Emperyalistler Moskova’ya

101

DİKTATÖRLERİN SON YOLCULUĞU:  MOSKOVA

1968 li yıllarda Dünya’ da ve Türkiye’ de esen özgürlük rüzgarları başta öğrenciler olmak üzere toplumun büyük kesimini heyecanlandırmış ve kitlesel hareketler başlamıştı. Hareketin başını üniversite öğrencileri çektiği için 68 kuşağı diye adlandırılan yeni bir nesil ortaya çıkmıştı.

Bu özgürlük hareketi geniş kitlelerce kabul görmüş ve şarkılara yansımıştır. O dönemde söylenen şarkılar sevgi, saygı ve özgürlük üzerine söylenmiş ve geniş kitlelerce marş haline dönüştürülmüştü.   Zülfi Livaneli’ nin Nazım Hikmet ve Sabahattin Ali şiirlerinden bestelediği şarkılar meydanlarca topluca söylenmeye başlamıştı. “ HEY ÖZGÜRLÜK” şarkısı kitlelerin kabul görüp meydanlarda heyecanla söylediği bir şarkı olarak hala hafızalardadır. Şenay’ın “ Bu ne Dünya kardeşim, seven sevene”,  SEV KARDEŞİM ELİNİ VER BANA” , Ali Rıza Binboğa’ nın öğretmenler için söylediği “ kölesiyim öğretmenin” gibi şarkılar hep sevgi, saygı ve özgürlük temalı şarkılardı.

Bu şarkıları söyleyen kitleler ve özellikle 68 kuşağı diye isimlendirilen öğrenciler solcu diye tanımlanmış ve karşıt görüşlü kişilerce “ KOMUNİSTLER MOSKOVA’ ya “ diyerek suçlanmıştır. Toplumun daha özgür, sevgi ve saygı’ ya dayalı bir yaşam tarzını istemeyen veya bu özgürlüklerden rahatsız olanlar, maalesef siyasal iktidarın da desteği ile, karşıt kampanya başlatarak toplumu  bölmeye başlamışlardır.

1410 lu yıllarda Şeyh Bedreddin’ in Trakya ve Balkanlarda başlattığı özgürlük ve eşitlik hareketi nasıl kanlı bir şekilde bastırıldı ise 68 gençliğinin üzerine de ayni kanlı baskılar gelmeye başlamıştır. Yalnızca “Komunistler Moskova’ ya söylemleri yeterli olmamış, komunist olarak nitelendirdikleri gençleri katletmeye başlamışlardır. 450 yıl önce Şeyh Bedreddin hareketi başladığında buna karşı çıkan Hacı Fakı’ nın söylediği gibi “ bu nasıl bir düzen herkes eşit. Herkes eşit olunca biz kime sadaka verip sevap işleyeceğiz. Yetişin din elden gidiyor. “ Halbuki ne din elden gidiyordu, ne Müslümanlık. Sadece çıkarı bozulan yobazların gelirleri elden gidiyordu. Kuran’ ı Kerim de sevap işlemenin birçok yolu ayetler vasıtasıyla açıklanmasına rağmen onlar sevap işlemeyi sadece fakirlere sadaka vermek olarak görüyordu.

Aradan kırk beş yıl geçmiş olmasına rağmen biz henüz Moskova’ ya gidemedik. Ancak o günlerde bizleri Moskova’ ya gönderen, sonradan birbirimizi tanıyıp dost olduğumuz sağcı arkadaşlarımız bizden önce Moskova yolun gördüler.

Tarihi incelediğimizde Moskova yolunun pek hayırlı bir yol olmadığını görüyoruz. Moskova tek gidiş bileti olan ve dönüş bileti satılmayan bir yolculuk gibi. İlk olarak ünlü Fransız imparatoru NAPOLYON Moskova’ ya gitmeyi denedi.300 Bin kişilik Ordu ile 14 Eylül 1812 tarihinde Moskova’ ya  girdi..Bu yolculuk onun sonu oldu. Dimyat’ a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu misali, Moskova’ yı alacağım derken Paris ve taht elden gitti.

Tarihte bir başka diktatör, Alman Hitler’ de 1 Ekim 1941 tarihinde Moskova’ya tek gidiş bileti girerken oradan dönemeyeceğini bilmiyordu. Berlin ve diktatörlük tahtını kaybetti. Anlaşıldığı gibi Moskova sevdası insanlara ve özellikle diktatörlere iyi gelmiyor.

Bugün’ e gelirsek eğer Amerika’ nın Başkanı Obama’ da Moskova ile oyun oynamaya başladı. Ancak bu oyunda Napolyon ve Hitler gibi yalnız savaşmaya cesaret edemeyip yanına aldığı Orta Doğu’ nun küçük diktatör özentilerini de oyunun içine katarak korkaklığını kamufle etmeye çalışıyor. Anlaşılan o ki Moskova ile oyun oynamak tehlikeli bir denemedir. Tıpkı Napolyon ve Hitlere gibi Orta Doğu’ nun küçük diktatörcükleri ve onların ağababası ABD Başkanı’ ın da sonu ayni olacaktır. Moskova diktatörlerin son yolculuğudur.

Bütün bu tarihsel gelişmeleri iyi bilen ve yakından yaşayan ülkemizin böyle bir bataklığa saplanacağını sanmıyoruz. Cumhuriyetimizin gelenekleri üst düzey yöneticilerimizin diktatörcük hevesine kapılmayacak kadar köklü ve devlet terbiyesine uygundur.  Bizi bu oyunun içine çekmek isteyen ABD Başkanı, Suudi Arabistan Kral’ı, Katar Emir’i gibi diktatör bozuntuları girdikleri Moskova yolunda Hitler ve Napolyon gibi bir sonu yaşayacaktır. Önemli olan o gün bizim nerede ve ne durumda olduğumuzdur. Çünkü diktatörler yıkılırken, dükkana girmiş fil gibi, sadece kendilerinin değil ülkelerinin de sonunu yazarlar.

Rusya bu tür diktatörlerin bugünün şartlarında Moskova’ ya giderek sonlarını yazamayacağını anladığı için olacak Moskova isimli savaş gemisini Orta Doğu’ ya göndererek sonu gelen diktatörlere VİP hizmeti vermek istemiştir. Moskova bu kadar yakınınızda buyurun arkadaşlar.

Mustafa Karaca – SARANTALI KÖYLÜM