Ezilmişlik – Hasan Öztürk

589

EZİLMİŞLİK

Ezilmişlik denilen illet, sağanak yağmur gibi…

Ülkenin her yerine yayılmış.

Sanırlar ki, ülkenin bir yeri eziliyor da…

Öteki tarafı güllük gülistanlık.

Derler ki yılların yılı:

“Doğu fakir, perişan!”

Derler ki bildik bileli:

“Doğu, eziliyor.”

Nisanın 11’inde Topçular köyündeydik, bir TV kanalına çekim için.

Topçular, Kırklareli’nin kuzey sınırı…

Türkiye haritasının kuzey-batı burnu.

Köylüyle konuşmaya gayret ettik.

Aynı şeyi 2007 yılında da bir başka TV kanalı için yapmıştık.

İnsanlara mikrofon uzatılıyor…

İnsanlar konuşamıyor.

Susturulmuş, tam anlamıyla.

“Konuşursam ağzımdan olur olmaz söz kaçırırım!” endişesi.

Derdini anlatamamak gerçeği.

Konuşanlar da var.

Özellikle kadınlar.

Hayvancılık yapsa, yemin pahalı oluşu…

Satsa hayvanın ve sütün ucuzluğu.

Tarım yapanlar, ziraatla uğraşanlar…

Gübrenin pahalılığı…

Satsa, ürünün para etmeyişi.

Dört dörtlük ezilmişlik var, Türkiye’nin kuzey-batı ucunda.

Umarsız, çaresiz, devletsiz, sosyal politikasız, terk edilmiş…

Buradaki insan yapısını gözüyle gördükten sonra insan…

Derdini anlatamayan, uzatılan mikrofona konuşamayan, içini dökemeyen bu insanlarla yüzyüze gelince…

Ezilmişlik dediğin safi ajitasyon edebiyatı değil.

Ezilmişlik, geri kalmışlık, ziraatta ve hayvancılıkta tükenmişlik artık Türkiye’nin en önemli, en belli başlı gerçeğidir.

İkiyüzelli gramlık sütün 50 kuruş…

Seksen gramlık çayın 1 lira, yerine göre 2 lira, bazen de 5 lira olduğu bir ülkede…

Sütün litresi 60 kuruş, 70 kuruş, 80 kuruş…

Onu da almaz olmuşlar Terzidere’den.

Aylarca alan olmamış.

Köylünün elinde kalmış süt.

Evet…

Bir TV kanalına izlence çektik.

Köyleri dolaştık.

Topçular ve Terzidere’yi.

Çaresizliğin, ezilmişliğin ne olduğunu bir kez daha belgeledik, filme aldık.

Ezilmişlik dediğin yalnızca “Fakirlik Edebiyatı” değil.

Gerçek.

Ve…

Türkiye’de…

Her yerde.

HASAN ÖZTÜRK