ŞEYH BEDREDDİN VE EDİRNE -5-

 

 

Şeyh Bedreddin’ in hayatında Edirne’ nin önemli bir yeri vardır. Orhan Gazi Alplerinden Koca İsrail Gazi Simavna Kalesini alıp kale komutanı olduğunda Edirne

HADRİANAPOLİS ismi ile bilinen Bizans şehri idi.

Yazılı bir tarih kültürümüz olmadığı için tarihler konusunda bazı farklılıklara rastlıyoruz. Bedreddin’ in doğum tarihi olarak 1358- 59 yılları daha çok kabul görmesine rağmen bazı çelişkilere dikkat etmemiz gerekiyor. Simavna’ nın alınış tarihi 1359 olduğuna göre, Simavna Kalesi Koca İsrail Gazi tarafından alınıp, Kale Komutanı Kara Andon’ un kızı Angela ile evlendiğine göre Bedreddin’ in hiç olmazsa 9 ay beklemesi gerekir idi. Neyse bu kadar küçük ayrıntı üzerinde şimdilik durmadan yolculuğumuza devam edelim. Çünkü ileride çok daha önemli tarihi ve bilgi yanlışlıkları ile karşılaşacağız.

Bedreddin’ in dedesi Gazi Abdülaziz Selçuklu Devleti vezirlerindendir. Anadolu’nun uğradığı Moğol istilasından sonra yıkılan Selçuklu Devletinin yerine kurulan Osmanlı Beyliğinde bir uç beyi olarak savaşmıştır. Dimetoka’ nın alınışı sırasında şehit olmuştur.

 

 

 

( sarayiçi eski saray giriş kapısı )

 

 

 

 

Gazi Abdülaziz savaşçı kişiliğinin yanında ilime ve eğitime önem veren bir bilgedir. Hayatın savaşlarla kurulduğu bir dönemde bilime ve adalete önem vermesi dikkat çekicidir. Çünkü dönem içinde yıkılan devletler görmüş ve bu yıkılışın sebeplerinin yalnızca savaşlar olmadığını anlamıştır. Bu sebeple oğlu İsrail’ i hukuk eğitimi alması için Konya’ da medresede okutmuş, daha sonra Semerkant’ a göndererek devrin ünlü hukuk bilgini Abdülmelik’ ten ders almasını sağlamıştır. Onun içindir ki, 1. Murat Simavna Kalesini aldıktan sonra Koca İsrail’ i kadı olarak atamıştır. Çünkü Kadı İsrail’ in almış olduğu hukuk eğitimi ile bölgenin en çok ihtiyaç duyduğu adaletli bir düzen sağlayacağına emindir.

Bedreddin Simavna’ da dünya’ ya geldiğinde bölge tam bir savaş alanı ve karışıklıklar dönemi yaşamaktadır. Dimetoka ve Selanik çevresinde 10 yıl boyunca devam eden ZELOTES İSYANI ve ZELOTLAR İDARESİ bölgede oldukça etkili olmuştur. Böyle bir zamanda Osmanlının herkesin dil-din-ırk ayrımı gözetilmeksizin uyguladığı adalet ve eşitlik düzeni bölgede yaşayan tüm insanların özlemidir ve bütün savaşların nedenidir. Orhan Bey ve 1.Murat şanslıdır ki, bu düzeni sağlayacak hukuk bilgisi ve devlet tecrübesi yaşamış kişiler yanındadır. 1.Murat bu tür bilgelere gerekli ilgi ve saygıyı göstermiş ve onlar sayesinde Rumeli toprakları sorunsuz olarak Osmanlı idaresini kabul etmiştir.

1362 yılında Hadrianapolis 1.Murat tarafından alınınca bir Osmanlı şehri olur ve ismi EDRİNE olarak değişir. Şehrin isim babası 1.Murat olur. 1.Murat Edrine’ yi alınca Simavna Kadısı görevini yürütmekte olan Kadı İsrail Gazi’ yi gelecek nesillere eğitim vermek için bir medrese kurmak üzere görevlendirir. Kadı İsrail tarafından başlatılan medrese eğitimi sırasında devrin önemli bilginleri ders vermek ve öğrenci yetiştirmek üzere Edrine’ ye davet edilir. 1.Murat bilmektedir ki kılıç gücü ile alınan yerler sadece kılıç gücü ile korunmaz. Adalet ve bilimden uzaklaşan toplumlarda önce sosyal çalkantılar yaşanır, sonra devlet bir başka güçlü kılıç tarafından yıkılır. Devletin yaşaması için bilim ve adaletin öneminin büyüklüğünü anlayan Osmanlı devlet adamları bu sebeple eğitime büyük önem vermişledir.

Bilimin önemsendiği bir medrese ortamında öğrenimine devam eden Simavna Kadısı oğlu Mahmut Edirne’ de birçok önemli olayı yaşamış ve şahit olmuştur. Edirne Medresesi ve Edirne Bedreddin’ in hayatında önemli bir yere sahiptir. Edirne o yıllarda Balkanlar üzerindeki Osmanlı coğrafyasının önemli bir geçiş noktasıdır. Sarı Saltuk Menkıbesinde Edirne’ ye DAR-ÜN NASR ( üstün şehir ) isminin bizzat Peygamberimiz Hz.Muhammed tarafından verildiğini yazar. Tarihte Edirne’nin

DAR-ÜL KARAR ( kıyamete kadar yaşanacak şehir ),

DAR ÜL MÜLK ( baş şehir )

DAR-ÜL MEYMENE ( ordular kenti ) isimleri ile anıldığını bilmekteyiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bedreddin’ in Edirne medresesinde yaşadığı 1. dönem eğitim ve öğrenim dönemidir. Bu dönemde eğitim gördüğü Medrese bina olarak korunamamış ve Kanuni Sultan Süleyman’ ın ölümünden sonra Osmanlı tahtına geçen 2.Selim tarafından Mimar Sinan’ a yaptırılan SELİMİYE CAMİ inşaatı alanında kaldığı için yıkılmıştır. Medrese bugün Sarayiçi denilen yere taşınmış ve 1877-78 Osmanlı- Rus Savaşına kadar öğrenimini sürdürmüştür. Ancak 1878 yılında Edirne Rus Ordusu tarafından işgal edilince cephanelikler ele geçmesin diye Osmanlı askerlerince havaya uçurulmuş ve yanmıştır. Bugün yerinde kalan yıkıntılar yeniden onarılmak için beklenmektedir.

EDİRNE’DE 2.DÖNEM
MUSA ÇELEBİ KAZASKERİLİĞİ DÖNEMİ
Edirne Medresesinden Simavna Kadısıoğlu Mahmut olarak yola çıkan ve Bursa üzerinden Mısır’a kadar uzanan yolculuğu sonunda Kadıoğlu Mahmut ŞEYH BEDREDDİN olarak anılmaya başlar. Mahmut Bursa’ da Emir Sultan’ dan BEDREDDİN ismini aldıktan sonra öğrenimine devam etmek üzere yola çıkar. Kahire El Ezher Medresesinde Şeyh Ahlati ile tanışır ve onun öğrencisi olur. Şeyh Ahlati’ den çok şeyler öğrenip, el aldıktan sonra, ölümü üzerine onun yerine Şeyh olur. Mahmut artık SİMAVNA KADISI OĞLU ŞEYH MAHMUT BEDREDDİN olarak bilinmektedir. Kısaca tarih ondan Şeyh Bedreddin olarak bahsedecektir. O dönemin Şeyhleri ile Bedreddin döneminin şeyhlerini karıştırmamak lazımdır. Onlar her türlü bilim öğreti ve süzgecinden geçtikten sonra insanlara bilinmeyen hurafelere değil, bilime inanmalarını ve bilim yolunda eğitim görmelerini öğütlerler.

Ankara Savaşında 1402 yılında yolu Timur ile kesişen Bedreddin artık herkesin bilgilerine saygı duyduğu bir İslam bilginidir. Yanında kaldığı sürece Timur’dan gerekli ilgi ve saygıyı görür. Ankara Savaşında mağlup olan ve esir düşen Yıldırım Beyazıd ve oğlu Musa Çelebi ile yolu kesiştiğinde henüz genç bir bilim adamıdır. Timur ile sohbetlerine tanıklık eden Musa Çelebi Şeyh Bedreddin’ in bilgeliğine ve Timur’a devlet yönetimi konusunda verdiği dersleri ilgi ile izler.

 

 

( sarayiçi adalet kasrı)

 

 

Zaman bu ikiliyi savaş sonrası tekrar karşılaştırır. Musa Çelebi yıkılan devletin Rumeli topraklarında yeniden yapılanmak üzere Edirne’ ye geldiğinde yanında Kazasker olarak Şeyh Bedreddin vardır. Musa Çelebi devlet idaresindeki bilgeliğini ve adaletli sistemi kurmak üzere Bedreddin’ e geniş yetkiler verir. Bedreddin öncelikle bozulan adalet sistemini yeniden yapılandırmak üzere kendi düşünce yapısını uygulayacak kadılar seçer. Kırk Kılıse kadısı olarak atamış olduğu KADI BOTOG Bedreddin ile Edirne medresesinde eğitim gördüğü için güvenilir bir isimdir. Bu sistem ile atanan kadılar Rumeli topraklarında bozulan adaletsizliği kısa sürede düzenler ve geniş halk kitlelerinin sevgi ve saygısını kazanır. Ancak bu yeni düzen bazı çıkar çevreleri ve din yobazlarının işine gelmez. Köylüler ile soylular arasında meydana gelen kavgalarda köylüler haklı ise, soylulara karşı mahkeme kazanmaya başlar. Bu olaylar bugüne kadar görülmemiş olaylardır. Ne zaman görülmüş bir köylünün, beylere karşı dava kazandığı. Bedreddin’ in atamış olduğu tımar sahipleri de mümkün olduğunca adaletli davrandıkları için 2 yıl boyunca Trakya topraklarında huzur hakim olur. Ancak çıkar çevreleri de boş durmaz. Önce din silahı kullanılır, sonra beylerin haklılığı. Bursa’ da Mehmet Çelebi devleti birleştirip düzeni kuracağım diyerek kardeşi Musa Çelebi’ nin üzerine ordu ile gelir. Ancak Kırk Kılıse KADISI Botog, Kırk Kılıse köylülerini toplayıp Silivri’ ye asker çıkaran Mehmet Çelebi’ nin karşısına dikilir “ BİZ BU TOPRAKLARDA KARDEŞ KAVGASI İSTEMİYORUZ.”

İki kardeşin taht kavgası için Edirne ve civarında yapamadıkları savaş Bulgaristan Sofya yakınlarında Samakov denen bölgede yapılır ve savaşı kazanan Mehmet Çelebi Osmanlı tahtının sahibi olur. Bir tahta iki kardeş çok olur düşüncesi ile kardeşi Musa Çelebi’ yi yay kirişi ile boğdurur veya kendisi boğar. Bazı kitaplarda “ KİRİŞÇİ” diye anılması ondandır. Şeyh Bedreddin’ e ise bilim ve din adamlığı sebebi ile dokunmaz ve İZNİK’ e sürgüne veya zoraki ikamete gönderir. Böylece Bedreddin’ in 2. Edirne dönemi de sona ermiş olur.
Bedreddin 3.defa Edirne’ ye geldiğinde son yolculuğuna çıktığını ve bir daha Edirne’yi göremeyeceğini bilmektedir. İsyan ettiği gerekçesi ile Deli Orman’ da yakalanan Bedreddin yargılanmak üzere Serez’ de bulunan 1. Mehmet’ e götürülmektedir. Zoraki bir yolculuk sonucu Serez’ e gelen Bedreddin yargılanıp idam edilir. Simavna’ da başlayan hayat yolculuğu Serez’ de bir çınar ağacında son bulur.
Edirne’ de Şeyh Bedreddin’ in medrese eğitimi gördüğü ve 100 yıldan fazla bir süre hizmet veren binalar 2.Selim zamanında Selimiye camii yaptırılmak amacı ile cami mekanı olarak tasarlanan alanda kaldığı için yıktırılmıştır. Bu binalar Edirne’ de ve Balkanlarda yapılan ilk Osmanlı Saray binası özelliği vardır. Ayrıca varlığından bahsedilen Baltacı Muhafızları Kışlası da bu yıkımdan payını almıştır.
Böyle bir tarihi yapının yıktırılması sadece cami yapımı amaçlı olmaması gerekir. Çünkü tahminen tarif edilen bölge cami avlusunun dışında bir alandır. Medrese olarak kalabilirmiydi, caminin görkemli görüntüsüne engel olurmuydu, bilinmez. Herhalde tepkilerden korkulmuş olacak ki cami hakkında bazı efsaneler de ortaya atılmış. Bu efsanelerin en ünlüsü ters lale efsanesidir. Bazı kaynaklara göre arsa sahibi ters bir adammış evini tek etmek istememiş, ikna etmek zor olmuş. Bu sebepten o kişinin tersliğine gönderme olarak ters lale figürü kullanılmış. Bazı kaynaklara göre ise Mimar Sinan üzgün bir gününde ustaları onu boynu bükük, üzgün görünce lale’ yi boynu bükük yapmışlar, ustaya gönderme olmuş. Efsane bu her dönemde bir başka türlü anlatılmış. Neticede 550 yıldır Ters LALE efsanesi ile saray da unutulmuş, medresede.
Geçmişten bu günlere Edirne’ ye hatıra olarak ne kaldı derseniz eğer Kırkpınar Güreşlerinin yapıldığı ER MEYDANI KIRKPINAR diyebiliriz. Kel Aliço, Koca Yusuf ve Kurtdereli Mehmet Pehlivanların gelenleree meydan okuyan heykelleri eski görkemli günlerini arıyor. Kırkpınar’ a davetsiz gitmek olmazdı. Ağalar her köye ” KIRMIZI DİPLİ MUM” ile davetiye gönderip güreşlere davet ederdi. Kırmızı dipli mumun nereden geldiğini merak ederseniz eğer, o da başka bir efsane.
Mustafa Karaca