Divânu Lügati’t-Türk (Türk Dilleri Sözlüğü)

Türk yazı dillerinin dil özelliklerini,  Türk illerinin İl özelliklerini  belirleyip derleyerek bir araya getiren Kâşgarlı Mahmud Divanü Lugati’t-Türk isimli eserini 1072-1074 tarihleri arasında yazmıştır.

Divanü Lugati’t-Türk’ün söz varlığı;  Türk kültürünün tarihsel boyutunu ve özelliklerini, aile yapısını, akrabalık ilişkilerini, eski ve yeni inançlarını, toplumsal yaşayışını, devlet yapısını, iktisadi etkinliklerini, sanatını, yemeklerini, haberleşmelerini, ulaşımlarını, silahlarını kısacası Türklerle ilgili her şeyi ortaya koyan eşsiz bir kaynaktır.

Kâşgarlı Mahmud Divanü Lugati’t-Türk’ü Neden Yazdı?

Kâşgarlı Mahmud, Divanü Lugati’t-Türk’ü yazış nedenini ilk sayfadaki metinde şöyle açıklamaktadır.

“İmdi, Kul Mahmut İbn el Hüseyin İbn Mahmut (El Kaşgari) derki; Talih güneşinin Türklerin  burcunda doğduğunu ve Tanrının Türk kağanlığını göğün felekleri arasına  yerleştirdiğini, Onlara  “Türk” dediğini ve eğemenlik verdiğini, onları Çağın kağanları yapıp Dünya ya hükmetmenin dizginlerini ellerine verdiğini, onları tüm beşeriyete memur ettiğini, doğruluğa yönelttiğini, onlara katılanları ve onlar adına çabalayanları güçlendirdiğini, böylece istedikleri her şeyi elde ettiklerini ve çapulcuların rezilliğinden kurtulduklarını anladım ki, akıl sahibi her insan onlara katılmalıdır. Aksi halde onların ok yağmuruna maruz kalır.  En iyisi Türklerin gönüllerini almak, kulaklarına eğilmek suretiyle onlara yanaşmak ve onlara kendi dillerinde konuşmaktır.”(1)  Şeklinde yazarak neden Türkçe öğrenilmesi gerektiğini kendisi belirtmiştir.

Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Malazgirt zaferinden hemen sonra İslam Dünyasında Türklerin, Türklüğün ve Türk dilinin öneminin daha da arttığı bir dönemde Araplara Türkçeyi öğretmek, Türkçenin Arapça kadar zengin dil olduğunu ortaya koymak amacıyla Divanü Lugati’t-Türk’ü yazmıştır.

Kaşgarlı Mahmut’un yazdığı özgün sayı kayıptır. Çevirilerle yeni baskılar Türkçeyi iyi bilmeyen Şamlı bir Mehmet’in kopya ettiği nüshadan yapılmıştır.(2)

Eserinin pek çok yerinde Türkleri ve Türklüğü öven Kâşgarlı Mahmud, Türklerin en güzel ve en etkili dile sahip bir kişisi olarak  iyi eğitimli, soylu Çok iyi kargı kullandığını bu özellikleri sayesinde bütün Türk illerini dolaşıp Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil, Yağma ve Kırgızların dillerini, sözlü edebiyat ürünlerini öğrendiğini bütün bu bilgileri kitabında en uygun bir biçimde sıralayarak düzenlediğini, sözleri arayanlar kolayca bulsun diye belirli bir düzene göre sıraladığını, atasözü, deyim ve şiir gibi edebî ürünlerle Türkçenin anlatım derinliğini ortaya çıkardığını anlatır.

Türklerin görgülerini, bilgilerini göstermek için söyledikleri şiirlerden örnekleri kitaba serpiştirdiğini,  sıkıntılı veya sevinçli günlerde yüksek düşüncelerle söylenmiş olan ve ilk söyleyenden sonra kuşaktan kuşağa aktarılan atasözlerini de kitaba aldığını yazar.

Eserinin sözlük bölümünü sekiz ayrı kitaptan oluşturduğunu, her kitabı da isim ve fiil olmak üzere iki bölüme ayırdığını belirten Kâşgarlı Mahmud kitapta bulunabilecek ve bulunamayacak sözcük türlerini de tablo hâlinde vermiştir. Eserine almadığı bu sözcük türleri; bırakılan, kullanımdan düşenlerdir.

Kâşgarlı Mahmud’un tuttuğu bu yol, çağdaş sözlük biliminde bugün de uygulanan bir yöntemdir. Türk sözlük biliminde açtığı bu çığır, Kâşgarlı Mahmud’a Türk sözlükçülüğünün atası unvanını kazandırmıştır.

Divanü Lugati’t-Türk’ün Sözlük bölümü adlar ve fiiller olmak üzere iki ana bölüme ayrılmıştır. Harf sayısına ve harflerin niteliğine göre sıralanan Türkçe sözcüklerin açıklaması Arapça olarak yapılmış, örnek cümleler yine Türkçe verilmiş, anlamları yine Arapça yazılmıştır.

Sözlükte ad türünden sözler Türkçe olarak verildikten sonra, yanına Arapça karşılığı yazılmış, açıklaması yine Arapça yapılmıştır. Fiil bölümünde ise belirli geçmiş zaman üçüncü teklik kişi çekimindeki Türkçe fiillerin gösterilmesinden sonra anlam verilmemiş, madde başındaki fiilin içinde geçtiği örnek cümleler Türkçe olarak yazılmıştır. Üstü kırmızı mürekkeple işaretlenen Türkçe örnek cümlelerin yanında da Arapça anlamları gösterilmiştir.

Sözlük bölümünde madde başı sözlerin bu düzen içerisinde verilmesi, Kâşgarlı Mahmud’un dil bilimciliğinin yanı sıra dil öğretimi konusunda da bilgi sahibi olduğunu göstermektedir.

Kâşgarlı Mahmud  Divanü Lugati’t-Türk’ün bittiğini şu sözlerle açıklar:

“Hamdolsun âlemlerin Rabbi Allah’a… Hüseyin oğlu Mahmud der ki: Bu kitabı yazmaya başlarken Türk dilinin sözlerini toplama, kurallarını ve usullerini bildirme, ölçülerini açıklama, bölümlerini sıralama sözünü vermiştik. Bu sözümüzü yerine getirmiş, amacımıza ulaşmış oluyoruz. Gereksiz sözleri, fazlalıkları, kullanımdan düşmüş şekilleri kitabın dışında tuttum. Burada sona eren kitabımız sonsuza kadar varlığını sürdürsün. Hamd, ezelî ve ebedî olan Allah’a, salat ve selam Muhammed’e ve onun soyuna olsun…“

Divanü Lugati’t-Türk’ün Söz Varlığı

Besim Atalay’ın üç ciltlik çevirisinin 1943 yılında yayımlanan “endeks”inde verilen sözcük sayısı ise 8.783’tür.

Divanü Lugati’t-Türk’ün Özbekistan’daki yayımında ise 9.222 sözcük bulunmaktadır.

M. Vefa Nalbant’ın çalışmasında ise Divanü Lugati’t-Türk’te 5.147’si ad, 3.477’si fiil olmak üzere 8.624 sözcüğün madde başı olarak bulunduğu belirtilmiştir.

Carl Brockelmann’ın yayımladığı Mitteltürkischer Wortshatz nach Mahmud al-Kaşgaris Divan Lugat at-Türk adlı eserde 7.993 söz bulunmaktadır.

Verilerdeki bu farklılığın nedeni, bazı çalışmalarda madde başı sözlerin yanı sıra madde içinde örnek cümlelerde geçen sözlerin de söz varlığına katılmış olması ve madde başı sözlerle birlikte değerlendirilmesidir.

Kâşgarlı Mahmud’a Göre;Yüce Tanrı, Türk’lerin adlandırılmasını kendisi üstlenmiş, onları yeryüzünün en yüksek yerinde, havası en temiz ülkelerinde yerleştirmiş ve onlara ‘Kendi ordum’ demiştir. Bunların yanı sıra Türklerin güzellik, sevimlilik, zariflik, incelik, tatlılık, büyüklere saygı, sözünde durma, sadakat, alçakgönüllülük, yiğitlik, mertlik gibi erdemleri vermiştir.

Kaşgarlı Mahmut’un Türklüğü ve Türkçeyi etkili anlatması onun da Kutadgu Bilig in yazarı Yusuf Has Hacip gibi Türk’cü ve Türkçeci  olarak nitelendirilmesine neden olmuştur.(3)

Divanü Lügati’t-Türk’ün Haritası

Divanı Lügati’t Türk ün önemli özelliği arasında eserin ilk sayfalarında (Çevirilerde son sayfasında)yer alan bir  harita bulunmaktadır. Bu harita  bir Türk’ün çizdiği ilk dünya haritasıdır. Kâşgarlı Mahmud, dönemindeki Türk topluluklarının hangi bölgelerde yaşadığını göstermek amacıyla çizdiği bu haritaya bazı ulusların yaşadığı bölgeleri de ekleyerek yeryüzündeki belirli bölgeleri gösteren bir dünya haritası oluşturmuştur. Bugünkü haritacılık tekniklerine göre ilkel sayılabilecek bu harita, on birinci yüzyıl koşullarındaki coğrafyacılık bilgilerine ve tekniklerine göre çok ileri düzeydedir.

Kaşgarlı Mahmud’un haritasını yuvarlak biçimde çizmesi ve bunu da dünyanın biçimi ile açıklaması, on birinci yüzyılda dünyanın yuvarlak olduğunun Türkler tarafından bilindiğini göstermektedir.

Haritanın çevresinde doğu, batı, kuzey, güney yönleri belirtildikten sonra sayfaların kenarlarında renklerin açıklaması yapılmıştır. Denizlerin yeşil, ırmakların mavi, dağların kırmızı, şehirlerin de sarı ile işaretlendiği kaydedilmiştir.

Kâşgarlı’ya Göre Türk Yazısı ve Alfabesi

Türk topluluklarının dili ile ilgili böylesine ayrıntılı ve Türk dili tarihi araştırmaları açısından son derece önemli bilgiler sunan Kâşgarlı Mahmud, Türklerin Arap kaynaklı yazıdan önce kullandığı ve Türklük bilgisinde Uygur alfabesi diye tanınan yazıyı tanıtmıştır. iki ayrı tabloda Uygur alfabesini veren Kâşgarlı Mahmud’un bu alfabeyi heca-i el-Türkiyye ‘Türk alfabesi’ diye adlandırmıştır. Ancak XVIII. yüzyıldan sonra bu alfabe bilim çevrelerinde Uygur alfabesi olarak tanınmıştır.

Türkçe yazının nasıl yazılması gerektiğini gösteren kaşgarlı Mahmut Eskiden beri Kâşgar’dan yukarı Çin’e dek, çepeçevre bütün Türk ülkelerinde hakanların ve sultanların yarlık (ferman) ve mektupları bu yazı ile yazılageldiğini açıklamıştır.

(1) Kaşgarlı Mahmut Divanü Lügati ‘t Türk Sf.11
(2) Güvenç BOZKURT Türk Kimliği sf.113
(3) DİLAÇAR A. Kutadgu Bilig İncelemesi sf. 72