kaçınılmaz olmuştur. Bu ihtiyacı ilk keşfeden İngiliz Trevithick, bir iddia sonucu da olsa raylar üzerinde hareket edebilen 10 ton yük ve 70 insan taşıyabilen lokomotifi hizmete sunar.

Sanayi devrimi ile güçlenen Avrupa Kapitalizmi hammadde kaynakları ve insan gücü ile güçlü Osmanlı İmparatorluğuna gözünü diker. İmparatorluk hammadde yönünden bol, fakat teknolojik hiçbir gelişme olmadığı için sömürüye açık bir pazardır. Ayrıca hiçbir teknolojik üretimi olmadığı için de batı’ nın ürettiği mallara açık bir pazardır.

Teksitil ürünleri için gerekli ham madde olan pamuk üretiminin bol olduğu İZMİR Bölgesinde ilk demiryolu faaliyete geçer. Ayni zaman dilimi içinde KAHİRE-İSKENDERİYE  hattında ulaşım başlar.1860 yılında bir İngiliz şirketi tarafında işletilmeye başlayan İZMİR-AYDIN Demiryolu’ nu diğerleri takip eder. İzmir Alsancak Gar’ı bugün bile tarihi havsını korumaktadır.

1876 yılında Osmanlı Tahtına oturan II.Abdülhamit Demiryolu yapımına hız verir. Osmanlı’ ya medeniyet ve bolluk geleceğine inanılır. Ancak bu gelen medeniyet Osmanlı’ nın çöküşünün hızlandırır nedense. Binlerce kilometre Osmanlı Topraklarında rahat hareket etmeye başlayan batılı devletler. Demiryolları sayesinde inanılmaz bir sömürüye başlar. Doğal kaynakların yanında tarihi eser yağması da hız kazanır.

Demiryolu ağı genişledikçe sömürünün arttığını gören II.Abdülhamit bu olayı hatıralarında şöyle anlatır “ Bütün kuvvetimle Anadolu Demiryollarının inşaatına hız verdim. Bu yolun gayesi Mezopotamya ve Bağdat’ ı, Anadolu’ya bağlamak, İran Körfezi’ ne kadar ulaşmaktır.  Alman yardımı sayesinde bu başarılmıştır. Eskiden tarlalarda çürüyen hububat şimdi iyi sürüm bulmaktadır,madenlerimiz dünya piyasası’na arz edilmektedir. Anadolu için iyi bir istikbal hazırlanmıştır. İmparatorluğumuz dahilindeki demiryollarının inşaatı mevzuunda büyük devletler arasındaki rekabet çok garip ve şüphe davet edicidir. Her ne kadar büyük devletler itiraf etmek istemiyorlarsa da bu demiryolları’nın ehemmiyeti yalnızca iktisadi değil, ayni zamanda siyasidir”

II.Abdülhamit’ in çok doğru olan bu teşhisi maalesef çok geç kalmıştı. İmparatorluk hızla demiryolları ile kaplanırken, ayni hızla çöküşe ve parçalanmaya gidiyordu.

11 Şubat 1888 yılında temeli atılan SİRKECİ GAR’ı 3 Kasım 1890 yılında hizmete girer. Gar binasını Alman Mimar JASMUND tasarlar, işletmeciliğini Avusturya Yahudisi Baron Hırsch yapar. Açılış kurdelasını Müşir Hamdi Paşa keser, Abdülhamit tuğralı kitabeyi ise Ahmet Muhtar Paşa ana kapının üstüne çakar.

“Hakanı ali himmetin hükmü bedayi perveri demiryol için eyledi inşa, bu dükeş mevkifi. Tarihini ilan için muhtar çıktı bir katar. Sultan Hamit bina zıbu bu dükeş mevkifi”

Bugünün türkçesi ile:

“Ulu Hakan himmet ederek buyruk verdi. Demiryolu için bu gönül çeken istasyonu yaptırdı. Tarihi açılış ilan için çıktı özel bir tren. Sultan Hamit yaptırdı bu süslü ve gönül çeken istasyonu”

Avrupa’ lı zenginleri doğu’ ya ulaştıran dünyaca ünlü ORİENT EKSPRES, yıllarca bu gar’a ulaştı. Geriye tarihe mal olan bir çok hatıralar bıraktı.

Avrupa’ dan İstanbul’ a kadar ulaşım artık tamamdı. Şimdi sıra İstanbul’ un diğer yakasından başlayıp Anadolu’ yu boydan boya geçip Mezopotamya’ ya ulaşacak hatta sıra gelmiştir. 1906 yılında yapımına başlanan Haydarpaşa Gar’ ı  19 Ağustos 1908 tarihinde hizmete girer. Gar Alman mühendisler tarafından yapılır. Ancak 1. Dünya Savaşı sırasında 1917 yılında bir sabotaj sonucu çıkan yangında büyük hasar görür. O günün zor koşulları altında yeniden onarılır ve 28 kasım 2010 tarihine kadar sayısız hatıralara ve yolculuklara tanıklık eder. 2010 yılında çıkan bir yangında büyük hasar görür.

Cumhuriyet Döneminde Demiryolları yeni Türkiye’ nin kalkınma sembolü olur. Yeni Cumhuriyet’ in heyecanı yurdun her yöresine ulaşmaya başlar. Osmanlının çöküşünü hızlandıran Demiryolları artık genç Cumhuriyetin hizmetinde kalkınmanın sembolüdür. Atatürk demiryollarına büyük önem verir. Yurdun her köşesine demiryolu ile ulaşır. ”Ördük çelik ağlarla, yurdu her taraftan“ diye sembol şarkılar ile çoşku artar. 1950 yılına kadar binlerce kilometre demiryolu yapılır. Ancak 2.Dünya Savaşı ile kabuk değiştiren kapitalizmin yeni trendi, artık karayollarıdır.

Demiryolları üvey evlat muamelesi görüp yıllarca kenarda bekler durur. Avrupa sermayesinin yeni icadı otomobil sanayi, Pazar payını arttırabilmek için yeni yollara ihtiyaç vardır. Lastik tekerlekli otomobiller demiryolu rayları üzerinde gidemeyeceğine göre, karayolları yapımına hız verilir. Demiryolları ve buharlı trenler bugün artık tarihin derinliklerinde kalmış, ancak müzelerde sergilenebilir hatıralardır. Bizim de müze gezme alışkanlığımız olmadığı için demiryolları’nın şansı hayli zayıfladı diye düşünüyorduk. Ancak  83 yaşında ÖMER MUMCUOĞLU isimli demiryollarından emekli bir genç, Sirkeci Gar’ının kaybolmaya başlayan eski eşyalarını ve hatıralarını kendi gayretleri ile toplayarak yok olmaktan kurtarmış ve bir demiryolu müzesine dönüşmenin çalışmalarını yapmıştır.