Gündeme Dair – Kuraklık riski bitti mi?

64
Necdet Göç

Mart ayı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, 21 Mart baharın müjdecisi Nevruz, Dünya Ormancılık Günü ve Kırklareli için Mart Dokuzu, 22 Mart Dünya Su Günü gibi önemli günleri içerisinde barındırmaktadır. Dışarıda yağışlı ve soğuk hava, Istrancalar’ın yükseklerinde kar yağışı ile Mart ayı, adına söylenenlere uygun davranıyor. Her ne kadar kazma kürek yaktırmasa da soğuğu ile kendinden epeyce bahsettiriyor.

Alışık olmadığımız olayların birçoğunu bir arada yaşadığımız 2020 yılının tarımsal açıdan değerlendirmesini yaptığımızda en büyük sorun kuraklık olarak ilk sıralardaydı. İlimizin en önemli su kaynaklarından Kayalı ve Kırklareli Barajlarının su rezervleri tamamına yakını tükendi. Tarımsal ve meteorolojik kuraklığı birlikte yaşadığımız endişeli bir sürecin ardından sonbaharda yağmurlar biraz olsun içimizi ferahlattı. Üreticiler açısından da çok önemli olan bu yağışlar tarlaların hazırlanması ve ekilmesi için yeterliydi. Devamında yağmur ve kar yağışları her iki barajın dolmasını sağladı. Şimdilik tarımsal ve meteorolojik kuraklık riskinden uzaklaşmış gibi görünüyoruz. Üreticilerimiz artık 2021 yılında sulama sahası içerisindeki arazilerinde sulama yapabileceklerdir.

Kırklareli insan ve hayvan beslenmesinde çok önemli olan tarımsal üretimde söz sahibi olan illerin başında gelmektedir. Örneğin Ayçiçeği üretiminin %10 dan fazlasını Kırklareli tek başına üretmektedir. Dolayısıyla su rezervleri üreticilerimiz ile birlikte ülkemiz açısından da çok önemlidir. Önceki yıllarda hoyratça harcadığımız toprak ve su kaynaklarımızın kıymetini anladığımızı sanmıştık ama yanılmışız. Barajlar dolar dolmaz bütün hesaplar su kaynaklarını tüketme üzerine yapılmaya başlandı. Su kaynaklarını en çok tüketen mısır ekilişleri tekrar gündeme geldi ve planlamalar buna göre yapılmaya başlandı bile. Bizlere göre doğru olmasa da üretici açısından baktığımızda bu davranış normaldir. Uzun yılların alışkanlığından vazgeçmek elbette kolay değildi. Ayrıca kendi hesaplarına göre burada daha fazla para kazandığını düşündüğü için bu davranışını fazla yadırgamamak gerekir. Ancak yetkililer olaya farklı açıdan bakmak zorundalar. Onlar hem üreticinin kazanmasını hem de doğal kaynakların israfının önüne geçecek tedbirleri almalıdırlar. Sarantalı Köylüm Gazetesinde 3 Mart 2021 tarihinde yayımlanan bir önceki yazım hazırlandığı tarih itibarı ile kuraklığa işaret eden bir yazıydı. Yayımlandığı tarihte her ne kadar tarımsal ve meteorolojik kuraklık riski ortadan kalkmış gibi görünse de soruna karşı ciddi tedbirler alınmadığında bu sıkıntılar her zaman yaşanabilir, yaşanacaktır da. Öyle ki açık kanal ile vahşi sulama yöntemi devam ettiği sürece toprak ve su kaynaklarımızın yok olma riski hala ortadadır. Kısaca barajlar ağzına kadar dolsa da geçerli ve akılcı tedbirleri almak zorundayız.

KIRSALDA KADIN EMEĞİ

Dedik ya mart ayı içerisinde birçok unsuru barındırmaktadır. Bunlardan biri de tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kutlanan “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü”dür. Toplumun birçok kısmının uzak durduğu, kutlamalara katılmadığı bu etkinlik son zamanlarda popülaritesi nedeni ile sahiplenilmeye başlanılsa da hala bazı kesimler tarafından amacından uzak kutlanmaktadır. Öyle ki kısaca kadınlar günü adı altında birkaç etkinlik, hamasi sözler ile geçiştirilmeye çalışılsa da emekçi kadınlar,  günlerine sahip çıkmaktadırlar. Tabi etkinlikler genelde kentlerde kutlanmakta olup kırsal kesimin gerçek emekçileri olan köylü kadınlar bu platformlarda henüz yeteri kadar yer almamaktadırlar.

Zaten tarihler de 9 martı gösterdiğinde kadınlar açısından hayat yeniden normale dönüyor. Ta ki bir dahaki 8 mart gelene kadar. Bilim ve teknolojinin hızla geliştiği bu dönemde elbet tarım da başka sektörler kadar olmasa da bir miktar bu olanaklardan yararlanmaktadır. Her ne kadar bu gelişmelerden bir pay alsa da kırsal kesimde emek hala çok önemlidir. Bu önemli emeğin de neredeyse tamamına yakınını kadınlar sağlamaktadır. Erkekler mekanizasyon işini üstlenmişlerdir. Ev işleri, çocuk bakımı vb. işlerin yanında, hayvan bakımı, bağ bahçe işleri, çapalama gibi ne kadar emeğe dayalı iş varsa neredeyse tamamı kadınlar tarafından sağlanmaktadır. Kırsal kesimde kadınlar üretimin en önemli faktörü olmasına rağmen sağlanan olanaklara oldukça uzaktırlar. Toplumsal yapımız ve geleneklerimiz gereği bu süreçte bilgi ve olanaklara erkekler ulaşmakta, işi yapan kadınlar ise yine geri planda kalmaktadırlar. Üretimin ve emeğin temel taşı olan kadın üreticilerimizi bilgi ve diğer olanaklara erişme olanaklarını arttırmalıyız. Bugün kırsal kesim kaynağı olan geleneklerimizin sürdürülmesi ve gelecek nesillere aktarılması da yine kadınlarımız tarafından sağlanmaktadırlar. Geleneksel ürünlerimiz açısından her biri bir ansiklopedi gibi bilgi ile yüklüdürler. Onlar hem ailelerinin ihtiyaçları için hem de toplumun ihtiyaçlarını karşılamada adeta bir fabrika gibi üretim yapmaktadırlar. Ülkemiz için kırsal kesim ve tarımsal üretim ne kadar önemliyse bu alandaki sürdürülebilirliğin temel taşı da kırsaldaki kadın emekçilerdir. Eğer namerde muhtaç değilsek köylü kadınlarımız sayesindedir. Gelecekte de namerde muhtaç olmak istemiyorsak tarım ve hayvancılığın en önemli unsuru olan kadın emekçilerimizin her türlü olanaklara ulaşmasını sağlamalı ve onları artık ön plana çıkarmalıyız.

Bu arada gündemden hiç düşmeyen kadına yönelik şiddetin önlenmesi için etkin tedbirler beklenirken Türkiye’nin başını çektiği “İstanbul Sözleşmesi”nden çekilmesi, başta kırsal kesim olmak üzere her alandaki üretimin içerisinde bulunan kadınların geleceği açısından sıkıntılı bir süreç bizleri beklemektedir. Çünkü kadınlar sadece toplumun yarısı değildir, diğer yarısını dolayısıyla toplumu var edendir. Özellikle kırsal kesimde yaşayan kadınlarımızın bu anlamda daha fazla korunmaya ihtiyacı vardır.

Kadınlarımız koruyamazsak geleceğimizi de koruyamayız.

Necdet GÖÇ
Türkiye Ziraatçılar Derneği
Denetleme Kurulu Üyesi