HAMMURABİ’ den Bu Gün’ e Yasalar

 

 

 

– “ Gerçek Cumhuriyet tüm insanların eşit olduğu bir ortamda söz konusu olur. Herkes üretir, herkes çalışır ve çalışıp ürettiğince pay alır toplumdan. O zaman bir değer taşır yasalar. O zaman anlamlıdır tartışma

 

– “Bilim beyin önünden yürüdü mü, aydınlığı daha bir kolaylar yolu. Yok, beyden geride kaldı mı, beyin Gölgesi tüm karanlığın baskısı olur.”

Şeyh Bedreddin

Serez Demirciler Çarşısı

 

İnsanlık tarihi yazılı, bilinen tarih ve yazı icat edilmeden önce yaşanan tarih olarak iki bölümde incelenebilir. İlk bölümde insanlar kabileler halinde yaşayıp henüz güçlü bir topluluk ( adına devlet dediğimiz) olmadan önce de bazı kurallara tabi olarak yaşıyorlardı. Hayatta kalabilmek için o kurallara uyulması gerekiyordu. Bazen kuralları doğa koyuyor, uymayan insanları yok ediyor, bazen de güçlüler koyuyor, uymayanları yok ediyordu.

Zaman ilerledikçe tarih sayfalarına egemenlerin ve onların kurduğu devletlerin yasaları geçerli oldu. HAMMURABİ çıktı “ ben ne diyorsam o olacak, çünkü bu düzenin ve devletin yaşaması için benim koyduğum yasalara uymak zorundasınız, benim koyduğum yasalara uyulmazsa bu devlet ve düzen yıkılır” dedi. Fakat ne hikmetse Hammurabi’ de en güçlü zamanında bir başka güçlü tarafından yıkıldı.

Daha sonra tarih sahnesinde Cengiz Han’ı gördük. Sonra Timur geldi, sonra Kanuni Sultan Süleyman. Hepsi de bir süreliğine en güçlü şekilde kendi çıkardığı yasalarla toplumları yönettiler. Kanuni Sultan Süleyman’ ın meşhur sözünü hiç unutmadık ve hala Adliye koridorlarında ve duvarlarda yazılı durur “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR”.

Sonuç; Hepsi tarihin sayfalarında zaman zaman hatırlanmak üzere bekliyorlar.

Devletler halkın iyi yönetilmesi, refahı ve huzuru için çıkardıklarını, aslında kendi çıkarlarını korumaktan başka bir amacı olmayan yasalar ile yönetildi ve hepsinin de sonu belli, tarih öyle yazıyor.

Sonra tarihler 29 Ekim 1923 ü gösterdiğinde tarih sahnesine Mustafa Kemal isminde bir kahraman çıktı ve “ toplumlar için en iyi idare şekli CUMHURİYET’ tir” dedi. Cumhuriyet’ in 100. yılına yaklaştığımız bu günlerde yine yasalar ile sorunumuz var.Bu defa sorun büyük en kutsal değerimiz “ANAYASA”. İktidarda olan parti yöneticileri diyor ki “ Bu Anayasa ile toplumu yönetmek zor. Yeni yasalar lazım”. Karşı çıkanlar ise “ bana ne ben oynamıyorum, bu yasalar ile idare et” al sana uzlaşmazlık, yumruk yumruğa kavga. Muhalefetten hiç birinin aklına gelmiyor mu ? “ kardeşim yönetmiyorsan çekil, ben yönetirim”

 

Durum öyle gösteriyor ki biz aradan geçen yüzyıllara rağmen Yasa’nın ve Cumhuriyet’in ne olduğunu anlayamamışız. Halbuki çok uzak değil, dün gibi, bundan 600 yıl önce SİMAVNA KADISIOĞLU ŞEYH BEDREDDİN hepimizin anlayacağı bir şekilde Cumhuriyet’ in ne anlama geldiğini birkaç satırda özetlemiş.

 

. Çünkü çıkarılan her yasa, herkes için geçerlidir ve herkesin payı vardır onda. Hatta denilebilir ki, o zaman yasa bile gerekli değildir. Çünkü yasaklama gereksinimi yoktur. Her yurttaş işini gerektiğinden iyi yapacaktır. Bu yüzden biz, sizin anladığınız gibi almıyoruz cumhuriyeti. Bazılarının bazılarını sömürmesi sonucu doğacak bir egemenliğe, doğrudan sömürü düzeni deriz, biz.

Yasalar önünde, insanları birbirine eşit kılsanız bile, o insanlar özel yaşamlarında da eşit değilse, boşuna bir gösteriş olur kurduğunuz düzen. “

 

Sonra da yönetici beyleri uyararak, toplum yönetiminde BİLİM ve ADALET’ in önüne gölge olmamalarını tavsiye etmiş. Bedreddin’ in sonu ne olmuş diye merak ederseniz söyleyelim, SEREZ DEMİRCİLER ÇARŞISINDA BİR ÇINAR AĞACINDA İDAM EDİLMİŞ.

 

“Bilim beyin önünden yürüdü mü, aydınlığı daha bir kolaylar yolu. Yok, beyden geride kaldı mı, beyin Gölgesi tüm karanlığın baskısı olur.”

 

Şeyh Bedreddin

13.01.2017

MUSTAFA KARACA

Serez eski osmanlı bedesteni ve çınar ağacı