Dünyada Su Sorunu Giderek Ciddileşiyor

Küresel ısınmanın yol açtığı sorunların başında dünya sularının yetersizliği gelmektedir. Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu konuda dünyayı uyarmakta, önlemler alınmasını istemektedir.

Cumhuriyet Gazetesi’nin son Bilim Teknoloji ekinde araştırma yazısı çıktı. Bu yazıya göre 2030 yılında insanlığın su ihtiyacı yüzde 40 daha fazla olacaktır. Bu durumdan 750 milyon insan olumsuz biçimde etkilenecektir. Dünyada en fazla su harcayan enerji üretim santralleridir. Enerji santrallerinde suyun fazla kullanılması nedeni ise soğutma içindir. Söz konusu yazıda belirtildiğine göre, önümüzdeki yıllarda enerji santrallerinde fazla su isteğinde bulunacaklardır. Özellikle Çin ve Hindistan fazla su harcamada önde geleceklerdir. Çünkü gelişmekte olan ülkelerde enerji tüketimi giderek artmaktadır.

Öte yandan dünyada 2,5 milyardan fazla insan temiz, sağlıklı su içmekten yoksundur. Dünya nimetlerini paylaşım noktasında bu insanlara temiz su sağlamak gerekmektedir. Bu sorun nasıl çözülecektir, belli değildir. Küresel ısınma ile denizlerde, akarsularda ve su kaynaklarında ileri derecede buharlaşma meydana gelmektedir. Bilhassa Akdeniz bölgesi ülkelerinde buharlaşma daha fazla ve hızlı olmaktadır. Türkiye önümüzdeki yıllarda bu sorunu ciddi biçimde yaşayacağa benzemektedir.

Uzmanlar, dünyada su sorununun çözülmemesi halinde “SU SAVAŞLARI BAŞLAYACAKTIR” görüşündedirler. Güçlü devletler zengin su kaynaklarına ulaşabilmek için savaşı öne süreceklerdir. Bu bağlamda savaş nedeni çorak ve kurak topraklar, kuraklıktan ileri gelen kıtlıklar olacaktır. NASA raporlarına göre Türkiye kuraklıktan en fazla etkilenecek ülkelerin başında gelmektedir. Su yetersizliği, su ihtiyacı yaşayan bazı Arap ülkeleri Türkiye’den daha fazla su isteğinde bulunmaktadırlar. Bu ülkelerin gelecekte su savaşlarını düşünmeleri ihtimal dahilindedir. Bu nedenle Türkiye muhtemel “Su Savaşları”na hazır olmalıdır. Bu bağlamda su Kaynaklarını koruma altına almalıdır. Ülkemizde yüzlerce, binlerce su kaynağı körletilmiş, kaynak suları çekilmiştir. Keza su kuyuları da ayni cehaletin kurbanı olmuşlardır. Bu kuyular ya körletilmişler, ya da foseptik kuyusu olarak kullanılmaya başlamışlardır.

Su, hayatı devam ettirmede şart görülen birkaç unsurdan biridir. Cahiliye devri insanları subaşlarında hayat bulmuşlar, oralarda yerleşmişlerdir. İlk uygarlıklarını subaşlarında yaratmışlardır. Kurak ve çorak topraklar susuzluk nedeniyle oluşmuşlardır. Suyun daha yeşertemediği çöller bir doğa olayıdır. Çöller yeşerirse şüphesiz ki tabiat güler. Yıllar önce İstanbul’da bir bilim adamının konuşmasını dinlemiştim. Bilim adamı diyordu ki; ”Dünyada iki harika ilaç vardır. Bunlardan birisi su, diğeri uykudur. Onlarsız yaşam mümkün değildir.

Madem insanlığın daha fazla su ihtiyacı olacaktır, o halde suyu israf etmekten, ihtiyaç ve amaç dışı kullanmaktan kaçınacağız. Muhakkak ki suyu kullanma bilgi ve eğitimi yetişen kuşaklara verilecektir. Buna ihtiyaç duyulacaktır. Zaman değişmekle nasıl ki ahkam değişiyor, yaşam koşulları da değişecektir. İnsanlar kendilerini yeni şartlara uyduracaklardır. Sayın Süleyman Demirel’in ifadesi ile “Vaa mı bunun başka türlüsü?