Hadi Köylüm Uyan Artık

171

Köylüm uyan artık. Uyanmak için sabahı beklersen eğer çok geç olabilir. Çünkü düşman, yüz yıl önce olduğu gibi sabah olmasını, güneşin doğmasını beklemeden şafak taarruzuna başladı.

Çünkü o gün Çanakkale siperlerinde güneşin doğmasını bekleyen askerlerimiz vardı. Şimdi askerlerimizin çoğu hapiste, sen de derin bir aymazlık uykusundasın. Hadi uyan artık, şafak söktüğünde her şeyin bitmiş olduğunu görebilirsin, eğer gözlerini açmaya fırsatın olursa.

Eğer sen uyanırsan, şafak sökmeden tarlanın başında olursan, bugün senin tarlanı, köyündeki doğal zenginliklerini, ormanlarını yağma etmek için sırada bekleyenler, aptal düşman görüntüsünden çıkıp, senin ürünlerine akıllı müşteri olmak zorunda kalırlar.

Eğer sen uyanırsan, şafak sökmeden tarlanın başında olursan, bugün senin tarlanı, köyündeki doğal zenginliklerini, ormanlarını yağma etmek için sırada bekleyenler, aptal düşman görüntüsünden çıkıp, senin ürünlerine akıllı müşteri olmak zorunda kalırlar. Yeter ki sen uyan ve sahip olduğun değerlerin, tarlanın, ormanının, meralarının değerini bil, o zenginliklerini akıllı kullan ve kapitalizmin sömürüsüne izin verme.

Trakya’nın verimli tarlalarına, doğal bitki örtüsü ve doğal canlı hayat zenginliği taşıyan ormanlarına taş ocağı işletmek için, altın madeni çıkarmak için gibi tahrip ve yok edici yöntemlerle göz koyanlar küresel emperyalizmin yerli işbirlikçileri ile işbirliği yaparak seni tarihte hiç yaşamadığın ve alışık olmadığın bir şekilde köleleştirmek için fırsat kolluyorlar.

Mustafa Kemal Atatürk senin için ne güzel sözler söyledi bilir misin? “Köylü Milletin Efendisidir” dedi. O, elbette senin kimseye efendilik taslamayacağını bilirdi, ancak başkalarının sana efendilik taslamaması için seni bir adım öne çıkardı. O, Kurtuluş Savaşı sırasında yaşadığı bir anısında; Yunan Ordusunun Topları Ankara’ya yaklaşmış, Polatlı mevzilerini top ateşi ile döverken, tarlasında çift süren bir köylünün “düşman benim tarlamın sınırına gelene kadar ben karışmam” dediğini hiç unutmadı ve o günlerde şöyle söyledi: “Dünya’ da en zor harekete geçen toplum Türk Köylüsüdür. Ancak inanıp ta bir defa harekete geçti mi o durduracak bir güç yoktur.

Bütün Dünya, senin emperyalizme karşı verdiğin Kurtuluş Savaşına hayran kaldı ve senin bağımsızlığına saygı duydu.

Uyan artık köylüm, uyan, düşman tarlanın sınırına değil tarlanın içine girdi.

Sen yine tarlana çekildin, memleket işlerini politikacılara, güvenliğini askerlere teslim ettin. Yıllarca ürettin, ürettiğinin karşılığını alamadın sömürüldün sesini çıkarmadın, ta ki düşman tarlanın sınırlarına gelene kadar.

Uyan artık köylüm, uyan, düşman tarlanın sınırına değil tarlanın içine girdi. Uluslar arası bir şirketin Türkiye temsilcisi bak basınımıza neler diyor iyi oku köylüm;

“Cihan Ajansı’nın haberine göre Planet Food World adlı özel şirket, Körfez bölgesine, Rusya ve Avrupa’ya ihraç amaçlı gıda ürünleri üretmek için beş yıl içinde Türkiye’de 20 bin endüstriyel tarla kuracak. Şirketin Türkiye Temsilciliği Müdürü Mete Mutluoğlu, her bir tarlanın 10 bin metre kare büyüklüğünde olacağını ve tarlalarda sebze ve meyvenin yanında balık, koyun ve büyükbaş hayvan da yetiştirileceğini söyledi. Şirketin Türkiye’de kullanacağı toplam arazinin 200 kilometre kareyi bulması planlanıyor. Şirket yetkilisi, çiftçinin isterse tarlasını kendilerine kiraya verebileceğini ve buna karşılık maaş alabileceğini kaydetti. İsteyen çiftçiler PFWC adına da çalışabilecek ve kendilerine ücretsiz ev, maaş ve sigorta sağlanacak.  Abu Dabi Yatırım Fonu, Gulf Finance House ve Ismar Bank’ın ortaklaşa kurdukları fon, Türkiye’de tarım sektörüne yatırım amacıyla geçen Ekim ayında 6 milyar dolarlık ön anlaşma imzalamıştı.”

Tarlalarını, kimlerin ne için aldığını öğren artık. Sana da kıyak yapmayı unutmamışlar. Hadi maaşın garanti, kendi tarlanda köle gibi çalış ve asgari ücrete talim et, hiç yoktan iyidir. Ücretsiz ev bile vereceklermiş. Kimin evini veriyorlar acaba. Yoksa köylerde ki evlere de mi göz diktiler?

Tarlalar gidiyor gitmesine de bu kadarla gözleri doyacak mı? Hayır…! Sıra ormanlık alanların talan edilmesinde. Öylesine acımasızca bir talan planlanıyor ve adım adım uygulamaya konuluyor ki, planladıklarının yüzde birini duysan, dudakların uçuklar.

Önce Kırklareli Dereköy Ormanlarına göz diktiler taş ocağı ve altın madeni arama bahanesiyle. Kendi hazırladıkları projelerde “doğal hayatı etkilemeyecek, su havzalarını bozmayacak, göçmen kuşların göç yollarında olmayacak vs vs” gibi hayati önem taşıyan tehlikeler içirmemesi gerektiği halde, arama sahaları Kırklareli’nin su kaynaklarının can damarları üzerinde. Göçmen kuşların göç yolları üzerinde. Doğal bitki örtüsünün yoğun olduğu bölge üzerinde arama izni almaya çalışıyorlar. Üstelik bunun için yasalar önünde yalan söylüyor ve yetkilileri aldatamaya çalışıyorlar. Halen Bölge İdare Mahkemesinde olan ve Kırklareli Valiliği’nin “Çed Raporu Gerekli  Değildir” kararının mahkeme karaları beklenmeden iptal edilmesi gerekmektedir. Doğaya sevgisinden, yasalara saygısından emin olduğumuz Sayın Kırklareli Valisinin bu kararı yeniden gözden geçireceğine olan inancımız tamdır. Kırklareli İl Genel Meclisi üyelerinin böyle bir karar karşısında kesin tavırlar alacağını ve bu yalanları kamuoyuna duyuracağını iyi biliyoruz. Hatta  İl Genel Meclis Üyelerimiz bu konuyu Roma konsüllerine anlatmak için geçtiğimiz günlerde İtalya’ya bir gezi bile düzenlediler.

Haydi köylüm uyan artık ve tarlana, toprağına, ormanına, kuşlarına ve doğal zenginliklerine sahip çık. Sahip çık ki herkes senin vatan sevgine saygı duysun ve kötü emeller beslemekten korksun.

Doğayı böylesine acımasızca tahrip edecek bir çalışmaya “Çed Raporu Gereklidir”, Sayın Valim ve Çevre Bakanlığı yetkilileri. Hem öylesine gereklidir ki önce bu şirketin kimlik raporundan başlamak üzere. Kimdir bu şirket?

Anatolia Minerals Development Ltd. Şirketi 1996 yılında kuruldu ve bir yıl sonra bir tanıtım broşürü yayınladı. Broşürün başlığı,  “Türkiye  Federal Devleti” şeklindeydi ve Türkiye’nin 7 ayrı bölgesinde, 2 milyon hektarlık alanda maden arama imtiyazı elde ettiği bildiriliyordu. Şirket, Türkiye’de arama ruhsatı elde ettiği bölgeleri göstererek, 22 milyon 140 bin 800 hisseyi dünya borsalarına kote ettirmişti.

AMDL Şirketi, Türkiye’de  “Yeni Anadolu Mineral Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi-YAMAŞ”  adıyla yeniden örgütlendi ve 1 milyon 255 bin hektar veya 4 bin 800 kilometre karelik bir alanda maden aradığını duyurdu. Daha sonra YAMAŞ, dünyanın maden devi Rio Tinto şirketi ile Türkiye toprakları üzerinde  “stratejik ortaklık”  kurduğunu ilan etti!

Şirketi tanımak için Dersim Platformu sitesinden elde ettiğimiz raporun bu küçücük paragrafı bile olayın kötü boyutlarını açıklamaktadır. Türkiye topraklarını talan alanı olarak gösteren şirket ülke topraklarımız üzerinden kumar oynayarak dünya borsalarına hisseler sürmektedir. Bütün bu raporları ve detaylı çalışmaları uzun uzun açıklayacağız ileride ki günlerde.

Dereköy Muhtarlığı ve yöre köylüleri şimdilik olayı sahiplenmiş görünüyorlar. Dava seyrini ve gelişmeleri ilgi ile izleyeceğiz.

Kofçaz Köyleri Elmacık, Tastepe ve Kocayazı Köylerine yapılmak istenen RES (Rüzgar Elektrik Santralleri) olayı daha işin başında yalan ve aldatma bir rapor ile başlamıştır. Şirket kendi hazırladığı raporunda “Göçmen Kuşların göç yolları üzerinde olmaması gerekir” diye bir sakınca koymasına rağmen, nasıl bir bilirkişi incelemesi ve keşif yapıldı ki “Çed Raporu Gerekli Değildir” dendi. Halbuki Çevre ve Orman Bakanlığı’nın hazırlattığı raporlarda bölgenin önemli bir göç yolu üzerinde olduğu belirtiliyor. Peki burada kim yalan söylüyor ve insanları aldatmaya çalışıyor. Bakanlığın hazırlattığı bilimsel raporlar birçok önemli bilgi ve detaylı bir çalışmayı gösteriyor. Ancak bizim bilirkişiler herhalde kışın bölgeye gitti ve “yapılan tespit sonucu göçmen kuşlardan leylek, bıldırcın, turna ve kırlangıç kuşlarına bölgede rastlanmamıştır” diye bilimsel bir tespit yaptılar. Leylekler asan agan mı be kardeşim, ne işleri olacak kışın buralarda. Ama yaza bak görürsün o uzun gagaları ile Elmacık köyünün çatılarına evlerini, yaptıklarında.

İş, şakası bile yapılamayacak kadar önemli ve vahim. Haydi köylüm uyan artık ve tarlana, toprağına, ormanına, kuşlarına ve doğal zenginliklerine sahip çık. Sahip çık ki herkes senin vatan sevgine saygı duysun ve kötü emeller beslemekten korksun.

Mustafa Karaca – Sarantalı Köylüm