Fethullah Gülen’e “Ne Derler?”

130

Fethullah Gülen ismi size ne anımsatıyor “ diye bir soru ile başlasak yazımıza, hemen herkes “ PARALEL DEVLET “ veya “ F TİPİ ÖRGÜT “ cevabını verir mi diye düşündük. Tanıdık tanımadık çok kişiye bu soruyu yöneltince aldığımız cevap şaşırtıcı olmadı. Ancak bazı ilaveler de yapılmadı değil. Fethullah Gülen hareketinin aslında bir numaralı ismi, ancak Fetullah Gülen’ e saygısından dolayı daima onun yardımcısı veya ikinci adam konumunda kalmayı kabul edip yıllarca bu konumda harekete hizmet etmiş olan Nurettin Veren ile yaptığımız görüşmeden sonra bir de “VEFASIZ“ tanımlamasını eklemek gerekti.

Nurettin Veren, hareketin ilk kurucu kadrosundan. Yıllarca hiçbir menfaat ve maddi çıkar beklemeden yardıma muhtaç fakir aile çocuklarının okul süresince barınabileceği bir yer mücadelesi vermiş bir idealist. Ancak hareket büyük maddi imkanlara ulaşınca bu maddi gücü kullanmak isteyen kişilerle ters düşmüş. Fethullah Gülen büyük bir vefasızlık örneği göstererek onun bu idealist ve toplum yararına düşüncelerini dinlemeden hareketin dışına itivermiş. Çünkü o günlerde Fethullah Gülen’ in etrafı hareketin maddi gücünü farklı yerlerde kullanmak isteyenlerce kuşatılmıştır. Bu kuşatma zincirini kırmak mümkün olmamıştır Nurettin Veren için.

Nurettin Veren uzun yıllar politikanın dışında kalmak istemesine rağmen görevi gereği üst düzey politikacılar ile çalışmak zorunda kalmış. Belli ki politikacılardan çok güzel bilgiler de almış. Cevabı rahmetli Süleyman Demirel’ in bir fıkrası ile verdi. Nurettin Veren Türkmenistan’ da bir okul açılışı için Demirel ile Türkmenistan’ a gider. Demirel meşhur Cuma namazın’ a yanında gelen Devlet erkanı ve gazetecileri davet eder. Hep birlikte Cuma namazı kılınır.

Akşam açılış kokteylinde ise menüde şarap vardır. Gazeteciler Demirel’ den elinde şarap bardağı ile bir fotoğraf çekilmek isterler. Demirel bu yılların kurt politikacısı. Olaya kısa bir fıkra ile renk katar.

Anadolu’ da köyün birinde sesi çok güzel olan bir imam ezan okumaktadır. Namaz kılan, kılmayan herkes imamın bu güzel sesi ile okuduğu ezandan mutludur. Herkes ezan okunurken işini gücünü bırakıp imamı dinlermiş. Derken günün birinde imam hakkın rahmetine kavuşur. Yerine kim ezan okudu ise o güzelliği vermemiş. Köylü mutsuz bir arayış içinde iken birinin aklına ermeni Yanko gelmiş. Onun sesi de imamın sesi kadar güzeldir ve düğünlerde okuduğu türküler ile dinleyen herkesi ağlatırmış. Hep beraber Yanko’ ya gidilir. Yanko “ bre nasıl olur. Ben ezan okumaya başlasam Müslüman olurum “ demiş. Köylüler yalvar yakar bir çare ararken köyün delisinin aklına akıllı bir fikir gelir. “ Sen minarede ezan okurken Allah-ü Ekber dedikten sonra başını aşağıya eğip ağzını kaparsın ve “ DERLER “ diye sessizce fısıldarsın. Böylece sen dememiş olursun. Yani Müslümanlar derler “ demiş.  Böylece çözüm bulunmuş. Yanko her ezan okudukça aşağıya eğilip “ DERLER “ diyerek ezan okumaya başlamış. Fakat bu Yanko’ da ve köylülerde alışkanlık olmuş. Her konuşan kelimenin sonuna “ DERLER “ eklemeye başlamış. “Merhaba- derler, nasılsın- derler, çay getir- derler” vs.vs.

Rahmetli Demirel hemen olayı bağlamış. “ Ben kendime Demirel Cuma namazından sonra elinde şarap kadehi ile fotoğraf çektirdi dedirtmem” demiş. İnsanoğlu bu dedikoduya meyilli “DERLER Mİ, DERLER “ dikkatli olmak gerekir. İşte rahmetli Demirel’ de bunun için Demirel’di.

İnsanoğlu etrafındaki insanları iyi seçmezse, konuştuğuna dikkat etmez, ağzından çıkan kelimeleri ne anlama geleceğini bilmeden söylerse neler DERLER, neler.

Mustafa Karaca – Sarantalı Köylüm