Gelecek hadiseler önce gölgelerini yayarlar

237

Her ülkenin, toplumunda marjinal kesimlerinde şu veya bu nedene bağlı olarak hareketlilik vardır. Şayet toplum genç bir nüfusu içeriyorsa bu hareketlilik daha büyük boyutlarda olur. Mesela Türkiye genç bir nüfusa sahiptir. Bundan dolayı dinamik bir toplumu vardır.

Türkiye’de cereyan eden olayların bir bölümü buna bağlıdır. Ancak Türkiye’de sosyal, siyasal, kültürel ve tarihsel olayları tetikleyen, ateşleyen başka nedenler de vardır. O olayların ne olduklarını, tahmin edememiş ise çıkacak olayların sonuçları üzücü olur.

Düşünen, deneyim kazanmış olan reçeteye yazmıştır. Ona göre “Gelecek hadiseler önce gölgelerini yayarlar.” Hükümetler gibi hükmetmek, hakim olmak, önlemek konumunda olanlar gölgesini gördükleri olayın (hadisenin) tamamen ortaya çıkması halinde neler alıp neler götüreceğini tahmine çalışırlar ve ona göre tedbirli, hazırlıklı olurlar. Özellikle bir ülkeyi yönetenlerin vazifesi budur. Olayların gelişmesini, yayılmasını önceden tahmin edip ona göre hazırlanmaktır. Bu duruma idarecilikte “olayları önünü kesmek ya da olayların önünü açmak” derler. Hükümetler olayların nasıl bir gelişme göstereceğini tahmin edemiyorlarsa öngörüleri yani önceden görmeleri yok demektir. O zaman olayların arkasından sürüklenirler. Gelişmiş, yayılmış olayları artık önleyebilirler mi önleyemezler mi o şartlara bağlıdır. Ortadoğu ülkeleri böyle bir görüntü sergilemektedirler. Olayları önceden görüp anlamak, ona göre bir tutum içerisine girmek yalnız hükümetlerin değil, hemen hemen tüm çalışanları ilgilendiren bir olaydır. Mesela Irak’ta Saddam Hüseyin, Libya’da Kaddafi, Mısır’da Nursi böyle bir öngörüsüzlüğe kurban gitmişlerdir.

Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü öngörüleri olan yani hadiseleri okuma yetenekleri olan Büyük Devlet Adamları’dır. İnönü, 1940’lı yılların başında bütün Avrupa ülkeleri savaşın eşiğindeyken Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nın kıyısında kalmış, savaş “Atatürk Türkiyesi”ni teğet geçmiştir. Demokrasi ile idare edilen ülkelerin yurttaşları, demokrasi eğitim ve kültürü aldıkları, bunlara sahip oldukları için Devlet Adamı seçmede titiz davranırlar. Çünkü Devlet Adamı sıradan bir insan değildir, sıradan insanlardan çok farklı olan bir insandır. Onun için devleti yönetecek insanları bulup seçmek önemli bir olaydır. Tabi bu yazının gelişmesinden ortaya bir gerçeğin özellikleri çıkar. Devlet Adamı ne gibi sıfatları olanlara denir?

Yıllar önce okumuştum. Bir İngiliz siyaset adamı Devlet Adamı için “ülkesini her gün önüne koyan adam” demişti. Ülkesini önüne koyan adam Devlet Adamı’dır. Bulgar diplomat Parusof, Atatürk için ne diyor;

Gündüzler yetmedi, gündüzlere geceleri ekledi. Çalışmalarına devam etti” deyip Mustafa Kemal Atatürk’ün “Devlet Adamlığı”na vurgu yapar.

Tabi hadiseleri öngörmek, Devlet Adamı olmak kolay değildir. Bir kabiliyet ile birlikte engin ve zengin bir kültür sahibi olmak gerekir. Özellikle dünyadaki değişimi izleyip analiz eder olmak çok önemlidir. Sonuç itibariyle ülke çapında cereyan eden büyük hadiselerin doğuşunu ülkenin hal ve geleceğini etkiler bir gelişme göstermesi yurttaşlar topluluğunun da ilgileneceği bir olaydır. Yani bir ülkenin başına gelen bir başka ülkenin de başına, yurttaşlarına gelebilir. Bu nedenle dayanışma içersinde olmak gerekir. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; “Gaflet ve delalet içersinde” olmamak lazımdır. Solon’un sözünü de unutmamamız gerekir. Ne diyor Solon, “öğrene öğrene yaşlanıyoruz.” Ancak büyük hadiselerin de küçük haberlerden çıktığını unutmayalım.