HASTANELERDE SATILAN SU-ALİ ÇETİN

254

 

 

HASTANEDE SATILAN SU LÜKS MÜ İHTİYAÇ MI?

Yaklaşık iki yıl kadar önce İstanbul da şehrin göbeği sayılan Maslak’da bir akaryakıt istasyonunda yakıta ilave; su, soda, bazı ürünlerini boykotuna hazırlandığımız ülkenin adeta sembolu olan gazlı içecekten aldım. Kasaya ödeme yaparken sanki fazla ödüyormuşum gibi hissedip fiyatları sordum. Su 100 kuruş, soda 75 kuruş diğeri 3 lira gibi toplam 4,25 tl. Borcum olduğumu öğrenince fiyatların marketlere göre neden yüksek olduğunu sordum? Görevli kadın, yetkiliye sormam gerektiğini söyledi. Birkaç dakika sonra yine bir kadın tüm kibarlığıyla fiyatların marketlere göre yüksek olabileceğini ancak piyasaya göre normal olduğunu, satış bölümünü akaryakıt istasyonundan kiraladıklarını dolayısıyla su, soda ve diğer ürünlerin marketlerden farklı olduğunu söyledi. Tabii arabada eşim beklediği için görüşmeyi fazla uzatmadım, zaten her zaman haklı olurlar, bilirsiniz.

Konuyu eşime anlattığımda, ‘’aman sen çalışırken böyleysen emeklilikte kim bilir ne işlerle uğraşırsın, ancak ne kadar uğraşsan da birşey elde edemez boşuna sinirlerini bozarsın’’ demişti. Kadınlar alışveriş konularında biz erkeklere göre daha tecrübeli olduklarından haklı olabilir belki sinirlerimi yıprattığımla kalabilirim ama, milli duruş, yerli üretim, boykot, ambargo vb. konuların çokça konuşulduğu bu günlerde o zamandan beri kafama takılan su fiyatı 15 Ağustos 2018, yani emeklilik günlerimde Kırklareli Devlet Hastanesinde bir kez daha dikkatimi çekti.

Yeni binası memnuniyet yaratan ancak yeri konusunda halen tartışmaların yaşandığı Kırklareli devlet hastanesinde Otomat Makineye 1 TL atmadan suya erişemiyorsunuz. Kışın bir ara kayınvalidemi muayene götürdüğümüzde serum bağlamak için 2-3 saatliğine ilgili bölüme yatırdıklarında su ihtiyacı olabileceğinden hastanede büfe aramış bozukluğum olmadığı için çıkıp dışarıdaki bakkaldan almıştım.

Evet hastaneye insanlarımız rahatsızlıklarına şifa aramak için gidiyorlar ve yaz aylarının bu sıcak günlerinde sıralarını beklerken ferahlamak için su içmeye kalksalar-ilaç desem duygu sömürüsü olacak, demiyorum- 1TL’yi otomata atmak zorundalar. Parayı attın 0,5Lt lik halk tabiriyle ‘’küçük su’’ şişesi geldi, soğuk gelecek diye bekleme neyse ki binanın güneş almayan yerlerine koymuşlar. Ben zaten soğuğunu içemiyorum ama suyu soğutmak için Makinenin ilave elektrik tüketimine de gerek yok. Kırklareli’ndeki park, bahçe ve büfelerin çoğunda da su 1 TL, hem de soğuğu. Eee o zaman ilave bir masraf yoksa en azından market fiyatından satılamaz mı? Marketine ve markasına göre küçük su şişesinin fiyatı 30-40 kuruş arasında değişiyor.

Su üretimi ve tüketimi ciddi bir iş. Normal bir insanın günlük su ihtiyacı 8-9 bardak yani 2-2,5 Lt. Ülkemizde sanırım belediyeler tarafından sağlanan suyun içim kalitesi, sağlıklı olması, kesintisiz sağlanması ile ilgili sorunlar olacak ki ambalajlı su üretimiyle ilgili dikkat çekici gelişmeler var. 16 Temmuz 2017 günü Habertürk gazetesinde yayımlanan bir yazıda’’ Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Seyhanlı yaptığı açıklamada, Türkiye’de su pazarı hacminin geçen yıl yüzde 4’lük büyümeyle 11.3 milyar litreye ulaştığını, bu hacmin 6.4 milyar litresinin damacana, 4.9 milyar litresinin de yüzde 10’luk büyümeyle pet satışından geldiğini, tonaj olarak damacananın toplam satışın yüzde 57’sini, diğer ambalajlı suların ise yüzde 43’ünü oluşturduğunu kaydetti. Sektördeki toplam cironun geçen yıl yaklaşık 5.4 milyar liraya ulaştığını aktaran Seyhanlı, 2016’da ihraç edilen ambalajlı suyun 408 bin ton ve toplam cironun 64 milyon dolar olduğunu söyledi.

Seyhanlı, 2017 yılında Türkiye’de su pazarı hacminin yaklaşık 11.7 milyar litreye ulaşmasının ve bu hacmin 6.4 milyar litresinin damacana satışından, 5.3 milyar litresinin de pet satışından gelmesinin, sektördeki toplam cironun da yaklaşık 5.7 milyar liraya ulaşmasının beklendiğini bildirdi.’’ 2018 yılının değerlendirilmesini de önümüzdeki aylarda ilgili dernek başkanında alırız sanırım.

Türkçe anlatacak olursak 2017 yılında cebimizden yaklaşık 5.7 milyar lira ambalajlı su parası çıkmış. Bu yıl 6 milyar lirayı bulacağından eminim. Bu bir gelişmenin, büyümenin, kalkınmanın işareti mi takdir sizlerin.

Yurt dışından gelenlerden duyarsınız Almanya’da şişe su satılmıyor, merak ederiz Almanlar ne içiyor diye, oradan gelenler de sanki başka bir dünyadan geliyorlarmış gibi cevaplarlar ‘’bira içiyorlar’’. Yahu hiç olur mu? Bira suyun yerini tutar mı? Eminim evlerinde ve tüm lokantalarda temiz ve sağlıklı olduğu için içiyorlardır.

Almanya’ya gitmediğim için bilmem ama 2015 yılında bu günlerde sevmediğimiz ülkenin Newyork şehrinde 10 gün kızımda kaldım. Marketlerinde bizimkilerle karşılaştırıldığında 1/100 kadar yer tutan su satışı var ancak kimse su satın almıyor çünkü evlerindeki, park ve bahçelerindeki su içilebilir kalitede, temizlikte. Asıl şoku ise aylık ne kadar su parası ödediklerini sorduğumda yaşadım. Dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan Newyorkta- sanırım ülkenin tamamında- suya para ödemiyorlarmış, çünkü su lüks değil, ihtiyaçmış ve bir insan hakkıymış.

Hadi o kadar da abartmayalım, varsın ücretsiz suya erişme amerikalının hakkı olsun ve belediyelerimizi önemli bir kaynaktan mahrum etmeyelim ama hiç değilse zorunlu olarak gittiğimiz ve çeşmelerinden akan suyu içmediğimiz –81 ilin belediye başkanlarına sorsan içebilirsiniz derler ama SUDER başkanının geçen yıl açıkladığı ve gitgide artacak satış rakamları ortada- hastane, okul, akaryakıt istasyonu gibi yerlerde ambalajlı suların market fiyatından satılmasını talep etme gibi bir lüksümüz de olamaz mı?

Haydi Kırklareli enflasyonu, doları, euroyu yenmeye hastanedeki Otomatik Makineden soğutulmadan satılan Küçük Su’dan ufak ufak başlayalım!

Ali ÇETİN

17.08.2018