Estergon Kalesi Bre Dilber Aman

Macaristan’da 168 yıl süren Osmanlı yönetiminden kalan son hatıra Budapeşte’ye 60 km mesafede bulunan Estergon Kalesi’dir. Biz, yıllarca Estergon Kalesi’ne gitmesek bile türkülerimize girmiş olan “Estergon Kalesi bre dilber aman- subaşı durak” türküsü ile yüzyıllardır halkın arasında unutmadan yaşatmışızdır.

Tuna Nehri üzerinde Osmanlının aldığı ve yüzlerce yıl yönettiği onlarca kalenin isimlerini ve izlerini unutmuşuz ama Estergon Kalesi’ni bir türkü ile yaşatmışız. Demek ki, resmi tarihler ne yazarsa yazsın, tarihi yaşatan halk ve türkülerdir. Halkın sahiplenmediği hiçbir olay uzun süre yaşamıyor.

Fakat biz yine de işe biraz resmiyet katalım ve herkesin bildiği bilgileri bir defa daha paylaşalım. Estergon Kalesi 13.yy başlarında Macar Kralı tarafından yaptırılır. Macaristan’ın idari ve dini başkenti olarak 1241 yılına Moğol istilasına kadar kullanılır. Moğol istilası atlatıldıktan sonra Kral IV. Bela 1256 yılında Macaristan’ın idari başkentini bugün Budapeşte olarak bilinen Budin’e taşır. Estergon dini başkent olma özelliğini bugün dahi sürdürmektedir.

Başpiskoposluk binası halen müze olarak kullanılmaktadır. Macarlar bir defa istila görmüş, kendini savunamamış bir şehri idari başkent olarak kabullenemezler. Ancak yeni başkentleri Tuna nehrinin iki yakasına kurulmuş olan Budin ve Peşte şehirleri de 1530 yılında Avusturya Kralı Ferdinand tarafından alınır. Macarlar için 400 yıl sürecek bir istilalar süreci başlar. 10 Ağustos 1543 yılında Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman 12 gün süren bir kuşatma sonucu kaleyi Avusturyalılardan alır. Macarlar için değişen bir şey yoktur. Bir egemen gitmiş yerine bir başka egemen gelmiştir. Daha adil olmasına rağmen daha güçlüdür ve kolay kolay gidecek gibi değildir.

Osmanlının Avrupa’da son sınırı olduğundan gelecek saldırılara karşı daha iyi ve güçlü dayanabilmek için Osmanlının en seçkin askerleri kalede görev yapar. Tuna’ nın bir tarafında güçlü ve yakışıklı Osmanlı askerleri, diğer tarafında güzel Macar kız-ları. Ateşle barutu ancak Tuna’ nın serin suları ayırabilir. Kale Komutanı her ne kadar disiplini elden bırakmaz ve askerlerin kaleden çıkıp karşı yakaya gitmelerine izin vermez ise de, kaçamak sevdaların oluşmasına engel olamaz. Tuna Nehrinin serin suları sevdalıları ayırdıkça, yürek yakan sevdalar ve türküler karşılıklı söylenmeye devam eder.

Yine bir ağustos sıcağında kale Alman-Leh ve Venediklilerden oluşan güçlü bir ordu tarafından kuşatılır. Kale Komutanı Sokulluzade Lala Mehmet Paşa ve güçlü Osmanlı askerleri Kale’yi kahramanca savunurlar ama beklenen yardım bir türlü gelmez. Osmanlının yıkımına sebep olan siyasi entrikalar ve saray oyunları başlamıştır artık.  4 Ağustos 1595 yılında Estergon Kalesi düşer. Savunma esnasında kalede bulunan Osmanlı tarihçisi İbrahim Peçevi savunmayı şiirsel bir üslupla kaleme alır. İşte bu savunmadan sonra ünlü “Estergon Kalesi bre dilber aman”, türküsü dillerde dolaşmaya başlar. Kaleyi terk etmek zorunda kalan askerlere uzaktan da olsa sevdiği sevgililerinden ayrılmak çok zor gelir. Avusturyalıların okları vücutlarını delemez ama, ayrılığın acısı yüreklerini delmeye başlar.

Tuna’nın karşı kıyısında bulunan ve bugün Slovakya toprakları olarak kabul edilen “Storova-Ciğer Delen Kasabası”, o günün sevdalarını bugüne taşıyabilmek için hala “Ciğer Delen” olarak anılır halk arasında.    

Bugün Estergon Kalesi’ ni ziyarete giden gruplara olayın güzelliğini anlatmak için, önce Slovakya topraklarına Ciğer Delen’e geçilir, oradan Estergon Kalesi’nin panoramik fotoğrafları çekilir ve daha sonra Estergon Kalesi’ne geçilip Ciğer Delen’in fotoğrafları çekilerek hikayenin tamamını anlamaları sağlanır.

Ciğeri sevdadan delinen askerler mi dayanamaz, yoksa Osmanlının politikası mı dayanamaz veya kaleyi kaybeden son komutan Sokulluzade Lala Mehmet Paşa’nın Sadrazam oluşu mu etkili olur, Osmanlı 3 Ekim 1605 tarihinde Estergon Kalesini tekrar geri alır. 1683 yılına kadar 78 yıl sürecek 2. Osmanlı dönemi başlamış olur. Tuna Nehri Buda ve Peşte’yi ayırdığı gibi, ciğerleri yanan sevdalıları da ayırmaya ve nazlı nazlı Karadeniz’e akmaya devam eder. Şehirleri bir birine bağlamak için Tuna Nehri üzerine köprüler kurulur, fakat ciğerleri yanan sevdalıları hiçbir köprü birleştiremez. 1683 yılında Osmanlı kuvvetleri bir daha gelmemek üzere Estergon Kalesi’ ni terk ederler.