Elmacık Köyüne RES

13

RES’LER (Rüzgar Elektrik Santralları) ELMACIK’TA

Bugün dünyamızın en önemli sorunları hangisidir diye sorulsa, ilk sırada değilse bile ilk üçten biri olarak ENERJİ diyebiliriz. Enerji, günümüzde, yaşamın devamını sağlama konusunda en elzem ihtiyaçlarımızın başında gelir.

Modern dünyada kullandığımız bütün araçlar, çeşitli enerji türlerinden biri ile çalışmaktadır. Kol ve kas gücüne dayanan enerji günümüzde önemini tamamen yitirmiştir. Devasa fabrikalardan, en küçük işletmelere, ulaşım araçlarının en büyüğünden, en küçüğüne, kitle iletişim araçları, tarım alanında kullanılan bütün araç gereçler, savaş araç ve gereçleri bir enerji türü ile çalışmaktadır. BU YÜZDEN ENERJİ GÜNÜMÜZÜN VAZGEÇİLMEZİDİR. Dünyamızda artık savaşların en birinci sebebi enerji paylaşımıdır. Şu an dünyada yapılmakta olan savaşların tamamının sebebi de budur.

Ülkemizde de, enerji çok önemlidir. Çok büyük doğal enerji kaynaklarına sahip olmamıza rağmen, maalesef ülkemiz enerji konusunda dışa bağımlıdır. Enerji ihtiyaçlarımızın çok büyük bir kısmını, komşu ülkelerden temin etmekteyiz. Bu durum  yukarıda saydığımız ve enerji kullandığımız bütün alanların, herhangi bir durumda bağımlısı olduğumuz ülkelerin inisiyatifine bağlı olduğu anlamına gelmektedir.

Bu konu üzerinde, günlerce yazmak mümkün ama, bir makale sayfası alanında bu mümkün olmaz.  Bu sebeple asıl konuya geçmek istiyorum. Elmacık ve çevre köylerinde, (Kocatarla, Tastepe, Kocayazı, Kofçaz Merkez, Kadıköy, Kuzulu) kurulacak olan 0nsekiz(18) adet Rüzgar Elektrik Santralı ne için kurulmak istenmektedir.

Ülkemizde enerji ihtiyacı ve eksikliği, sık sık devlet yetkilileri tarafından da medya organlarında seslendirilmektedir. Çok uzun yıllardır ülkemizde, enerji yatırımları ihmal edilmiştir. Üstüne üstlük var olan üretim ünitelerinin ortalama %40 kapasite ile çalıştığı işi bilen kimseler tarafından ifade edilmektedir. Yurttaşlarımızın %15’inin elektrik parası ödemediği hepimizin bildiği bir gerçektir. Bu durum teknoloji yenileme ve kapasite arttırımı şansını yok etmektedir. Bu durumda devletimizin imdadına özel teşebbüs koşmaktadır. Elinde parası olan sermayedar, garanti alıcısı devlet olan bu alana balıklama atlamaktadır. Sermayedar bu alanda iş yapmak istiyorsa, EPDK(Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu)’na müracaat eder. EPDK ona yapması gerekli yükümlülükleri hatırlatır. Sermayedar bunları yerine getirince EPDK ona çalışabileceği alanları gösterir. Sermayedar iş kurabileceği alanları gezer ,gerekli incelemeleri ve araştırmaları yapar, işine uygun düşmüşse işe koyulur.

İşin en önemli kısmı ÇED raporu alma aşamasıdır. Bu alanda işi almaya talip Kadife Enerji, toplam 19 rüzgar trübininin her biri için 10 000 metrekare’den 180 000 metrekare ve 40 000 metrekare üzerine kurulacak (Tamamı Çancı’da)merkez santral için bu alanda aidiyet kazanmaktadır. Bu alanlarda, talip olmuş, Kadife enerji firmasının bu alanı sahiplenmesi ve bu işi  yapma durumuna gelmesi, ÇED raporunun olumlu olmasına bağlıdır.

Elmacık köyü ile ilgili konuşacak olursak, kuşların göç yolları üzerinde bulunuyor olması  bizim için önemli bir durumdur. Ayrıca, bu alanda bulunan, endemik bitki ve hayvan türlerinin varlığı yada yokluğu konusunda şu an itibarıyla bilgi sahibi değiliz. ÇED raporu hazırlanması evresinde bunlar da ortaya çıkacaktır.

Gelelim sadede. Elmacık köylüsü olarak, bizim bundan yararımız nedir? Hepimiz biliyoruz. Bugün için, en ucuz ve yenilenebilir enerji türü  Rüzgar Enerjisidir. Ülkemizin de enerji ihtiyacı açık açık belli iken, bu duruma karşı çıkılabilir mi? Bu konu ile karşı karşıya gelene kadar, ben de öyle düşünüyordum. Ama konu bir anda ortaya çıkınca, hemen bizden önce bu durumla karşılaşmış insanlara, yerlere baktık. Baktık gördük ki, durum hiç te öyle değil. İzmir Karaburun’da, köylülerin anlattıklarını dinledik. Şikayetler burada anlatmakla bitmez. Onu başka bir yazıda anlatırız. Bir firmanın, biraz para kazanması uğruna, asırlardır sahibi olduğumuz, köyümüzün en güzel tepelerini, bu alanlarda yetişen en doğal, eşsiz güzellikteki bitkilerini, bugüne kadar özgürce ve huzur içinde yaşamış türlü, çeşitli canlılarını şak diye peşkeş çekmek, hiçbir Elmacık’lının kabul edebileceği bir şey değildir.. Atalarımız, bin yıldır bu toprakların her türlü kahrını çekerek , uğrunda yeri geldiğinde canlarını bile feda ederek,  kardeşçe, barış içinde, el ele,   bu günlere kadar emaneti taşıdılar. Bizim de bu doğa cennetini çocuklarımıza, torunlarımıza bırakmak mecburiyetimiz vardır. Yarın  biz, köyümüzün meralarında gezerken, daha düne kadar o yerlerden haberi olmayan insanlardan, izin belgesi almak zorunda kalırsak; o elektriği istemiyoruz. Ben köyümde yaşadığım günleri gaz lambası ile yaşadım. Bundan sonra da orada aynı şekilde yaşarım.

Eğer bir gün devlet, yada özel teşebbüsten aldığımız elektrik kesilirse, biz cefakar ve vefakar Elmacık köylüleri, kendimize yetecek elektriği üretecek direği, istediğimiz yere diker,  elektriğimizi üretir, paylaşır, kardeşçe yaşamamıza devam ederiz. Doğamızın bekaretine  başkalarının dokunmasına izin veremeyiz. VEREMEYİZ…VERMEMELİYİZ…

Osman Zengin – 28.12.2013