Geçmişten Geleceğe İnsana Dair Herşey (3) – Kırklareli’nin İlginç Demiryolu Öyküsü (1)

174
Ahmet Rodopman

Son günler de İstasyon binası ve demir yollarımız ile ilgili yeni projeleri gazete sayfalarında görüyoruz. Bir çoğumuzun çocukluk anılarında kara trenin görüntüsü ve keskin düdük sesi kalmıştır tüm canlılığı ile. İlk gençlik günlerimizde sevda şiirlerimizi yüksek sesle okurken arşınladığımız tren rayları, kaçak, göçek tüttürdüğümüz ilk sigaralarımızın heyecanı Kırklareli ile özdeşleşen İstasyon binası şimdi yeni bir konseptle Millet Bahçesine dönüştürülmeye çalışılırken kimimiz endişeleniyor, kimimiz seviniyor. Çoğumuzda her zaman olduğu gibi susup yapılanları sonradan eleştirmek için bekliyoruz.

Ben de, 50 yıl önce anılarımı bırakıp geldiğim Kırklareli’ nin, artık son günlerini yaşayan eski ama bizim alıştığımız istasyon, tren ve demir raylarımızın hayli ilginç olan tarihsel sürecini yazmak istedim kendimce.

Demir yolu projesi Osmanlı İmparatorluğunun modernleşme alanında başlayıp, büyük ölçüde de başarılı olduğu belki de son projesiydi. Aslında sanayi devrimini yaşayan Avrupa’ nın büyük devletlerinin ürünlerini daha kolay ve emniyetli bir şekilde tüm Anadolu’ yu geçip, Hicaz’ a kadar vardırmayı düşündükleri bir emperyalist proje olarak da değerlendirilmektedir.

Osmanlı İmparatorluğunda ilk demiryolu, 1856 yılında kullanılmaya başlayan İskenderiye-Kahire arasında ki 211 kilometrelik demiryolu olup, Ardından Anadolu’ da İzmir- Aydın arasında , Avrupa kıtasında ise Köstence-Çernova arasında yine aynı yıllarda yapımına başlanmıştır. Önce İngiliz firmalarınca yapımına başlanan demiryolları daha sonra Fransız şirketine devredilmiş, bu şirketin iflas etmesi sonucunda Alman Yahudi’ si olan Baron Maurice de Hirch in sahip olduğu Şark Demiryolları Şirketinle anlaşılarak, bu yolların ardından, gerek istasyonların gerek yol, köprü ve tünellerin yapımları büyük bir hız kazanmıştır. İstanbul-Dobrijin (Avusturya) hattı 1860 yılında yapılmaya başlanmıştır. Hızla bitirilen bu demir yolları ne yazık ki Kırklareli’ nin epey uzağından geçtiği için şehrimize önemli bir avantaj sağlayamamıştır. Kırklareli’ ye demir yolunun bağlanması 1860 yılından itibaren düşünülmeye başlanmış ancak araya giren 93 Harbi ve Rus işgali nedeniyle proje ertelenmiş, 1900 lü yılların başına kadar sürüncemede kalmıştır.

1900 lü yıllar Avrupa emperyalizminin gelişip, gelişen ülkelerin de kendi sınırlarına sığamadıkları, sanayi üretiminin hızla artması ile üretilen bu malların satış zorunluluğu Avrupa dışında yeni pazarlar yeni sömürü alan ve araçları aranmasına neden olmuştur. O günlerin koşullarında Almanlar Osmanlı İdaresinde söz sahibi olmaya başlayan İttihat ve Terakki grubunun sempatisinden yararlanarak Osmanlı topraklarında bir hayli projenin yapılmasına ön yak olmuşlardır. Babaeski- Kırklareli demir yolu da tekrar gündeme gelmiş. ve 1910 yılında uzun pazarlıklar sonucunda Şark Demiryolları şirketince yapılması ve işletilmesi için antlaşma yapılmıştır. Hemen çalışmaya başlayan firma 18 ay gibi bir sürede Büyük Mandıra istasyonundan başlayan Kırklareli’ de sona eren 43 kilometrelik bu tali yolu bitirmiş ve teslim etmiştir. Kısa bir süre sonra başlayan Balkan Savaşları sırasında Bulgarlar tarafından el konulan demiryolları, lokomotifler, yük katarları ve vagonlar, savaş esnasında Bulgar güçlerince gerek asker, gerekse cephane ve mühimmat nakliyesinde çokça kullanılmışlardır. Hatta Balkan Harbinde, Kırklareli Savaşları bölümünde etraflıca anlattığımız gibi, Kırklareli’nin işgal edildiği gece istasyona koşan insanlar ve askerler, şehri terk etmek için bekleyen trene hücum etmişlerdir. Ancak kondüktörler yolda gelmekte olan trenin olduğunu söylemelerine karşın lokomotifi kullanan makinisti zorlayarak yola çıkarmışlar fakat 3 kilometre gidilmeden gelen trenle çarpışıp vagonlar raydan çıkıp yan yatmıştır. Kırklareli demir yollarının başına gelen maceralar bununla da bitmemiş, 1936 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları Tarafından satın alınarak milletin malı oluncaya değin sürmüştür.

Balkan Savaşlarında kötü kullanım nedeniyle harap olan yollar ve nakil araçları tekrar tamir edilip kullanılmaya başlayacağı zaman ise bu kez 1. Dünya Savaşı patlak vermiştir. Demir yolları bu dönemde genellikle askeri amaçlarla ve insan nakli için kullanılmıştır. Ancak başlayan şansızlıklar bununla da bitmemiştir. Savaşın sonuna doğru Haydarpaşa–Hicaz demiryoluna ilave yapılmak zorunda kalınınca, Re’sü’l-Ayn’dan Dicle’ye yapılacak demir yolu için gereken tren rayları bulunamayınca Kırklareli’ nin rayları sökülüp Arabistan çöllerine götürülmüştür. Kırklareli halkı buna şiddetle karşı çıkmasına rağmen savaş ortamında seslerini dinletememişler ve söküm Kırklareli’ den başlayarak yaklaşık 19 kilometre sürmüştür. Rayların Taşağıl köyüne kadar sökülmesi sonucu Kırklareli’ nin demir yolu taşımacılığı sona ermiş, ekonomisini tren taşımacılığına göre düzenleyen Kırklareli’ nin ticari hayatı bu yüzden bir hayli kötü duruma gelmiştir. Çünkü ağır yükleri, peyniri, pancarı, buğdayı, tomruğu, odunu , kömürü taşıyamaz hale gelinmiştir. Hiç olmazsa Büyük Mandıra istasyonuna kadar taşınması için kamyon isteyen Kırklareli üreticilerine taşıt da verilemeyince, zaten yıllarca savaşların ve işgallerin altında ezilen halkımız zar zor ürettiği ürünleri de satamayınca iyice fakirleşip Kırklareli’ yi terk etmek zorunda kalmıştır. Savaşlarda ilk akla gelip silah altına alınan gençlerimizden, sağ kalabilenler de 8-10 yıl arası değişik cephelerde savaştıktan sonra döndüklerinde hayal kırıklığına uğramış ve önemli bir kısmı hayatlarını bir başka yerde sürdürmek üzere şehirden ayrılmışlardır. Bu yıllarda düşen nüfus 1922 yılında başlayan mübadele ile gelen soydaşlarımızla artabilmiştir. Savaş bitmiş ancak Kırklareli’nin ve demir yollarımızın surunu bitmemiştir.