HAYDAR MERİÇ CİNAYETİ VE 15 TEMMUZ

 

15 Temmuz darbe girişimi toplumda büyük bir tepkiye sebep olduğu için halk sokaklara döküldü, tankların yolunu kesip üzerine çıktı. Uçakların havalanmaması için pistleri kapattı. Medya üzerine düşen görevi yapıp tarafsız davrandı ve demokrasi adına dik duruş sergiledi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan, TBMM tüm milletvekilleri meclis çatısı altında toplanıp demokrasi adına direniş gösterdiler. Bunlar demokrasi adına olması gereken ve olmasından hepimizin gurur duyduğu önemli gelişmeler oldu.

Darbenin suçlusu çabuk belli oldu Fethullahçı Terör Örgütü FETÖ. Peki bu FETÖ terör örgütü bugünlere nasıl geldi de ülkede darbe yapabilecek kadar güçlenip örgütlendi. Soruların cevapları uzun yıllar gerisine gitse de son beş yıl içinde yaşadıklarımız aslında bize önemli ipuçları verir gibiydi. Adına paralel yapı veya FETÖ dediğimiz örgütlenme işlediği faili meçhul cinayetler ile topluma korku salmaya başlamıştı.

 

HAYDAR MERİÇ CİNAYETİ

 

2011 yılının mayıs ayında Kırklareli’ de Haydar Meriç isimli gazeteci-emekli öğretmen dostumuz aniden ortadan kayboldu. Daha sonra Düzce-Akçakoca sahilinde domuz bağı ile bağlanmış, zincire vurulmuş cesedi balıkçılar tarafından bulundu. Cinayet hakkında defalarca yazmış olmamıza, eldeki mevcut delillerin karartılma ihtimaline karşı tedbirli olma konusunda uyarılar yapmamıza rağmen Haydar Meriç cinayeti konusunda 5 yıl boyunca bir ilerleme olmadı.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ ın konuyu gündeme getirmesi ile olay yeniden araştırma konusu yapılmaya ve basının ilgisini çekmeye başladı. Basın mensubu arkadaşlar konunun flaş magazin yönünden bir türlü kurtulamadı. Sorulacak o kadar çok ve önemli soru varken, hepsi ailesi ve yakın arkadaşları ile görüşmek için çaba sarf etti. Sorulacak sorular o günün yetkili kişilerine olmalı idi. Biz yazdığımız yazılarda “ bu cinayeti işleyen kişilerin bir gün paralel ranzalarda yatıp hesap vereceklerini belirterek” konuya dikkat çekmeye çalıştık.

 

KÖŞEYE SIKIŞAN KEDİ : FETÖ

 

15 Temmuz 2016 günü Türkiye büyük bir ayaklanma yaşadı. Köşeye sıkıştığını hisseden ve tasfiyenin eşiğine gelen PARALEL YAPILANMA, köşeye sıkışan kedi misali son bir gayret ile yüzümüzü tırmalamaya çalıştı.

Türkiye altı gündür bu şokun etkisi ile çalkalanıyor. Herkes bu olayın sorumlusunun Paralel yapılanma dediğimiz FETÖ örgütü olduğunda hem fikir. FETÖ’ cü subay, polis, hakim, savcı ve bürokratlar PARALEL RANZALARDA  hesap vermek üzere tutuklanmaya başladılar. Hesap günü yakın olsa gerek.

Dönelim yine Haydar Meriç cinayetine. Eğer bu cinayet o günlerde ciddi olarak sorgulansa muhtemel deliller ışığında gerekli soruşturmalar yapılabilse idi, nasıl korkunç bir örgütlenme ile karşı karşıya olduğumuzu anlayacaktık. O gün Haydar Meriç cinayetini işleyenler yakalanıp hesap sorulabilse idi, elde edilecek önemli ipuçları ile bugünleri çözebilirdik.

 

AKÇAKOCA

 

Kırklareli’ de mevcut delillerin nasıl yok edildiğini gördükten sonra cinayetin ortaya çıktığı AKÇAKOCA bölümünü de merak edip Akçakoca’ ya gittik. Merak edip limanı, sahili, orada bulunan balıkçıları, esnafı gezdik. Kırklareli’ de olduğu gibi yine şu kanaate vardık ki, bu cinayet delil karartılması olmasa idi, çok kısa sürede çözülürdü.. Adına Paralel yapılanma veya FETÖ denilen örgüt bilinçli olarak insanlara korku salmak üzere Haydar Meriç cinayeti gibi kim bilir ne kadar faili mevcut cinayet işledi. Haydar Meriç üzerindeki demir zincirlere rağmen denizin üstüne çıkmasa idi belki hala faili meçhuldü. Ama inatçı Haydar son bir gayret ile bu oyunu bozdu ve cinayeti, planlı, tertipli bir cinayeti işaret etti.

 

KARADENİZ ALDIĞINI NE ZAMAN VERİR

 

 

 

Karadeniz’ de hırçın özelliğini gösterip bu cinayeti kabul etmedi. Sahilde görüştüğümüz bir balıkçı dost’ a sorduk “ Karadeniz aldığını ne zaman verir”  Balıkçı uyanık konuyu hemen kavradı. “Karadeniz kendi almadığını kabul etmez atar” dedi. Balıkçı anladı konuyu ama biz biraz Fransız kaldık. Açıklama isteyince “ soruyu güzel sorduğuna göre cevabı da zaten biliyor olman gerekmez mi “ diye dönüş yapınca sohbet derinleşti biraz. Karadeniz kendi almadığı canı kabul etmez “ ha bu benden değüldür deyü “ geldiği yere gönderip, “ beni pis cinayetlerinize alet etmeyin, ben bu adamı saklamam “ deyip katilleri işlediği cinayet ile baş başa bırakır.

İşte böyle Karadeniz’ in saklanmasına razı olmadığı cinayeti bazı görevliler- ki, görevleri böyle cinayetleri çözmektir- yıllarca saklamaya çalıştı. Saklayabildiler mi ?- HAYIR-, saklamaya devam edebilecekler mi – artık mümkün değil – diye düşünmek istiyorum.

İnanıyorum ki devlet kadrolarında bu cinayeti çözecek polis, hakim ve savcılar vardır. Görev sırası artık onlarda. Cinayeti işleyenler ve saklayanlar ise paralel ranzalarda hesap vermek üzere toplanmaya başladılar.

 

SARANTALI KÖYLÜM

Mustafa Karaca

21.07.2016