Hay Taksi !!!

128

KIRKLARELİ’DE TAKSİCİLER

Taksicilik nasıl bir meslektir? İlimizde taksicileri nasıl tanıyoruz. Kimlerdir, sorunları nelerdir? Bu soruların cevabını merak ettiniz mi, veya 5-10 dakikalık bir yolculuğu paylaştığım, ücretini ödediğim ve hatta acaba fazla ücret alıp beni kazıkladı mı diye içinize şüphe düştüğü bir adamın sorunlarından bana ne mi dediniz.

Taksicilik, zor meslek, kısa süreli yolculuk esnasında yaşadıklarınız taksi şoförü hakkında acaba yeterli bilgi veriyor mu? Önünde yavaş giden aracın şoförünü küfürle mi, yoksa kibarca mı uyarıyor, memleket meseleleri hakkında bilgi sahibi mi, yoksa kendi geçim derdinde mi ? Bütün bu soruların cevabı aslında o ilin veya ülkenin aynaya yansıyan sosyal görüntüsüdür.

Türkiye TAKSİ ŞOFÖRÜ’nü 1958 yılında Atıf Yılmaz’ın yönettiği başrollerinde ÇOLPAN İLHAN- EŞREF KOLÇAK’ın oynadığı AKA GÜNDÜZ’ün romanından uyarlanan “BİR ŞOFÖRÜN HATIRA DEFTERİ” filmi ile tanıdı. Filmin kahramanı olan şoförün gördükleri ve yaşadıkları ülkemizin ve özellikle İstanbul’ un sosyal görüntüsüdür. İstanbul’da yaşayan her kesimden insanın kapitalizmin yarattığı geçim girdabında nasıl çaresizlik içinde mücadele ettiğinin kısa bir özetidir. O yıllarda toplu ulaştırma araçları az olduğundan insanların taksiye ihtiyacı fazla idi. Hele biraz iyi kazanıp parası bol olanlar otobüs yerine taksiyi tercih ediyordu. Taksi şoförlüğü İstanbul’ un ve Türkiye’ nin yeni tanıdığı bir meslek oluyordu. AKA GÜNDÜZ’ ün bu unutulmaz romanından sonra taksicilerin sorunlarını işleyen birçok film çevrildi ama hiç biri o lezzeti vermedi.

AKA GÜNDÜZ 1943 yılında yayımlanan “Bir Şoförün Gizli Defteri”  kitabının önsözünde kitabını taksi şoförlerine ithaf ettiğini belirterek şöyle yazar ;

“Memleketimin şoförleri! Bu eserimi sizin için ve içinde çalıştığınız cemiyet için yazdım. Fakat hepsini size ithaf ediyorum(…) Ben bu eserimde bir şoförün hayatını anlatırken, kuvvetle zannediyorum ki, cemiyetin muhtelif manzaralarını da birkaç çizgi ile göstermiş oluyorum. Bunun içindir ki (Bir Şoförün Gizli Defteri) yalnız sizin kitabınız değildir.”

İstanbul’ da yaşanan olaylardan sonra ilimizde de taksicilik bir meslek dalı olmaya başladı. Ancak taksiciliğin henüz bir yasal tanımı ve Anayasası yazılmadığı için birçok olumsuz tatsız olaylar yaşandı. Direksiyon’ a yan oturan, ağzında sigara, başında kasket ile kirli paslı giyimli, argo ve küfürlü konuşan müşteriye saygısız taksi şoförleri topluma itici gelmeye başladı. Ancak bu olumsuzlukların yanında mesleğini saygın bir şekilde yapan, müşterisine saygılı taksi şoförleri de çoğalmaya başlamıştı.

Bir Şoförün Hatıra Defteri filminden sonra 1960 yılında Sezer Sezin ve Münür Özkul’ un oynadığı Metin Erksan yapımı “ŞOFÖR NEBAHAT“ filmi beyaz perde de hayat buldu. Bu defa bir bayan taksi şoförünün taksiciler arasında verdiği yaşam mücadelesi konu edilirken yine toplumun çeşitli kesimlerine ve sorunlarına değiniyordu. “ŞOFÖR NEBAHAT ŞARKISI” ve “BANA DERLER ŞOFÖR NEBAHAT-ZATEN BİZDE KABAHAT“ sözleri toplumun her kesiminde ve her sohbetin bir yerine sıkıştırılarak söylenmeye başladı.

Kırklareli’ de bir şoföre hatıra defteri yazdıracak taksici çıkmadığı gibi şoför Nebahat olabilecek bayan bir taksicimizde olmadı. Ancak birçok anıların yaşandığı, taksicilerimiz oldu.

Kırklareli bugün için şehrin çeşitli bölgelerinde hizmet veren 11 taksi durağı ve 134 taksiciye sahip. Kırklareli taksicilerinin sorunları yok mu dur diye soracak olursanız, cevabımız yazılamayacak kadar çok olur.

23 Ocak 2017 tarihinde soğuk bir kış gününde taksiciliğin ne kadar önemli olduğuna tanık oldum. 8 günlük bir tedavi sonucu hastaneden taburcu olmuştum. Doktorum “ kendine dikkat et sakın üşütme, soğukta durma” diye öğüt vermişti. Ancak hastane kapısından çıktıktan sonra dışarıda -2 derece soğukta ne yapacağımızı şaşırdık. Tek amacımız vardı, hemen bir taksiye binip eve ulaşmak. Ancak beklenen taksi ufukta görünmüyordu. -2 derecede 21 dakika bekledikten sonra öğrendik ki Hastane Baş Hekimi taksiciklerin içeri girmesine izin vermiyormuş. Mecburen battaniyeye sarılıp giriş kapısına kadar yürümek zorunda kaldık. Orada da 20 dakikaya yakın taksi bekledik. O an anladım ki bir şeyin değeri varlığında değil yokluğunda hissediliyormuş. Tıpkı hava gibi, olduğunda fark etmeyiz ama, yokluğu ciğerlerimizi patlatır.

Uzun bir bekleyişten sonra nihayet beklediğimiz taksi geldi. Bir an önce hareket etmesini beklediğimiz şoför uzun bir telefon görüşmesi yapıyordu. Önce canımız sıkıldı.” Hadi biraz çabuk ol, üşüdük” .diye uyarmak zorunda kaldık. Ancak taksici de ayni sorunu yazılması ve yetkililere iletilmesi için bir basın mensubu arkadaş ile paylaşıyordu.

Eve gidene kadar geçen 10 dakikalık süre içinde konunun detaylarını öğrendik. O gün bir daha anladım ki taksicilik sadece yolcu taşımacılığı yapan bir esnaflık değil, ayni zamanda sosyal bir sorun imiş. Bu sorununda populist gazete röportajları ile değil detaylı bir şekilde ve tarihsel bir seyir İzlenerek incelenmesi gerekiyormuş.

KIRKLARELİ TAKSİ DURAKLARI VE TAKSİCİLER

-1- VİLAYET MEYDANI TAKSİ DURAĞI.

Kırklareli Vilayet Meydanı olarak bilinen 15 Temmuz Darbe girişiminden sonra “ ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ MEYDANI” olarak yeniden isimlendirilen meydanın sol köşesinde taksi durağı olarak bir yer ayrılmış. Durağa kayıtlı 15 taksi olmasına rağmen faal olarak taksicilik yapan 7-8 araç kalmış. Gittiğimizde durakta bekleyen 3 taksi kalmıştı   Demek ki diğerleri işe gitmişler. Zeynel Duran ile Kırklareli’ de ve özel olarak durak ta taksicilerin sorunları ile sohbete başladık. Bu çalışmamızda bize “SPOR VE NOSTALJİ” köşe yazarı emekli öğretmen NİHAT ÖZGE eşlik ediyordu. Taksicileri konuşturmak zor olsa da Nihat Özge sayesinde sohbet biraz derinleşti. Durağın birinci sorunu park yeri sorunu olarak görünüyor. Durakta taksi az olduğu zaman boş alan bulan sürücüler park yeri bulamadıkları için hemen taksicilerin durağını işgal ediyor. Her ne kadar durak yeri dense de kimse dinlemiyor. 5-10 dakika sonra geleceğim diye aracını bırakanlar günü durakta bitiriyor. Çoğu zaman da karşı dükkanlarda olan esnaf arkadaşları olduğu için, müşteri kaybetmemek adına kötü olmak istemiyorlar. Şimdilik karşılıklı anlayış ile sorun çözülüyor gibi amma, olmuyor, sorun devam ediyor. Onları gören başkaları da park ediyor ve sorun büyüyor. Belediye’ ye işgaliye ve yer parası ödediğimiz için başkalarının park etmemesi gerekir diyorlar. Bu konuda şikayet ettikleri Trafik polisleri bizim sorunumuz değil diyerek topu belediye zabıtasına atmışlar. Belediye de sorunun sizin siz çözüm bulun diyerek olayı noktalamış. Sohbet devam ederken Zeynel Duran’ ın sırası geliyor ve çayını bitiremeden bardağını yanına alıp müşterisini almak üzere izin istiyor.

Sohbete Kırklareli Dereköy Orman İşletmesinden emekli ZİYA DEDEOĞLU işle devam ediyoruz. Sorunlar ayni. Yeni yasal uygulama ile taksicilere 66 yaş sınırı geldiği için, bazı taksiciler yaş sınırına takılıp çalışamıyor. İşte bu sebepten durakta satılık taksi fazla. Ancak durak şu günkü haliyle 5-6 taksiyi bile geçindirmezken 15 taksi ile ne yapacaklarını bilemiyorlar. Zaten durak 80 li yıllarda kurulurken 5 taksi ile sınırlı imiş. Daha sonra ilavelerle sayı artmış.

Erikler Köyü’nden Bağ-Kur emeklisi Özcan Arslankara sohbete katılıyor. Bir taksinin bugün için plaka değeri 200 bin lira civarında. Bu parayı verdikten sonra açılış km fiyatı 4 lira ile başlayan bir fiyat politikası ile nasıl çalışır para kazanırız diye yakınıyorlar. Bir de, Kırklareli’ de hemen hemen her ailenin bir arabası olduğunu düşünürsek müşteri potansiyeli ortaya çıkıyor.

Özcan Arslankara şartlar zor diyor amma, Ziya Dedeoğlu’ da “ yapacak başka işimiz olamaz, kahve köşelerinde oturup dedikodu yapmaktansa az da olsa bir şeyler yapmanın güzelliğini yaşamak istiyoruz” diyor. Durakta çalışan taksicilerin hemen hepsi çeşitli mesleklerden emekli olmuş insanlar. Bir nevi hobi, boş zaman geçirme, boş oturmama gibi sebeplerle taksiciliğe devam ediyorlar.

Taksiciler yaşadıkları olaylarla, gördükleri ve duydukları ile müşterilerinin sırdaşı olmuş. Hemen hemen hepsinin özel müşterileri var. Kartlarını vermişler, taksiye ihtiyacı olan kendi taksicisini arıyor. Bu durum durak sırasını ihlal ediyor gibi olsa da hepsi yaptığı için kimse ses çıkarmıyor.

Taksicilik sosyal bir meslek olarak, halkın her kesimi ile çeşitli ortamları paylaştıkları için müşterilerinin sırdaşı olarak hizmet vermeye devam ediyorlar. Şimdilik Kırklareli’ nin şoför Nebahat gibi bir taksi şoförü yok ama, ileride olmayacak değil. Bayanlar artık eskiden daha çok araç kullanıyor.

Mustafa Karaca