Eğer köpekbalıkları insan olsa idi

149

WENN DİE HAİFİSHE MENSCHEN WAREN
“EĞER KÖPEKBALIKLARI İNSAN OLSA İDİ”

Politik yazıları ile ünlü Alman yazar Bertolt Brecht yıllar önce yayınlanan bir yazısında köpekbalıklarından bahsediyordu. Denizlerin bu korkunç yaratığı insanları korkuttuğu gibi denizde yaşayan tüm balık ve diğer canlıların düşmanı idi. Bütün bu korkulu duruşlarına rağmen onların insan olmaları halinde, bugün insanların insanlara yaptığını yapamayacağını Yazıyordu.

Köpek balıklarının insan olmaları halinde, kendi beslenme kaynakları olan küçük balıkların güvenli yaşamaları için barınacakları sağlam ve güvenli bölgeler yapardılar. Bu güvenli bölgelerde yaşayan balıklar daha iyi beslensin, huzurlu olsun, daha semiz olsun ki köpekbalığının karnı acıktığı zaman kendisine iyi bir yem olsun.

Eğer köpek balıkları insan olsa idi, eğitime önem verir, küçük balıkların köpek balıklarına biat etmesini, bir köpek balığına yem olmanın ne kadar büyük bir sevap olacağını, aslında köpek balığının midesinin her canlının gideceği cennet olduğunu öğretirler, bu öğretiye uymayan veya karşı gelenlerin ise, vaat edilen cennete hiçbir zaman gidemeyeceklerini ders programlarına alırlardı.

Bu öğretilere ve düzene karşı gelenleri cezalandırmak için kurmuş oldukları biraz daha iri balıklardan oluşan düzen orduları ve güvenlik güçleri ise en ufak bir başkaldırı da sert tedbirler ile müdahele de bulunmak hakkına sahiptiler.

Eğer köpek balıkları insan olsa idi, yaşanabilir temiz bir çevre için her türlü özverili çalışmayı yapar ve yaşadıkları denizleri temiz tutmaya özen gösterirdiler.

Yazı böyle devam ediyor. Yayınlandığı yıllarda siyasi çevrelerden büyük tepkiler almış ve yazar çeşitli şekillerde cezalandırılmaya çalışılmıştı. Ancak yıllardır yaşananlar bize, yönetime gelenlerin gözünü bürümüş olan hırs ve kibir, insanoğlunun çok daha insafsız ve ileri gidebilecek vahşi bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.

İstanbul’ un nefes aldığı son alanlardan biri olan Taksim Meydanı teknik olarak mimar ve mühendislerin, çevrecilerin ve en önemlisi orada yaşayan halkın karşı çıkmasına rağmen inatla son yeşil alanları tahrip edip, üzerine Topçu Kışlası adı altında AVM kurmayı hangi akıl ve mantık ile yapabilmeye çalışıyorlar anlayabilmiş değilim. Eğer Taksim’ in yapısında beğenilmeyen veya illa ki değişmesi gereken bir şeyler varsa, bu değişikliklerin yetkili ve bilgili kişilerce değerlendirilip, halkın bilgi ve onayına sunulması daha doğru olur du düşüncesindeyim. Belki ortaya herkesin beğenebileceği “işte bu “ diyebileceği güzel bir yapılandırma çıkabilirdi.

İstanbul’ da halkın haklı tepkisine karşı polis’ in kullandığı coplar, gazlar bir insanın insana yapabileceği en büyük vahşet ve saygısızlıktır Ancak gelişmeler öylesine hızla gelişiyor ki orada bulunan polislerin yerinde kimse olmak istemezdi herhalde. O üzerine kimyasal gaz sıktığı, copladığı, hakaret edip tartakladığı insanlarla bir başka mekanda karşılaştıklarında nasıl yüzlerine bakabilecekler, düşünmek bile istemiyorum.

O polis akşam eve gittiğinde eşinin ve çocuklarının yüzüne nasıl bakabilecek ve yaptıklarını çocuklarına nasıl anlatacak. Belki “ bana verilen emri uyguladım” diyebilecektir. Ya, o emri verenler çocuklarına neler diyebilecek…

Taksim olaylarının yarattığı infial bütün yurda dalga dalga yayıldı. İletişim çağındayız, vicdanı olan her insan orada yapılanları kabullenemez, kabullenmemeli ve kabullenmediler. Türkiye’ nin her il ve ilçesi, her siyasi görüşteki insanları sokaklara döküldü ve yapılanları protesto etti. Bu kitlelerin içinde AKP’ ye oy verenlerde vardı elbette. İnsanım diyebilen hiç kimsenin kabullenemeyeceği hakaret ve davranışları asla kabul etmeyenler arasında Kırklareli de vardı. Binlerce insan sokaklara döküldü ve insanın insana yaptığı insanlık dışı davranışları protesto etti. Ancak polis müdahelesi olmayınca hiçbir olay olmadı. Demek ki olay kitlelerde değil, verilen emirleri yanlış uygulayan veya polisine yetkilerini aşan emirleri verenlerde imiş. Kırklareli polisi halka karşı saygılı davrandı, halk görevini yapan polise saygılı davrandı ve ortaya örnek bir durum çıktı. Modern demokrasiye, insana saygılı ülkelerde olması gereken de bu idi elbette. Kırklareli Valiliği ve Kırklareli Emniyet Müdürlüğü’ nü bu örnek, halkın demokratik tepkilerine saygılı ve sabırlı davranışlarından dolayı kutluyorum.

İnsan olduğumuzu unutmayalım, hırs ve kibir en büyük gücümüz gibi görünse de, aslında en büyük düşmanımızdır. Dikkatli olmak zorundayız, yoksa emperyalizmin köpek balıkları adamı ham yapar. Köpek balıkları kadar bile olamıyorsak eğer, işte o zaman insanlığımızı sorgulamaya başlayalım.

Mustafa Karaca – SARANTA HABER

Son ağaç kesildiğinde
Son Son nehir kuruduğunda
Son Son balık öldüğünde
Beyaz adam paranın yenmeyen bir şey
Olduğunu anlayacak
Kızılderili atasözü
(sözümüz anlayana ve anlamak isteye elbette)