Haydar Meriç neden öldürüldü?

Emekli öğretmen, Yetiştirme Yurdu Eski Müdürü ve Gazeteci Haydar Meriç 20 günlük kayıp haberlerinden sonra, Düzce Akçakoca mahalli basınında çıkan bir haber ile bulundu. 20 gün merakla ve birazda umutla Haydar Meriç’ ten bir haber bekledik. En kötü ihtimal ölüm aklımıza gelse de ona ölümü yakıştıramadık. Düzce gazetelerinin haberleri ile sarsıldık adeta. Elleri ayakları domuz bağı ile bağlanmış, üzerinde haltercilerin kullandığı 10 ar kiloluk 2 demir ve zincirlenmiş olarak denize atılan cesedin Haydar Meriç’ e AİT OLABİLECEĞİ İHTİMALİ hepimizi büyük bir hüzne boğdu. Haydar Meriç böylesine vahşi bir ölümü asla hak etmemişti. Bu ölümü ona layık gören caniler nasıl bir sebeple ve ruh hali ile böyle bir cinayet işleyebilirdi.?  Cinayetin işleniş şekli ve domuz bağı hepimizde ayni örgütü çağrıştırıyor. Haydar Meriç’ in bu tür insanlarla ne ilgisi olabilir? Onu yakından tanıyan bir arkadaşı olarak böyle bir ihtimal aklımın ucundan bile geçmiyordu.

Haydar Meriç kayboldu haberini aldıktan sonra, aklımıza ölüm ve öldürülme gelmese de, hani bir kazadır şeklinde düşünerek bazı yerlerde aramalar yaptık. Ancak hiçbir iz yoktu. Haber çok uzaklardan geldi. Haydar Meriç’ i domuz bağı ile öldürüp denize atanlar, onun nasıl inatçı bir insan olduğunu bilmiyorlardı muhakkak. O meslek hayatında 7 defa sürgün yemiş ve aklanıp geri gelmişti. Nereye, hangi şartlar altında giderse gitsin, onu Kırklareli’ ne dönmekten hiçbir güç alıkoyamazdı. Nitekim öyle oldu, cesedi bile 30 kg ağırlığa rağmen deniz dibinde kalmamış ve katillerini yakalatmak için suyun üstüne çıkmıştı. Onu domuz bağı ile bağlayıp, üzerine 30 kg ağırlık koyarak denizin dibinde kalacağını ve asla bulunamayacağını düşünen katiller yanılmıştı. İnatçı Haydar’ ın ruhu o ağırlıklara rağmen suyun üstüne çıkmayı başarmıştır. Ümit ediyorum ki polis titiz çalışmalar ile bazı ipuçlarını bulur ve katillerin izine ulaşır. Çünkü böyle bir cinayetin faili meçhul kalması Haydar Meriç’ in ruhunu isyan ettirir. Haydar Meriç polis’ in ulaşabileceği bir ipucunu biryerlere muhakkak bırakmıştır.

Haydar Meriç’i Kırklareli’nde herkes tanır, fakat çok az kimse onun arkadaşı olma şansına ulaşabilmiştir. Haydar Meriç’ i herkes bir farklı yönüyle tanımıştır. Kimisi öğretmenliğini, kimisi yöneticiliğini, kimisi gazeteciliğini tanımıştır. Ancak onun bilinmeyen şairlik yönünü pek az kişi bilir. Kendini anlatan bir şiirini okuyunca onu biraz daha yakından tanımış olacağız.

GEL DE ANLA

Nice yanlış işler gördüm
Vermedim onay
Çanakkale’ye sürüldüm
Şehitlikleri dolaştım
Ecel şerbeti içenlerle tanıştım
Ölüye saydılar beni

Gariplerle dertleştim çoştum
Yardıma muhtaç olana koştum
Yoksul sofrasında şarap içtim
Sarhoşa saydılar beni

Cem’de Çomat’ta bulundum
Feyz aldım duruldum
Sırlar kapısında mezar oldum
Hasan Hüseyin’i yüreğime gömdüm
Erenlerden saydılar beni

Sakarya’ ya sürgün oldum
Boş binada müdür nedir gördüm
Yargıya başvurdum aklandım
Deliye saydılar beni

İstasyonda gezdim dolandım
Çay bahçelerinde oturdum dinlendim
Güzel hatunlar gördüm
Çapkına saydılar beni

Kırklareli çevresinde gezindim
Dağ taş ile dertleştim
Balık tuttum mey içtim hoşlaştım
Mecnuna saydılar beni

Mesaide işim ile uğraştım
Nice iftiralar ile yüzleştim
Yanlışlar ile cebelleştim
Çılgına saydılar beni

Devran değiştikçe olmadım yağdanlık
Hayasızlara vermedim prim
Ödül diye takmadım gerdanlık
Budalaya saydılar beni

Kerbela’ da olmadı böyle zulüm
Buna can mı dayanır sonunda var ölüm
İnsan gibi yaşayalım gelin
Çilekeşe saydılar beni

Zulmü şerbet yaptım içitim
Nice diyarlardan geçtim
Haklıyı da haksızı da gördüm
EMEKLİYE SAYDILAR BENİ

HAYDAR MERİÇ