Fakıllı Mağarası – Düzce – Akçakoca

212

Akçakoca Denizcilik Bayramı etkinlikleri sona erdikten sonra yolumuza Düzce istikametinde devam ediyoruz. Birkaç km sonra FAKILLI MAĞARASI tabelası dikkatimizi çekiyor. Mağara deyinde aklımıza Kırklareli Dubnisa Mağarası geldiği için burayı da bir gezelim dedik.

7 km sonra mağaranın yolunu gösteren tabelaya güvenerek rotamızı Fakıllı Mağarasına doğru yönlendiriyoruz.

Fakıllı köy sınırları içinde kalan mağaraya vardığımızda görevli 3 TL tutarında makbuz ile hoş geldin diyor. Mağaranın girişi dinlenme parkı olarak düzenlenmiş. Ziyarete gelenler piknik yapıp bir şeyler yedikten sonra demli çaylarını yudumluyorlar.

Mağaranın girişinden aşağıya. doğru yürümeye başladığımızda gerçek bir doğa mucizesi ile karşılaşıyoruz. Mutlaka gezilmesi ve görülmesi gereken bir yer. 1017 metre uzunluğu ile yerin altında önemli bir sağlık ocağı gibi. Mağaranın havasının astım hastalarına iyi geldiği söyleniyor. Tıbben kanıtlanmış olmasa bile, halk bir defa inanmış. İnanç bile bazen insanları tedavi etmeye yetiyor.

Mağara çıkışında bağçesinden topladığı fındıkları satmaya çalışan bir genç ile karşılaşıyoruz. Taze fındıkların sağlığa iyi geldiğini söylüyor. Fındık bu, elbette tazesi de olgunu da insan sağlığına iyi gelir.

Çıkışta mağara görevlisinden bilgi almak için sohbete oturuyoruz. Demli çay eşliğinde mağaranın yorgunluğunu atmaya iyi geliyor. Sonra sohbete katılanlar oluyor. Bir köylü dostumuz köyün tarihi hakkında bilgiler veriyor. Mağara hakkında daha geniş bilgileri ve bilimsel çalışmaları içeren bir broşürün olduğunu ancak ellerinde kalmadığını söylüyor. Bir tane tedarik edip bize göndereceğine söz verdi. Bu yazıyı okuduğunda umarım göndermiş olur.

Sonra yanımıza Türkiye 4.sü olan genç bir güreşçi geliyor. Neden 1.değil 4.dediğimizde “ daha çok çalışmam lazım” diyor. Bizde kendisine bildiğimiz antreman taktiklerinden örneklerle yardımcı olmaya çalışıyoruz. Umarız bu genç pehlivan seneye Türkiye şampiyonu olarak karşımıza çıkar.

MANAVLAR KİMDİR? “YÖRÜĞÜN YÜRÜMEYENİ”

Sohbetimizde köyün eski bir yerleşim yeri olduğunu, bilinen yerleşim tarihinin ise 1800 lü yıllara özellikle 1853-1877 yıllarına dayandığını öğreniyoruz. Köyün bir manav köyü olduğu ve Sinop’ tan Rize’ ye Karadeniz sahillerinden gelenlerin bir arada yaşadığı bir köy olması dikkatimiz çekiyor. Peki “ MANAV kimdir, ne anlama gelir “ dediğimizde, “ YÖRÜĞÜN YÜRÜMEYENİ”ne biz buralarda Manav deriz diyorlar.

Batı ve kuzey batı Anadolu’ da yaşayan göçebeliği asırlar önce bırakmış Türkmen guruplara Osmanlı “MANAV” demiş bir defa ve bugüne değin bu kelime kullanılıyor.

Yürümeyen Yörükleri, Fakıllı Mağarasını ve geleceğin şampiyon güreşçisini anılarımıza ekleyerek yolumuza devam ediyoruz.