GÖNLÜME DOKUNANLAR-FİRDEVS BÜYÜKATEŞ

148

KIBATEK-KIBRIS-BALKANLAR-AVRASYA TÜRK EDEBİYATLARI KURUMU’NDAN bir davetiye aldım. Uluslar arası yazarlar ve şairler toplantısıydı bu. Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Almanya, Azerbaycan, Gürcistan, Moldova ve Rusya,Kırgızistan. Bu heyecanla bir akşamüstü düştüm İzmir yoluna. Sabah seherinde İzmir dağlarına doğan güneşi izledim. Dağlarda çiçekleri göremesem de dağların göklerle sarmaş dolaş olmalarına şahit oldum. İzmir ‘de beni çok eski dostum şaire arkadaşım Suna Yılmaz karşıladı. Evinin ve gönlünün kapılarını ardına kadar açmakla kalmadı bir de rehberim oldu. Ne kadar teşekkür etsem azdır kendisine. Ege kentten Seferi –Hisara kadar rehberim oldu. Ancak saat on birde gecikmeyle varabildik Seferi- Hisar Belediyesine. KIBATEK’İN onursal başkanı ve koordinatörü Sayın Feyyaz Sağlam Bey karşıladılar bizi. Diğer ülkelerden gelecek kimi arkadaşlar da aynen benim gibi geç kalmışlar ve bekleniyorlardı. Gıyaben tanıdığım ve ilk defa yüz yüze geldiğimiz Feyyaz Bey, her geleni güler yüzü ve tatlı diliyle karşılamaya devam ediyordu. Nihayet öğle saatine doğru ekip tamamlandı ve Seferi Hisarın TEOS/ Ormancı tatil köyünde otellerimize yerleştik. Ben herkesle çar çabuk bağlantı kuran biri olmamama rağmen burada hiç yabancılık çekmedim. Kimse de yabancılık çekmedi zaten. Hepimiz bir birimize kırk yıllık dost gibi bağlanıverdik. Bu yakınlık edebiyatın gücü; şiirin büyüsüydü. Bir anda mutluluk dalgalarının gök mavisine kanat açtıkları yerde bulduk kendimizi. Tanıştık, konuştuk, kitaplaştık, geç saatlere kadar yüzdük durduk göklerde yelkensiz. Denize şiirden çelenkler attık. Ayrı ayrı ırklardan ve ülkelerden gelenler olsak da biz Türkçeyi Sevgi dilimiz yaptık. Sıcak gecelerin koynunda denizlerle seviştik, yıldızları avuçlarımıza indirdik. Geceleri böylesine doludizgin yaşarken gündüzlerimizi de boşa harcamadık. Civar köyleri, tarihi yerleri, kütüphaneleri ziyaret ettik. Kitaplarımızı hediye ettik.

 

Son gittiğimiz bir köyün kütüphanesinde ömrümce bende iz bırakacak güzel bir anı yaşadık. On dört yaşlarında bir kız çocuğunun karşıdan beni izlediğini fark ettim kitap imzalama anında. Kitaplarımı kütüphaneye teslim ederken o kız çocuğu gelip sarıldı boynuma. Ben sizi tanıyorum, siz Firdevs Büyük Ateş’siniz ben sizin kitaplarınızı okudum ve resminizden tanıdım dedi. İzmir’e ilk defa geldiğim için ben de şaşırıp kaldım. Çantamda kalan son kitabımı kendisine hediye verdim ve teşekkür ettim ve ayrıldık oradan. Biraz sonra bir kafeteryaya soğuk bir şeyler içmeye oturduk. Aynı kız bizi orada da buldu ve Benim ismim “Aysun” sizinle bir fotoğraf çektirmeye geldim dedi. Anılarımızı ölümsüzleştirdikten sonra uzun uzun düşündüm o küçük kızı. Hani biz büyükler son zamanlarda gençler hakkında hayal kırıklıkları yaşıyoruz ya? İşte bu genç kızın kitaplara sarılışı o düşüncelerimi çürüttü bir anda. Aysun’un kitap sevgisi gece yarısı güneşi gibi doğdu içime. Aynı gece yine orada tanıştığımız çok değerli iş adamı ve KIBATEK Yönetim Kurulu Üyesi olan Cafer Öz’ün yeni çıkan son romanının imza gününe katıldık. Yazarın kendi ağzından dinledik kitabın özetini. Çağan Irmak salonu dolup taşıyordu o gece. Efelerin danslarını, yerli konuşmacıları izledik. Sonra katılımcıların şiirleri ve çok değerli KIBATEK Başkanı Sayın Feyyaz SAĞLAM’IN elinden teşekkür belgelerimizi aldık. O geceyi de ölümsüzleştirdik anılarımızın en güzel yerine saklayarak. Otele döndüğümüzde akşam saat yirmi üçe yaklaşıyordu. Uyku denen şey sanki bir anda kaçıp gitmişti gözlerden. O gece son gecemizdi, bölmeme kararı aldık ve sabaha kadar sohbetin tadına vardık. Sarı saçlarından buseler çalarak o, sabah güneşi biz uyandırdık. Gönüllere imza atıp, kalbimizi Seferi Hisar’da bırakıp, dalgalandık durduk sabaha kadar Sonunda misafirliğimizin sonuna geldik. Ne kadar gizlersek gizleyelim. Çiğ düşmüştü gülen gözlerimizin içine. Veda öncesi söylenmeyen birçok söz kalır dillerde. Bazen de haller konuşur dillerin yerine. Biraz sonra ver elini ayrılık! Hiç yanımdan ayrılmayan eski değil, eskimeyen üstadım Şaban Mahmut Kalkan’a, tüm kahrımızı çeken ve elinden gelenin de ötesinde rahat etmemizi sağlayan Sayın Feyyaz Sağlam Bey’e, Mevlüt KAPLAN Bey’e ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler sunmak isterim tüm katılımcıların adına. İzmir’ in sıcağını hesaba katmazsak, harika günler ve geceler yaşadık ve rengârenk anılar bıraktık. Hiç hesaba katmadığımız İzmir’in sıcağından öte insanlarının sıcaklığı idi. Tam yol ayrımına gelmişken bir şairimizin daha adını anmadan geçemeyeceğim. Yunanistanlı, henüz yirmili yaşlarda en genç şairimiz Ramadan Hacı Ahmet. İzmir’in yabancısı olduğumu öğrenince, beni yolcu etmeden kendi yolculuğunu yarına erteleyen o kocaman yürekli şairimize de sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Yollarınız gülden gülleriniz hiç dikensiz olsun KIBATEK ailesi. Belki bir gün bir yerlerde yeniden görüşmek dileğiyle.
Firdevs Büyükateş