Deprem bize uzak değil

331

Kırklareli TMMOB, Kent Konseyi, Kırklareli Belediye Başkanlığı ve Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odasının düzenlediği ve katılımcı olarak Prof.Dr. Haluk Eyidoğan, Nasuh Mahruki, Erdal Şahan, Yard.Doç.Dr. Ali Kılıç, Yard.Doç.Dr. Erdem Koç’ un katıldığı “DEPREM VE KENTSEL DÖNÜŞÜM “ paneli Kırklareli Belediyesi Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleşti. Konuşmacılar deprem ve kentsel dönüşüm hakkında detaylı bilgiler verdiler.

Toplantıyı Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu, Kırklareli eski milletvekili Turgut Dibek, Kırklareli eski belediye başkanı Cavit Çağlayan ilgi ile izlediler. Açılış konuşmasını yapan Dr.Erol Özkan mühendislerin yaşadıkları kentlere ve topluma karşı duydukları sosyal sorumluluk bilincinin bu tür toplantıların yapılmasına gerek duyulduğunu belirterek katılımcılara teşekkür etti.

KIRKLARELİ’ nin DEPREM RİSKİ

Şehrimizin sağlam zemine kurulu konumundan dolayı deprem riskimizin olmadığını ve yapılan deprem riski haritalarında ise 4. derecede riskli bölge ilam edildiğimiz için deprem konusu açıldığında konunun hep uzağında kalıyorduk. Ancak konuşmacılar olayın hiç öyle olmadığını ve deprem konusunun da gündemimiz ve bilgimiz dahilinde olması gerektiğini açıkladılar. Mesela bizim hiç bilmediğimiz ve kayıtlarımızda olmayan 09 Ağustos 1912 tarihli depremde şehrimizde az hasar olmasına rağmen Şarköy ve Mürefte’ de oldukça büyük hasara yol açtığını öğreniyoruz.  1912 tarihi bizim için Balkan Harbi Bozgununu hatırlattığı için başka konular hep gündem dışı kalmıştı. Halbuki felaket önceden gelmiş ve deprem bölgede büyük hasar ve panik yaratmış.

Yüz yıl öncesi ülkemiz ve dünya yeterli bilgi birikimi ve teknolojiye sahip olmadığı için gelen doğa olayları hep felaket ile sonuçlanmış. Deprem olmuş binlerce bina yıkılıp insanlar ölmüş ve evsiz kalmış. Halbuki gelişen dünya teknolojisinde deprem, evet olacaktır ama artık depremden dolayı felaketler yaşamaması için gerekli teknik tedbirleri almanın da yolları bulunmuştur.

DOĞAL VE MADDİ Kaynaklarımızı tüketen ŞEHİRLER

1965 yılında Adalet Partisi iktidara geldiğinde Türkiye’ nin gelişmişlik ölçüsünün şehirleşme ile olduğunu belirterek % 65 köylü, % 35 şehirli olan bir ülkenin gelişmiş sayılamayacağını belirtiyordu. Her konuşmasında bu oranları veriyor ve hızla şehirleşmeyi körüklüyordu. Sanki istatistiklerdeki bu oranlar değiştikçe hızla gelişecek ve kalkınacakmışız gibi.

15 yılda oranlar büyük ölçüde değişip şehirlerimiz gecekondu mahalleleri ile çevrilmeye başlayınca sorunlarda gelmeye başladı. Türkiye inanılmaz boyutlarda sosyal çalkantılar ve terör ile tanıştı. Terör’ ün suçlusu çabuk bulundu, işçiler ve üniversite gençliği. Binlerce genç öldürüldü, hapishanelerde işkence gördü, idam edildi. Sorun çözülebildi mi, elbette hayır. Hızlı ve çarpık büyüyen şehirler ve boşalan köyler. Oranlar derseniz tersine döndü. Bugün Türkiye’ nin nüfusu % 73 ü Şehirlerde, % 27 si köylerde yaşıyor. Gelişebildik mi? 50 yıl öncesini arar haldeyiz. 14.377.000 kişilik nüfusu ile büyük bir ülke haline gelen İstanbul’ un trafiği, konut sorunu, yol sorunu, su ve elektrik sorunları ülke kaynaklarının önemli kısmını israf derecesinde tüketiyor.

1999 depremi ile biraz rüyadan uyanır gibi olduk. Çarpık kentleşmeyi önleyebilmek için 6036 sayılı KENTSEL DÖNÜŞÜM YASASI ile karşılaştık. Depremin yaralarını sarmak için deprem vergisi bile icat ettik. Ancak geldiğimiz noktaya bakın deprem vergisi olarak toplanan milyonlarca liradan haber yok.

KENTSEL DÖNÜŞÜM NEDİR ?

Konuşmacılarımız kentsel dönüşüm konusu ile ilgili çok güzel hazırlanmış uyarıcı ve doyurucu bilgiler sundular. Detayları izleyenler için yazmaya gerek yok, ilgi duyanlar konuşmacıların internet sayfalarından daha geniş bilgileri okuyabilirler. Ancak bazı noktaları da önemle belirtmekte fayda var.

Kentsel dönüşümden amaç eskimiş ve yıkılmaya hazır binaları güçlendirmek veya yıkıp yeniden yapmak değil. Yeni sosyal alanlar yaratarak insanların daha güzel bir ortamda mutlu olmalarını sağlamak olmalı idi. Ancak görüyoruz ki kentsel dönüşüm, olmuş rantsal dönüşüm. İnsanlar daha mı mutlu, sosyal ilişkiler daha mı gelişti ? Köyleşen kentlerde yükselen gökdelen tarzı binalarda yaşamak zorunda kalan insanlar, ağaçtan, yeşilden ve sosyal ilişkilerden kopmuş olarak ve de en önemlisi eski mutluluklarını arayarak sinir hastası olmuş vaziyette yaşıyorlar.

Masa üzerinde planlandığı sanılan yapay kentler insanları değil binaların dış görünüşündeki görkemi yaşatma amaçlı. Ya o görkemli olduğu zannedilen binaların içinde yaşayan insanlar.

“ Mutlu İnsanlar Kenti- Kırklareli “ sloganı ile gündem yaratan Kırklareli’ nin Sayın Belediye başkanı ve kentin gerek idari gerek mimari ve teknik kadroları bu konuşmalardan ve verilen bilgilerden faydalanırlar umarım. Şimdilik bize uzak gibi duran deprem ve kentsel dönüşüm sözleri bir müddet sonra mutluluğumuzu geri alabilir. Kırklareli şu anda Türkiye’ de örnek gösterilebilecek bir kent konumunda, gerek yapılaşma, gerek yeşil alan ve sosyal alanlar ile birlikte geniş bir kullanım alanımız var.

6036 Sayılı kanunla yapılmak istenen kentsel dönüşüm çalışmalarının güzel bir örneğini 1989 lu yıllarda Ankara belediye başkanı Murat Karayalçın uygulamıştı. Hala örnek bir proje olarak kabul edilen bu proje geliştirilebilse ve uygulama alanları genişle idi, belki de 6306 sayılı yasaya gerek bile kalmadan bu iş çözülmüş olacaktı. Ancak olaya artık öylesine büyük rantlara dönüştü ki, hiçbir yatırımcı firma insan hakları, kent güzelliği, katılımcılarım birlikteliği gibi konulara bakmadan, kaç kat fazla çıkar, kaç para fazla rant gelir hesaplarına bakıyorlar. Dünya’ nın gelişmiş kabul edilen ülkelerine bakarsak eğer yüksek binalardan, hayalet şehirlerden kaçmaya başlamışlar. Ankara Dikmen Vadisi projesi gibi insan yaşamına ve mutluluğuna saygılı, doğa ile bütünleşmeye çalışan projeler üretiyorlar.

Hayırlısı diyelim, uğraşanlara hayırlı kazançlar.

Mustafa Karaca – Saranta Haber