Ergin Kalınoğlu – Nefes Almak

218

Anlatırlar, Papa Amerika’yı ziyaret etmiş.
Uçaktan indiği gibi gazeteciler etrafını sarıp çeşitli sorular sormaya başlamışlar.
Bir tanesinin de muzipliği tutup soruyu patlatmış ‘Sayın Papa hazretleri genel evler hakkında ne düşünüyorsunuz.’
Papa şaşkın ne diyeceğini bilemez haldeyken ‘Amerika’da genelev var mı? deyivermiş.
Ertesi gün çıkan bütün gazetelerde manşet ayniymiş ‘Papa uçaktan iner inmez sordu ‘burada genelev var mı’?
Gerçeği çarpıtmayı anlatan muhteşem bir hikaye.
Doğru mu?
Doğru.
Dedin mi?
Dedin.
Şimdi anlat anlat dur Papa hazretleri ‘öyle değil de böyle’ diye.
—***—
Sıkıcı corono günlerini yaşadığımız bu günlerde aklımıza gelmeyecek birçok tuhaflıklar yaşadık.
Belki daha da yaşayacağız, ya da bir daha yaşamayacağız.
Bilinmez.
Ancak beni en çok şaşırtan minnacık bir virüs korkusuyla başta Kabe olmak üzere cami, klise ve havra dahil tüm ibadet yerlerinin kapatılmasıydı.
Camilerin ve ibadet yerlerinin kapatılması doğru muydu?
Tabii ki doğru.
Çünkü bilim böyle emrediyor.
O ne derse o olur.
Ama yine de corono öncesi böyle bir olay yaşayacağımız asla aklıma gelmezdi.
Üstelik bu hükümet zamanında Camilerin kapatılması.
Olacak şey değil.
Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.
Sanki etme bulma dünyası.
İyi de bu da nereden çıktı şimdi!
Bunları düşünürken aklıma yıllarca aşırı dindarların İnönü’ye camileri kapattı diye saldırıp durmaları geldi.
Ne alaka!
İyi de neden?
Sahiden İNÖNÜ Camileri kapattı mı?
İkinci Dünya savaşının en şiddetli geçtiği zamanlarda, Naziler Yunanistan’a girmişler Trakya’ya saldırmaları an meselesi iken, hükümette başta askeri olmak üzere bir çok önlemler almış, bu arada Topkapı Sarayı’ nda ki Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı feth etmesiyle getirilen Peygamberimize ait eşsiz kutsal emanetlerin korunması ve olası bir Nazi işgalinde Almanların eline geçmemesi amacıyla bu eserlerin Anadolu’ya nakledilmesi kararlaştırılmıştı. Bu amaçla Alman savaş uçaklarının ulaşamayacağı bir uzaklıkta olan Niğde uygun görülmüş.
İbadet yerleri kutsal yapılar olduğundan Birleşmiş Milletler Sözleşmesi gereği buralarda daha iyi korunacağı düşünülerek tam 48 vagon dolusu eser Niğde’de dört yıl boyunca saklandı.
Bu kutsal emanetler arasında Hazreti Muhammed’in sancağı, kılıcı, Hazreti Osman’ın şehit edildiğinde elinde olan kanlı Kuran’ı ve padişahlardan kalan onlarca eseri sayabiliriz.
Bu emanetlerle birlikte Topkapı Sarayı müdürü ve görevlilerde bu emanetlerle birlikte Niğde’ye gönderilmişler, askeri birliklerde gece ve gündüz nöbet tutarak kimseyi eserlerin bulunduğu cami ve medreselere yaklaştırmamışlardır.
1943 yılında İnönü Churchill ile Adana’da görüşmeye giderken trenini Niğde’de durdurmuş bizzat eserlerin korunmasını yerinde incelemiştir.
Bu olay yıllarca özellikle gericilerin İnönü dönemi karalamak için yaptıkları en büyük propaganda aracı olmuştur.
Onlara göre İnönü dinsizdir.
Camileri din düşmanı olduğu için ibadete kapatmıştır.
Örnek olarak da Niğde gösterilir.

Ne tuhaf şimdide camiler kapalı.
Ya böyle işte.
Bir olayı duyduğumuzda hemen yargıya varmamak, arkasındaki nedeni bilmeden yorum yapmak şeklen doğru olsa bile özünde adil olmuyor.
Şimdi ne diyeceksiniz?
Camiler gene ibadete kapalı.
Lafın bittiği yerdeyiz.
İnsanın sen neymişsin be CORONO diyeceği geliyor.

Corono demişken bu ancak elektron mikroskopları ile görülen yarı canlı bize daha birçok şey öğretti.
Her gün televizyonlarda günlerce ayni şeyleri dinledik.
‘Amerika, Çin Rusya, aşı, ilaç, pandemi, AVM, özgürlüklerin kısıtlanması, park bahçe vs’.
Onca teknolojiye ve onca böbürlenmeye karşılık Sonuç: ÇARESİZLİK.
Ama bir şey gördük ki inanılmaz.
Doğadan insan çekildikçe sanki doğa canlandı, özgürleşti.
Doğa özgürleştikçe diğer canlılar daha çok çoğalmaya başladılar.
Sanki balıklar daha çok çoğalmaya başladılar.
Sokağa çıkma yasağı oldukça doğadaki canlılar daha az zarar görmeye başladılar.
Yakıt kullanımı azaldıkça hava daha temiz oldu.
Havadaki karbon yani duman azalınca ozon tabakasındaki yırtıklar azaldıkça azalmış.
Ozon deyip geçmeyin.
Yaşamımız için çok çok önemli.
Güneşten gelen ultraviyole dediğimiz kısaca bizi kanser yapan ışınları tutan hava tabakası.
Örnekleri daha da çoğaltabiliriz.
Sonuç olarak insanlar çoğaldıkça sanki diğer canlılar sanki YAŞAM YOK OLUYOR.
İnsanlar azaldıkça doğa canlanıyor.

Neyse; corono nedeniyle ara verdiğimiz yazılarımıza tekrar başlıyoruz.
Corono bize sahip olup ta fark edemediğimiz birçok şeyimizi de fark ettirdi.
En önemlisi yaşamak için sadece NEFES almanın yetmediğini…

Ergin Kalınoğlu (29 Mayıs 2020) Kırklareli