Geçmişten Geleceğe İnsana Dair Herşey (1)

250
Ahmet Rodopman
Ahmet Rodopman

Merhaba,

Doğduğum, büyüdüğüm, 50 yıl ayrı kalsam da , gözümde, gönlümde yeri ve sevgisi hiç eksilmeyen şehrimin bu güzel gazetesinde hemşerilerime seslenme olanağını bana tanıyan değerli yöneticilere teşekkür eder, gelen sayılarda ‘’Geçmişten Geleceğe İnsana Dair Her Şey ‘’ sayfasında, İnsana dair pek çok konuyu birlikte öğrenip, birlikte tartışarak, düşünceler üretmeye çalışmak üzere tekrar merhaba.

SEVGİ BİR BÜTÜNDÜR, PAYLAŞILDIKÇA BÜYÜR

Ne çok tarifi vardır sevginin. Herkese, her koşula, zamana ve mekâna değişen şekillerde tanımlarız sevgiyi. Çoğu kez de tanımlayamaz öylece kalıveririz bu tılsımlı sözcüğü duyunca. Kimi kez gözlerimizden birkaç damla yaş akar yanaklarımıza. Oysa çoğu içimize, içimizin en derinliklerine akar. Sevgiyi anlamlandırır, yüreğimizdeki çırpınışlar. Sevgi sadece duyulan, hissedilen, yaşanandır, en çok da yaşatılan. Sevgi capcanlıdır. Işıl ışıl, pırıl pırıldır ama görünmez her bakana. Sevgi ile bakan gözler ancak görür sevginin şavkını. İyi yürekler, aydınlık beyinler algılar sevginin gerçek anlamını. Gerisi lafügüzaf yani boş laftan öte gitmez.

Günümüzde ağızlara sakız olan sevgi sözcüğü değil konumuz. O zaten çokça kullanılıyor. Herkesin sevgi tanımı kendine göre doğru, kendine göre güzel. Genel geçer adlandırmalara göre sevgi her ne kadar üçe ayrılsa ve her birine ; a-) Menfaate dayalı sevgi, b-) Egoya dayalı sevgi, c-) Karşılıksız sevgi gibi adlar verilse de ben sevginin böyle dilim, dilim, parça pörçük ayrılmasına katlanamıyorum. Bence sevgi bir bütündür. Bütünlüğün tüm güzelliklerini içinde barındırır. Aynı insanda olduğu gibi. Onun için insana dairdir sevgi. İnsanca yücedir, değerlidir. İnsanın en önemli niteliği olan akılla birliktedir. Akılla yoğrulup, akılla bütünleşiktir. En anlamlı yanı da bu olsa gerekir. Akıl içermeyen veya akla yatkın olmayan sevgiler hep yarım sevgilerdir. Acıtan, eksilten, yıpratan sevgilerdir. Veya sıradan alışkanlıklar, yararlanmalar, açıkça ifade edilemeyen art niyetlerin kılıfı olarak kullanılan görüngülerdir. İnsana yakışmayan, akla uymayan, etik olmayan bu gösterişlere ise sevgi değil çok farklı adlar verilmelidir.

İnsana yakışan sevgi; akılla dolu, mantık süzgecinden geçirilmiş, bilgi ile bilinç ile yoğrulup zenginleştirilmiş, etik değerlerle taçlandırılmış uygulamalardır. Sağlıklı bir insan düşüncesi kadar etkileyici, yaratıcı, yapıcı, yaşatıcıdır sevgi. Emek ister, zaman ister, özveri ister, iyi bir hamuru da bulmuşsa bedende, akar artık seller gibi, coşar, bentlerini aşar, çağları, iklimleri yok sayar, dili, dini, cinsiyeti, ırkı, yaşı dinlemez kendi kurallarınca bulur kendi yolunu. Bir kez kavranıldı mı sevginin bütünlüğü, pek çok şey, çok farklı anlamlar kazanır insanın gözünde. O sözde sevgiler, içi boş sözler uçar gider geriye sevginin görülmeyen o selinden altın zerrecikleri kalır sadece. Onları da görebilenler, hissedebilenler toplayabilir ancak.

Sevgi bütündür, sadece bir kişiye, bir hayvana, bir bitkiye, bir mesleğe, bir ülkeye, soyut veya somut herhangi bir şeye indirgenemez. O zaman bütünlüğü bozulur. Sevgi bir bütündür. Bütünleşikliğini akla borçludur. Akıl ile yöneltilen sevgiler büyüktürler. Bütündürler. Anlamlı ve değerlidirler. Aklın evvel olmadığı sevgilerde hep bir yarımlık, eksiklik ve ilkellik aranmalıdır. Böyle sevgiler sahibine de karşısındakine de huzur vermezler. Hep çift taraflı kemirir, kırar, öğütür ve tüketirler. Akılsız sevgiler değil midir hem sevgiyi hem insanı yok edenler? Bütünlüğü bozulmamış sevgiler anlamlıdırlar ancak. Bütünlüğün çimentosu olan akıl, bilgi ve bilinçle örgülü sevgilerdir insana yakışan. Sevgi bir kopuk uçurtma değildir, her rüzgârın önü sıra savrulan, bir sinek de değildir, arı da değildir. her gördüğü çiçeğe konan. Sevginin zamanı,mekânı, dozu ayarlandığında anlamlıdır, keyiflidir, yararlıdır.

Akıllı sevgiler paylaşımcıdır. Ancak paylaşıldığında, yeni bir şeylerin kendine ve başkalarına kattığının ve katıldığının farkında olabilir kişi. Bundan mutlanır. Yaratmadan sonra en yüce duygunun öğretmek olduğu bilinciyle sevginin paylaşımını öğreten kişi mutluluğu duyumsar. Bu dünyaya insan olarak gelmiş olmanın onuru ile yaşamını sürdürür. Hep iyiden, doğrudan güzelden yana olmanın huzurunu yaşar ve yaşatır etrafındakilere doyasıya. Paylaştıkça sevgiyi, sevgi büyür, bütünleşir, etkinleşir.

Yazımın tam da burasında akılla bütünleşmemiş saf, doğal bir sevgiden söz eden bir Hint hikâyesinden örnekleme yapalım. Hintli bir adam yağmur suyuna kapılmış, suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür. Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır ama akrep onu sokar. Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır ama akrep onu tekrar sokar.
Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler. Ama Hintli adam şöyle der:

“Sokmak akrebin doğasında vardır. Benim doğamda ise sevmek var.
Neden sokmak akrebin doğasında var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim?”

Sevmekten vazgeçmeyelim. İyiliğimizden vazgeçmeyelim. Ama etrafımızdaki akreplerin de bizi sokmalarına da izin vermemek için aklımızı kullanalım.

Bu örnekte adam sevgisini aklı ile bütünleştirebilmiş olsa idi; parmağını değil de bir dal parçasını, bir yaprağı kullanır, hem akrebi ölmekten kurtarmış, hem de kendi parmağının sokulmasını önlemiş olurdu. Sevgi dolu varlığı da aklı ve enerjisi ile birlikte nice mutlu deneyimler yaşardı şu üç günlük ömründe.

Paylaşımcı, bütünleşik, bitimsiz sevgiler hepimize.

Ahmet Rodopman – 24 Ocak 2021