Haydar Meriç ve Fethullah Gülen

181

2011 yılında öldürülen gazeteci-emekli öğretmen-şair Haydar Meriç cinayeti dosyası kapsamında, 41 polisin ifadeleri alınmak üzere adliyeye sevki, 9 tanesinin tutuklanmasından sonra bütün basınımızı Haydar Meriç merakı sardı. Kimse de merak etmedi kimdir bu adam, ne yapmış, nasıl yaşamış, neden öldürülmüş. Gazeteler hala olayın magazin boyutunda. Hemen ailesi ile görüşme talepleri, kardeşi, arkadaşları ile görüşme talepleri peş peşe gelmeye başladı. Her gelen muhabir arkadaş sanki çok büyük bir başarı imiş gibi illaki ailesi ile görüşmek için taciz derecesinde kapılarına dayandı. İnsanların üzüntüleri, tekrar rahatsız edici boyutlarda saygısızca hatırlatıldı.

Sanki Haydar Meriç’i çok iyi tanıyorlarmış, olayın çözülüp katillerin yakalanmalarını merak ediyorlarmış gibi. 5 yıl boyunca olay hakkında tek bir satır yazmayan kişiler şimdi neredeyse roman yazacaklar. Haydar Meriç bu yaşananları duyabilse, denizin dibinden 30 kg ağırlık ve domuz bağı ile çıktığı gibi, mezarından çıkacak.

Bırakalım polis görevini yapsın. Varsa elinizde bir kanıt polise yardımcı olmaya çalışın. Yeter ki bu organize cinayet çözülsün. Ama çözülür gibi yapılıp, çözülmeyecek gibi olmasın! Cinayet gecesinin kamera kayıtları tekrar incelenmeden, bu kayıtları yok edenler veya karartanlar organize cinayetten tutuklanıp yargılanmadan bu iş olmaz. O kayıtlar hakim önüne gelecek!

Haydar Meriç ilk cesedi bulunduğu günlerde emekli öğretmen kimliği ile tanındığı için “domuz bağı“ dışında ilgi çeken bir yanı yoktu cinayetin. Daha sonra gazeteci kimliği ön plana çıkınca ve de Cumhurbaşkanımız yurt dışı gezisinden döndüğünde olayı gündeme getirdiğinde yeniden bir hareketlenme başladı. Basın polisçilik oynamak istediğinden olacak farklı yönlere çekilmeye başladı.

Merak edenler için Haydar Meriç’i biraz tanıtalım istedik. Haydar Meriç Kırklareli Merkez Yetiştirme Yurdu müdürlüğü yaptı uzun yıllar. Bu görev sırasında üç defa sürgün yedi, dört defa geri geldi. Haydar Meriç ile anıları onunla birlikte görev yapan arkadaşı R.Y.Ö ile paylaşmak için köyünde ziyarete gittik. Haydar Meriç’ in kişiliğini anlatan ilginç anılar ve anekdotlar paylaştık.

Haydar Meriç, Yetiştirme yurdu müdürlüğü sırasında okula güzel bir spor salonu kazandırır. Aile sorunları sebebi ile yurtta kalmak zorunda olan çocuklar kendilerini ifade edecek alanlar aramaktadırlar. Haydar Meriç çocuklara teakwando hocası tutar ve faaliyet başlar. Çocuklar bu sporu sever ve çok başarılı olmaya başlarlar. Ancak o yılların sosyal politikalar sorumlusu yurt içinde mescit istemektedir. Sen misin karşı çıkan Haydar Meriç Çanakkale Eceabat’ a sürgün edilir. Kaldığı süre içinde yine rahat durmaz. Bu defa Çanakkale Savaşları için malzeme toplar ve bir müze yapmaya çalışır. ‘’Öğretmenim sen de rahat dur. Sana ne sen kültür müdürü müsün ki bu işlerle uğraşıyorsun’’

Tekrar Kırklareli’ye döndüğünde çocukları her hafta sonu ailesi ve kendi çocukları ile pikniğe götürüp hem eğlenmelerini, hem de doğayı sevmelerini sağlar. Onlara doğayı, çiçekleri ve yörede yetişen mantar cinslerini tanımayı öğretir. Öğretmen arkadaşları topladığı mantarları tanımadığı için, mantar zehirlenmesinden korkarlar ve Haydar Meriç’ e önce sen ye, bir saat içinde sana bir şey olmazsa çocuklar yesin diyerek şaka yaparlar. Haydar Meriç mantarları yer ve bir saat beklerler… Bir şey olmadığını görünce çocuklar ve öğretmen arkadaşları da mantar yer. Bu şaka dönüşte yurtta ve Kırklareli’ de anlatılır. Çocukların hayatını tehlikeye soktuğu için hakkında soruşturma açılır. Şaka gibi değil mi? Türkiye işte böyle yöneticiler tarafından yönetildi.

Haydar Meriç bunun üzerine çocuklara mantar, çiçekler, otlar konusunda bilgi sahibi olsunlar diye botanik bahçesi yapmaya çalışır. Adam sanki ziraat mühendisi. Sana ne kardeşim, sen öğretmenliğine baksana. Bak demekle bakılmıyor işte. Biz hayatımızın hiç bir döneminde hiç bir olaya bana ne diyemediğimiz için, üzüldük mü diyelim, sürüldük mü diyelim. Haydar Meriç “bana ne “diyemeyen türden bir insandı.

Haydar Meriç zaman zaman bu üzüntülerini mısralara döker şiir yazardı. Bu haksızlıklar sonucu olsa Haydar yazarak iyi bir şair oldu. Çok güzel şiirler yazdı.

Bana kendinden bahset
Seni yazabilmeliyim
Tüm berraklığınla
Mısralarımda…
Bana kendinden bahset
Sevgimi ve hasretimi
Anlatabilmeliyim
Tüm sıcaklığınla
Bana kendinden bahset
Mürekkep yapabilmeliyim
Sevgini…
Harf harf, kelime kelime,
Mısra mısra dökebilmeliyim seni
Atlastan yaptığım kağıda
Bana kendinden bahset…
Başka bir şiirinde kendinden bahseder ;
Gel de anla
Nice yanlış işler gördüm
Vermedim onay
Çanakkale’ye sürüldüm
Şehitlikleri dolaştım
Ecel şerbeti içenlerle tanıştım
Ölüye saydılar beni
Gariplerle dertleştim coştum
Yardıma muhtaç olana koştum
Yoksul sofrasında şarap içtim
Sarhoşa saydılar beni
Cem’de Çomat’ta bulundum
Feyz aldım duruldum
Sırlar kapısında mezar oldum
Hasan ile Hüseyin’i yüreğime gömdüm
Erenlerden saydılar beni
Sakarya’ya sürgün oldum
Boş binada müdür nedir gördüm
Yargıya başvurdum aklandım
Deliye saydılar beni
İstasyonda gezdim dolandım
Çay bahçelerinde oturdum dinlendim
Güzel hatunlar gördüm
Çapkına saydılar beni
Kırklareli çevresinde gezindim
Dağ taş ile dertleştim
Balık tuttum mey içtim hoşlaştım
Mecnuna saydılar beni
Mesaide işim ile uğraştım
Nice iftiralar ile yüzleştim
Yanlışlar ile cebelleştim
Çılgına saydılar beni
Devran değiştikçe olmadım yağdanlık
Hayasızlara vermedim prim
Ödül diye takmadım gerdanlık
Budalaya saydılar beni
Kerbela’da olmadı böyle zulüm
Buna can mı dayanır sonunda var ölüm
İnsan gibi yaşayalım gelin
Çilekeşe saydılar beni
Zulmü şerbet yaptım içtim
Nice diyarlardan geçtim
Haklıyı da haksızı da gördüm
Üç günlük dünyada şaşırdım kaldım
Emekliye saydılar beni…

Haydar Meriç böyle bir arkadaştı işte. İyi bir öğretmen, eğitmen ve şair. Emekliliğinin son yıllarında merak sardığı gazeteciliği ise gördüğü ve yaşadığı haksızlıkları isyan boyutunda idi. Gördüğü bazı yanlış ve haksız uygulamaları şiir ile dile getirmenin yeterli olmadığını gördüğü için biraz da böyle deneyeyim dedi. Elinde taşıdığı en büyük silahı her zaman olduğu gibi kalemi idi. Şairleri öldürdükleri gibi gazetecileri de öldürüyorlar maalesef.

Haydar Meriç işte böyle farklı yönleri olan bir insandı. Peki uğruna öldürüldüğü tahmin edilen Fethullah Gülen nasıl birisidir hiç merak ettiniz mi? Hakkında kitap yazdığı ve bu kitap arandığı için öldürüldüğü iddiaları biraz saçma ve varsayım gibi geliyor. Haydar Meriç Fethullah Gülen hakkında kitap yazacak fazla bilgi ve belgeye sahip değildi. Haddini de bilirdi hani. Kitap yazmak öyle kolay bir iş mi? Sipariş üzerine olmaz ki. Ancak muziplik yapmaya bayılırdı. Bazı zaman arkadaşlarının ses kayıtlarını alır sonra onlara dinletip şaka yapar biralarını içerdi. Fethullah Gülen hakkında bilgi sahibi olan bir kişinin de ses kaydının olduğunu ve içinde bomba gibi konuşmalar olduğunu son zamanlarda fazla anlatır olmuştu.

Demokrat
Solgun demokrat dediler adına
Mührü kaptı erdi muradına
Elinden asla düşmez kalem
Ağzından alamazsın tek bir kelam

Şiirinde yazdığı gibi kimse onun ağzından istemediği sürece tek kelime alamazdı, alamadı da.

Mustaf Karaca – Saranta Haber