Halkevleri Cumhuriyetin Halka Giden Yoluydu

394

Ercan Özhekim (Yemişçi Şükrü’nün torunu) bizim “durak” ve “uğrak yerimiz” olan Şair Mülayim Tirfil’in kahvesinin aranan insanlarındandır. Aydın bir kişiliği vardır. Şair’in oraya gelenler Ercan Özhekim’i, tabi beni, Bünyamin Çakır’ı, Ahmet Morgül’ü, Hasan Tuna’yı orada bulurlar.

Cumhuriyet’in 89. yıldönümü gününde yani geçen pazartesi günü oradaydık. Ercan Özhekim, bana, yaşayan kuşakların adını duymadıkları, kitaplarını okumadıkları, hizmetlerini bilmedikleri Prof.Dr.Sadi Irmak ile ilgili bir gazete yazısı verdi. Gazete sayfasında Prof.Dr.Sadi Irmak’ın, Atatürk’le ilgili bir hatırası vardı.

Prof.Dr.Sadi Irmak benim Ankara’da Halkevleri Merkezi’nde beraber çalıştığım Atatürkçüler’den, eski Halkevcilerden biridir. Atatürk’ün Avrupa’ya tahsile gönderdiği gençlerdendir. Milletvekilliği, Bakanlık, ve Başbakanlık yapmış, namuslu bir siyasetçi ve devlet adamıdır. Siyaset dünyasında ve arkadaşları arasında “ACUL SADİ” olarak tanınır. Mütevazi bir bilim adamı idi. Devlet işlerinden vakit bulduğu zaman Halkevleri Genel Merkezi’ne kısa sürelerle uğrardı. Rahmetliyi sever ve sayardım. Ercan Özhekim’in verdiği yazı ile onu hatırladım, ona rahmet diledim. Halkevlerine değinmeme vesile olduğu için birkaç satırla kendisini anlatmış oldum.

Bu Halkevlerine her kesimden insanın girmesi serbest idi ve dokuz faaliyet kolunda herhangi bir ücret vermeksizin kendini yetiştirmesi mümkündü.

Prof.Dr.Sadi Irmak eski, yani Atatürk ve İnönü dönemi Halkevcilerdendi. Ben Halkevlerinin ikinci dönem kurucu kadrosunda, 1960’ın ilk yarısında, yönetimde yer aldım. Prof.Dr.Sadi Irmak, eski Başbakanlardan Suat Hayri Ürgüplü, Prof.Dr. Celal Ertuğ, eski bakanlardan Tahsin Banguoğlu, Prof.Dr. Hikmet Bayur, yeni halkevcilerin hocaları durumundaydılar. Şair Behçet Kemal Çağlar ikinci dönem Kurucu Genel Başkanımız olmuştu. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’i ve İsmet İnönü’yü ziyarete giderken, başımızda o vardı. Bu ziyarette gerek rahmetli Cemal Gürsel’in gerekse İsmet İnönü’nün Atatürk ve Halkevleri için ne dediklerini şimdiye kadar ayrıntılı biçimde yazmadığım için kendimi ihmalkar bulurum. Oysa İsmet İnönü ve Ecevit destek verselerdi, bugün Halkevleri açılmış olacaklardı. Milli Birlik Üyesi Tabii Senatör Ahmet Yıldız’ın eline düşmeyeceklerdi. İnönü, benim de başkanlığımı yaptığım kurultaylara gelmiştir ama Ecevit Halkevlerine hiç uğramamış, sonunda da “Halkevlerine gerek yoktur, Rahşan Hanım’ın başkanlığını yaptığı dernek yeterlidir.” demiştir. Oysa Halkevleri Cumhuriyet’in temel taşlarından “HALKÇILIĞIN, HALKA GİTMENİN ETKİNLİK ALANI” idi. Atatürk’ün kurduğu bu eski Halkevleri ve Halkodaları’nın nasıl çalıştıklarını yeni kuşaklar bilmezler. Bu Halkevlerine her kesimden insanın girmesi serbest idi ve dokuz faaliyet kolunda herhangi bir ücret vermeksizin kendini yetiştirmesi mümkündü. Cumhuriyet’in bilgili, bilinçli ve sanatkar ruhlu aydınları buradan yetişiyordu. Ben köyde öğretmenlik yaparken Kırklareli’ne geldiğimde vaktimi halkevinde geçirir, köye dönerken buranın kütüphanesinden kitap alır giderdim. Halkevlerinde çalışanların hepsi gönüllü çalışırlardı. Böylesine de demokratik yapıda kuruluşlardı. Demokrat Parti bu Halkevlerini kapattığı zaman Türkiye’nin beşbin yerinde bunlar faaliyet halindeydiler. Ne diyeyim, bu halk kendisini karanlığa itenleri tanımalıdır artık.