Ebeveynsiz Çocukluk

194

Ebeveynsiz Çocukluk: Janani House, Anastasya ve Summer Hill

Yazan: YOSUN KARACA on 2 MART 2017

Ebeveynlik nedir? Çocuklarımızın hayatlarında işe yarar figürler miyiz, yoksa inanılmaz bir yetenekle dünyaya gelen o saf varlıkların tüm doğal yeteneklerini yok eden gizli caniler mi?

Korumak, sevmek nedir bir anne için ve kapsamı nedir?

Çocuk için yaşam nedir? Bize ne kadar ihtiyacı var aslında çocukların? Biz olmasak ölür mü çocuk, yoksa biz mi çocuklarımızı yavaş yavaş öldürüyoruz?

Hindistan’da, Tamil Nadu eyaletinde Pondicherry denen küçük şehirde 5 yaşından 14 yaşına kadar aileleri olmayan on iki kız çocuğunun kaldığı bir NGO evi var. Non Governmental Organisation yani bizdeki STK (Sivil Toplum Kuruluşu).

Bu evde o çocuklarla bir hafta kaldık ve ailenin çocuğun hayatındaki yeri üzerine fikirlerim çok değişti. Bu evde yetişkin biri onların tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Üç öğün yemek, ödevlere yardım ve günlük işler o kadının gözetiminde yapılıyor. Yardımcı olarak, çocuklarla ilgilenen, onlara İngilizce öğreten, onlarla vakit geçirecek gönüllüler de çalışabiliyor. Bizim kaldığımız JANANİ GIRLS HOUSE, Prime Educational and Social Trust projesi. www.primetrust.org internet sitesinden ulaşabilir, gönüllülük başvurusunda bulunabilir, gidip onlarla yaşayabilirsiniz. Yaşama dair tüm algılarınızın alt üst olacağının garantisini verebilirim.

Doğada değiller ve evden çıkma olanakları sınırlı ama hep birlikte yemek yiyorlar, beraber şarkılar öğrenip söylüyorlar, kendi aralarında oyunlar oynuyorlar, haftasonu film izliyorlar, damda herkes kendi çamaşırlarını elde yıkıyor, asıyor, büyükler daha küçük olanlara her konuda  yardım ediyor, saçlarını tarıyor, bitlerini ayıklıyor, okul önlüklerini giymelerine yardım ediyorlar ve, hiç biri başka bir yetişkine ihtiyaç duymuyor.

Kendi çocuğum için hayal edeceğim bir hayat olduğunu söyleyemem. Özgürlükleri kısıtlı. Burada değindiğim nokta, günlük yaşamda hiç bir yetişkine ihtiyaç duymadan yaşayabilmeleri gerçeği.

Çocukların yaşamlarını, özgürlüklerini ve kendi keşfedecekleri öz bilgilerini yok edercesine öyle sarıp sarmalıyoruz ki, çocuklar kendi başlarına hareket edemeyecek hale geliyorlar.

Vladimir Megre’nin Çınlayan Sedir dizisinin birinci kitabı ANASTASYA, yazarın 1994 te Sibirya’nın taygalarından birinde rastladığı, doğduğundan beri binlerce yıldır atalarının yaptığı gibi sedir ormanında yaşayan, doğayla tam olarak bütünleşmiş ve inanılmaz açık zihinli bir kadınla, Anastasya ile karşılaşmasını anlatır. Uygar dünyaya, eğitime, aileye ilişkin bakışımızı sarsacak fikirleri vardır Anastasya’nın. Çocuk yetiştirmeye,eğitime  dair bir pasaj:

“Oğlumuzu nasıl yetiştireceğiz Anastasya?” diye sordum. “Şunu kafana sokmaya çalış: Henüz onu eğitemezsin… çocuğun, senin düşündüğün türde maddi yardımlara ihtiyacı olmadığını anla. Daha bebekliğinde o kadar çok bilgi edinip o kadar çok şey kavrayacak ki (doğadan aldığı bilgiden bahsediyor) senin anladığın manadaki eğitim (uygar dünyanın örgün eğitim sistemi) bunların yanında komik kalacak. Büyük bir matematikçiyi ilkokul birinci sınıfa göndermek gibi bir şey.”

Bir de Alexander Sutherland Neill’ ın çocukların yatılı kaldığı, ebeveynle ilişkileri sınırlayan, çocukların yetişkinlerle tamamen eşit sayıldığı Summerhill okulu var.

İhtiyaçlarını karşılayacak uygun ortamları varsa, çocukların ebeveynlere ihtiyacı yok. Kendi oğlumda da gözlemlediğim bir gerçek bu. Kaygılı ebeveynler, çocukların ne isteyip ne istemeyeceğine karar veriyor, onları bedenlerini ve ruhsal dünyalarını tanıyacakları fırsatlardan uzaklaştırıyorlar. Ne üşümelerine, ne düşmelerine, ne kendi öznel yöntemleriyle düşünmelerine, kaybolmalarına fırsat vermiyorlar. Çocuklar da doğal olarak potansiyel olarak taşıdıkları inanılmaz yeteneklerini hiç kazanamadan kaybediyorlar. Janani Girls House, ebeveynin çocuğun yaşamındaki varlığın sınırlarını algılamam konusundaki katkısı büyük oldu. Oradaki tüm kızlar, beş yaşından on dört yaşına kadar, öyle güçlü, öyle becerikli, öyle güzeller ki.