Haydar Meriç ve DA VİNCİ’nin şifresi

678

Haydar Meriç, DA VİNCİ’nin şifresini çözdüğü için mi öldürüldü ?

Bu şifre bizi nereye götürecek?

Psikolojik Harb’in “ İnançlara Saldırı Safhası “

Fethullah Gülen Terör Örgütü’ nün ipleri Opus Dei’ nin elinde mi ?

 

Toplumu sarsan ve tedirgin eden önemli bir faili meçhul cinayet olan Gazeteci Haydar Meriç cinayeti tam unutulmaya başlamıştı ki, Cumhurbaşkanı’nın Türkmenistan gezisi sırasında gazetecilere hatırlatması ile yeniden gündeme geldi. Basınımızın önemli kalemleri Hrant Dink cinayeti üzerine , “ki failleri bulunup yargılanmıştı” yoğunlaştığı bir sırada Cumhurbaşkanının hatırlatması ile ülkemizde başka faili meçhul gazeteci cinayetleri olduğunu hatırladılar.

Hrant Dink cinayeti bazı kişilerce sömürülüp, çıkar aracı olarak kullanıldığı için güncelliğini korumaya devam edecektir. Türk yargısı onların istediği kurbanı verse bile bununla yetinmeyip Hrant Dink üzerinden ermeni sorununu işlemeye devam edecekler. Dink ailesinin acılarını elbette paylaşıyor ve hiç kimsenin öldürülmesini tasvip etmiyoruz, ama artık bu cinayeti istismar eden rantçılara fazla yüz vermesinler. Hrant Dink elbette hak etmediği bir şekilde katledildi, ama bırakalım artık mezarında rahat uyusun ve politik malzeme konusu yapılmasın. Bu ülkenin hür ve eşit vatandaşları olarak beraber kardeşçe yaşamak istiyor ve yola devam etmek istiyorsak eğer, artık yeter diyelim.

Haydar Meriç cinayeti de en az Hrant Dink cinayeti kadar önemli ipuçlarına ulaşacağı ve muhtemelen Fethullah Gülen Hoca’ ya uzanacağı için bir müddet onunla oyalanacaklar gibi geliyor. 5 yıldır konu üzerine tek bir satır yazıp haber yapmayan kişiler Cumhurbaşkanına yaranmak ve şirin görünmek için Haydar Meriç cinayetini de gündemlerine aldılar.

Haydar Meriç Kırklareli’ de Fethullah Gülen’ in “Kırklareli Günlerini” araştırırken söylenti şeklinde de olsa ( belgelenmesi mümkün olmayan ) bazı ipuçları bulmuş ve yakınları ile paylaşmaya başlamıştı. O günlerde Fethullah Gülen örgütü hala güncelliğini ve gücünü koruyor ve hakkında terör suçlaması bulunmuyordu. Anlaşılan o ki, Haydar Meriç buzdağının görünen değil görünmeyen gücünü yakalamıştı.

Gülen Tarikatı hakkında soruşturmalar ve yargı süreci işledikçe altından çıkan kötü kokular şahsi güvenliklerimizi değil, ülkemizin birlik ve beraberliğini de tehdit eder boyutlarda imiş, yeni fark ediyoruz.

Gülen tarikatının Dünya’ yı saran tehlikeli Moon Tarikatı ve Opus Dei Tarikatları ile paralel yapısal ve işlevsel benzerlikleri çok daha tehlikeli boyutlarda bir kuşatma ve tehlike altında olduğumuzu anlatıyor. “ SEVGİ- HOŞGÖRÜ- DİNLERARASI DİYALOG” temaları ile işlenen bu örgütsel benzerlik anlaşılan o ki, ileride çok başımızı ağartacak. Ülkemizi ve güvenliğimizi saran bu tehlikeli ahtapotun kollarının nereye kadar uzandığını ve uzanacağını kestirmek şimdiden çok zor görünüyor.

Basınımızın güçlü kalemleri, güçlü yayın organları her ne pahasına olursa olsun bu konular üzerine daha çok yoğunlaşmalı, ermeni cemaatlerinden alacakları üç-beş kuruş nemayı unutup ülke bütünlüğümüzü tehdit eden bu tehlikeli yapılanmalar üzerine yoğunlaşmalıdır. Bölünen bir ülkede emperyalistler amacına ulaştıktan sonra önce ülkesine ihanet eden hainleri yolcu ederler. Kurtuluş Savaşı sırasında ihanet eden Kütahya Mutasarrıfının ibretlik öyküsünü bir daha okusunlar.

Fethullah Gülen Türkiye’ de insanların samimi dini inançlarını istismar edip, elde ettiği gücü ülke insanı ve ekonomisinin faydasına kullanacağı yerde Türkiye’ yi bölüp parçalamak için kuşatma altına almak isteyen Uluslar arası terör tarikatlarının emrine verdi. Bugün bu tarikatlar bulundukları ülkelere verdikleri ekonomik, sosyal, kültürel ve dini zararlardan dolayı yargılanmaya başlanan ve istenmeyen kuruluşlar haline geldiler. Ancak elde ettikleri ekonomik güç ile basında ve çeşitli sosyal toplum örgütlerinde kırılması zor yapılanmalara ulaştılar. Mücadele toplumsal boyuta taşınmadan çok zor geçecek gibi.

TOPLUMSAL YOZLAŞMALAR

Psikolojik harp ve inançlara bombardıman

Dan Brown kitabında ülkeler üzerinde uygulanmaya başlanan “Psikolojik Harp” ten ve bu psikoljik harbin en önemli unsuru olarak ülke halkının inançlarına saldırılardan bahsediyor. Bugün sanki o aşamaya gelmiş durumdayız. İnternet sayfalarına henüz tazeliğini koruyan bir paylaşımda MERYEM GÜNDOĞMUŞ isimli bir zavallı “ Cumhurbaşkanımızın zevcesi olmaktan mutlu olacağını ve Sahabelerin Peygamber efendimize eşlerini ikram ettiklerini” paylaşıyor.

Bu zavallıya bir başka zavallı “EYÜP SABRİ ESENKAL” eşlik ederek “Cumhurbaşkanımızın eşi olmak için ameliyat olup kadın olabileceğini” paylaşıyor.

Bu zavallılara ne dense azdır ama, dikkatle okursak Da Vinci Şifresinde anlatılan Psikolojik Harbin “ İnançlara Saldırı Safhası’ nı aynen anlatıyor.

Burada dini inançlara gizli bir saldırı olduğu kadar Peygamberimize ve Sahabelere hak etmedikleri bir haksız saldırı var. Peygamberimizin böyle bir olaya isminin karıştırılması, Sahabeler sanki eşlerini ikram eden onursuz insanlarmış gibi gösterilmesi inanılmaz ve kabul edilemez derece korkunç ithamlar ve bunu yazıp paylaşan kişiler hakkında savcılıklar derhal harekete geçmeli. Hatta Sayın Cumhurbaşkanımız da isminin haksız yere telafuz edildiği bu olayın üzerine gitmelidir.

Günümüzde yaşadığımız ve görünen o ki, daha sıklıkla yaşamaya hazır olmamız gereken bu tür soytarılıklar önlem alınıp mücadele edilmezse devam edecek gibi.

Hadi şimdi kalk, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu, Haydar Meriç neden öldürüldü diye sorma.

Mustafa Karaca – Saranta Haber