GAVUR İZMİR’ DE TERÖR

 

İzmir Adliyesinde yaşanan terör olayı büyük bir katliama sebep olamadan önlendi. Kahraman bir polisimiz başka canlar feda olamasın diye son nefesine kadar direndi ve kendi canını feda etti.

Kısa bir süre önce basınımızda Elif Şirin isimli bir hanımefendi “ Gavur İzmir’ de niye terör yok? Gavur gavura orada yaşıyorsunuz “ diyerek tüm kamuoyunun tepki ve nefretini çekmişti. Ülkemizin her köşesinde yaşanan terör olayı ve kaybedilen canlar elbette hepimizin canını yakmaktadır. Ancak bu hanımefendi tepkisini tüm toplum adına göstereceğine, Türkiye’ nin en sakin ve terörden uzak kentini de terör olaylarının içinde görmek istemiş ve “ GAVUR “ diyerek vatandaşlarımızın bir kısmını ve şehrimizi hedef göstermişti. Basında ve kamuoyunda çok ağır eleştirilere tutulduğu için konuyu tekrar kaşımak istemiyoruz. İnanıyoruz ki kanun gereğini yapacaktır.

Ancak burada dikkat edilmesi ve önemle üzerinde durulması gereken bir konu var. Bir şehre neden terör giremiyor diye sitem eden ve nefret kusan bu yazarın soy geçmişi iyice araştırılmalı. Gavur kavramının ne anlama geldiğini bilmeyen insanlara konu bir defa daha açıkça anlatılmalı.

 

Ülkemiz insanları, Anayasamız gereği “ dil, din, ırk ayrımı yapılmaksızın vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır “ demek suretiyle vatandaşlık tanımı yapılmış ve kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir vatandaşını ötekileştirerek “ GAVUR” veya “ MÜSLÜMAN “ diye ayırmaya kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur ve haddine kalmamıştır. Bu tür konularda herkes ne konuştuğu ve yazdığı konusunda haddini bilecek.

Bu topraklar ne kadar kahraman yetiştirdi ise o kadar da hain türemiştir. Osmanlının batışına sebep olan hainlerin, Kurtuluş Savaşı sırasında düşmanla bir olup halkına ihanet eden hainlerin, Cumhuriyet Kurulduğu sıralarda Cumhuriyete karşı çıkıp Amerikan- İngiliz veya Fransız manda yönetimini isteyen ve bunun için mücadele eden hainlerin isimleri ve yaptıkları hala belleklerimizdedir ve asla unutulmayacaktır. Bu, Cumhuriyet, vatandaşlık ve laiklik karşıtı hainlerin hepsi Türk ve Müslüman dı.

Fakat Türk ve Müslüman olmayan Gavur, diye küçümsediğimiz bazıları da vardı ki, onlar bu ülkenin gerçek kahramanları sınıfında yer aldılar. Tarih sayfalarını araştırdık ve bir isme rastladık.

 

 

SAMUEL İZİSEL veya KEMAL AĞABEY

 

1- İstanbul Emniyet Müdürü Eyüp Şahin 2001 yılında yayınladığı “ TÜRK POLİSİNİN ERDEM MÜCADELESİ VE KAHRAMAN POLİSLER “ kitabında ;

“ Emniyet Camiası, hatırasını aralıklı olarak birçok kez yad etmiş, onu hiçbir zaman bir azınlık mensubu olarak kabul etmemiş ve bir “TÜRK” meslektaşı olarak kucaklamıştır” demek suretiyle ölümünden ( 16 Kasım 1949) 52 yıl sonra dahi saygı ile anmıştır.

2- Peki ölümünden 52 yıl sonra dahi Emniyet Teşkilatı tarafından saygı ile anılan “Türk” meslektaşı olarak kabul edilen Samuel İzisel ( Kemal Ağabey” isimli YAHUDİ kökenli Türk vatandaşı kimdir ? RIFAT BALİ’ nin “Devlet’ in Yahudileri ve “ Öteki Yahudi “ isimli kitabının sayfalarını karıştırarak kısaca tanımaya çalışalım.

3- Türkiye Polis Emeklileri ve Mensupları Sosyal Yardım Derneği, dernek kurucularının anısına hayatta kalan yakınlarına derneğin kuruluş yıldönümü olan 28.Şubat.1970 tarihinde bir altın plaket verir.

4- Yine ayni dernek tarafından 26.Aralık.1971 tarihinde Galata Neve Şalom Sinagogu’ nda anısına bir dini tören düzenlenir. Törende konuşan dernek başkanı Adnan Kirman “ Gerek Türk Polisine, gerekse derneğimize büyük hizmetleri olan meslekdaşımız SAMUEL İZİSEL’ i de burada bir dini tören düzenleyerek anmayı bir görev saydık” diyerek “Kemal Ağabey” Samuel İzisel’ in unutulmadığını söylemiştir.

 

SAMUEL İZİSEL

 

Oğlu İsaac İsrael’ e göre 1880, diğer bir kaynağa göre 1877 yılında ALANYA’ da doğmuş ve 16 Kasım 1949 tarihinde Paris’ te vefat edip, Paris Pantin Mezarlığına defnedilmişir.

BAKIN NELER YAPMIŞ

İttihat ve Terakki Partisi 1912 seçimlerini kaybeder. İttihat veTerakki üyeleri ile birlikte tutuklanıp, Bekirağa Bölüğüne hapsedilen Samuel oradan kaçmayı başarır. Kendisiyle birlikte kaçıp daha sonra yakalanan arkadaşlarının Sinop Kalesi’ ne gönderileceklerini öğrenince, “ bende onlarla birlikte giderim” diyerek teslim oldu.

 

İstanbul İşgali sırasında ilk ayaklanma;

 

Mütareke yıllarında İtilaf Devletleri askerlerinin sudan sebepleri bahane edip Kadıköy Çarşısı esnafına devamlı surette ceza kesmeleri esnafı yıldırmıştı. Samuel İsrael de o dönemde Kadıköy Merkez Memuru ( Polis Amiri) olarak görev yapıyordu. Esnaftan bir kişi hukuk bilgisine güvendiği için kendisine başvurup bu duruma bir çare bulmasını istediğinde Samuel ona şu tavsiyede bulunuyordu: “ yapılacak tek şey var. Bütün esnafa söyle. Yarın herkes durmadan dükkan kepenklerini açıp kapasın. Bunun yanı sıra sandalcılar küreklerini omuzlarına alarak, arabacılarda sokaklarda boş araba koşturarak bir ayaklanma gösterisi yapsınlar. Gerisini bana bırakın !” Esnafın Samuel’ in bu tavsiyesine uymasıyla birlikte Kadıköy’ de büyük bir kargaşa meydana geliyordu. Bunu bekleyen Samuel kargaşanın nedenlerini bildirir raporunu Polis Müdüriyet-i Umumiyeliğine gönderdi. Raporun ardından olaya yerine gelen İngiliz kumandanını “ bir işgal gücünün hukuk-i düvele ( uluslararası hukuka ) göre yerli halktan ceza almaması lazımdır. Halbuki sizin bu nevi cezalarınız adeta vergi özelliğini taşımaktadır! “ şeklinde ikaz etti. Bu ikazdan sonra çarşı esnafına bir daha ceza kesilmedi.

Gene mütareke döneminde geçen bir başka olayda İstanbul’ u işgal eden İtilaf Kuvvetleri ile ilgiliydi. Kadınlara sarkıntılık eden sarhoş iki İskoç askerinin yakalanarak nezarethaneye atılması üzerine İngiliz askerleri nezarethaneyi sardı. İngiliz zabiti de Samuel’ in makamına girdi ;

 

–  Askerlerimizi almaya geldim. Neredeler ?

Buyurun alın içerideler

Onları getiren polis memurlarını da istiyorum.

Alın ama, önce şunlara ( başları kalpaklı sivil kıyafetli Türkler ) bakın, hepsi de silahlı vatanperlerdir. Teşebbüsünüz sonunda bu binadan benim de senin

de cesedin çıkar.

Bu konuşma üzerine İngiliz zabit Samuel’ in elini sıkıp sarhoş askerlerini teslim alıp nezaretten ayrıldı.

 

Kılıç Ali’ nin oğlu Altemur Kılıç Samuel İzisel ‘ şöyle anlatıyor;

“Bana rahmetli babamdan miras kalan, bir Merkez Memuru Samuel Efendi hatırası vardır. Musevi asıllı Samuel efendi Milli Mücadeleden önceki dönemde Beyoğlu’nda Polis şefliği yapmış ve o dönemde gene Beyoğlu’nda kanun zabiti yani inzibat subayı olarak görev yapmış olan rahmetli babam ile birlikte çalışmıştı. Babam bana bu zatın kahramanlığını, milli mücadele esnasında işgal kuvvetlerine karşı Anadolu’ ya silah, cephane ve adam kaçırılmasında çok büyük hizmetleri olduğunu anlatırdı.”

 

Yukarıda ki yazılardan anlaşılacağı gibi Türk olmayan bu vatandaşımız Milli Mücadelenin başarıya ulaşması için çalışmış isimsiz kahramanlardan bir tanesidir. Bir çok hain” adına Türk demek bile Türklüğe hakaret olur” işgal kuvvetlerine yaranmak ve onların imkanlarından zenginleşmek için işbirliği yolunu seçerken, Anadolu’ ya silah, cephane ve insan kaçırmak isteyen vatanseverleri İngiliz İşgal kuvvetleri komutanlığına ispiyonlayıp yakalanmalarını sağlarken, adına Gavur dediğimiz bu kişilerde Milli Mücadelenin başarısı için her türlü tehlikeyi göze alıyorlardı.

Vefasız insanlar o günleri unutsa, Atatürk ve arkadaşlarına saygısızlık etse de Polis Teşkilatımız bu kahramanları hiçbir zaman unutmayıp ölümlerinden 52 yıl sonra dahi anabiliyorsa ne mutlu onlara.

İşte bu kahramanlar sayesinde Türkiye teröre asla teslim olmaz. İzmir’ de şehit olan kahraman polisimiz başka canlar gitmesin diye kendi canını veriyorsa, son kurşununa kadar direniyorsa biz de direneceğiz.

Tarih başkaları için mücadele eden ve canlarını veren kahramanlarını asla unutmaz. Bu kahramanlar bazen küçümsediğimiz GAVUR olabilir, hainlik eden ve kendini Türk sayanlara karşılık.

İzmir’ e geçmiş olsun, Emniyet teşkilatımızın başı sağ olsun ve şehit polisimizin ruhu şad olsun.

 

 

Kaynak ; Rıfat N.BALİ

Devlet’ in Yahudileri ve “ Öteki “ Yahudi kitabı 31-57.sayfalar

 

 

SARANTA HABER.