İki seçenek arasındaki tercih zorluğu

505

İnsanoğlu yazılı tarihin okunduğu günden itibaren özgürlüğü için mücadele vermiştir. Tarihe örnek olmuş özgürlük savaşları ve bu savaşlara önderlik etmiş özgürlük savaşçıları hepimizin mitolojik kahramanı olmuştur. Tarih başkalarının özgürlüğü için mücadele etmiş bu kahramanları unutmamış ve unutturmamıştır.  Peki, insanoğlu özgürlüğü için bu kadar kanlı mücadeleler vererek kazandığı bu özgürlüklerden neden kolayca vazgeçebilir, veya vazgeçebilir mi ?

Egemen gücün emri altına girip ona itaat eden insan belki de kendini güvende ve korumada hissetmektedir. Devlet’ in ve Din’ in otoritesine, kamuoyunun baskısına itaat ederek emir almaya başlayan insan egemen güçlerin emir verme, baskı uygulama ve bunlara kanun ve din gücünü ekleyerek kendini güçlü görme egosunu tetiklediğinin farkına vardığı zaman bazen çok geç olmuştur. Egemen güç elde ettiği otoriteyi kimse ile paylaşmak istemez ve herkesin ona itaat etmesini ister. Tersi durumları tarih kitapları yazmaktadır, iyi okuyup, değerlendirmek gerekmektedir.

Egemen güçler insanın özgürleşmesinden korkmakta haklıdır. Egemen güç bilmektedir ki, itaatsizliği gerektirecek önemli hataları, yanlışları ve eksikleri vardır. İnsanlar bir defa “HAYIR” demenin önemini kavradı mı, egemen gücün çöküşü başlar, ki bu O’ nun sonudur.

İnsanlara hükmetmeye alışmış egemenler çok iyi bilmektedirler ki, hayatın güzellikleri, devlet imkanlarının zenginlikleri sadece onları mutlu etmeye yetecek kadardır. Yönetilmeyi ve itaat etmeyi kabul eden insanlar çoğunluğun payına düşenlerden sonrası ile yetinmek zorundadır. Daha fazlasını istemek otoriteye, kanuna, dine ve hatta Allah’ a karşı gelmek demektir.

Konu ile ilgili olarak Erich Fromm şöyle demiş;

“Bizi bekleyen tehlikeler savaş ve robotlaşmadır. İnsan bugün en önemli seçimiyle karşı karşıyadır. Bu seçim, kapitalizmle komünizm arasında değil, robotlaşmayla insancıl paylaşma arasında olacaktır. Pek çok veri insanın robotlaşmayı seçtiğini göstermektedir. Bu da uzun vadede, delilik ve yıkım demektir.“

Kaynak : Yaşar Nuri Öztürk,  Kur’an Penceresinden Özgürlük ve İsyan kitabı

Peki, Türk insanı 16 Nisan 2017 tarihinde nasıl bir tehlike ile karşı karşıyadır. Savaş ve robotlaşma diyebilirmiyiz? Soru yoruma açık ve çok bilinmeyenli denklem gibi. Savaş zaten kapımızda. Asker ve polislerimiz her gün canlarını ortaya koyarak, şehitler vererek vatan bütünlüğü, insanların can güvenliğini koruma mücadelesi veriyorlar. Bu ne büyük ve kutsal bir duygudur ki, tanımadıkları, belki de hayatında bir defa bile görmedikleri insanların yaşam hakkı için kendi yaşamlarını ortaya koyuyorlar. İkinci seçenek kayıtsız şartsız itaat eden robotlaşma olabilir mi?. Egemen güçler yaşanması muhtemel bu sorunu da çözerek robot imalatına çoktan başlamışlar bile. Peki, geriye ne kalıyor ???

CIA eski Türkiye Şefi, Paul Bernard Henze 2006’ da Beyaz Saray’ a sunduğu Türkiye raporunda aynen şöyle demiş;

“Türkiye’nin bu şekliyle, Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız. Ülkeyi kuranlar denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar. Hükümeti ikna ettiğimizde, Meclis; Meclisi ikna ettiğimizde, ORDU; Ordu’yu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor.

Eğer Amerika’ nın çıkarı Türkiye’ de bir federal devlet kurulması ise, mutlaka ve öncelikle Yargı, Ordu, Meclis ve Hükümeti tek elde toplayan BAŞKANLIK REJİMİNE  geçilmelidir.

Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır. Eğer “O” bir kişi Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz.”

(Kaynak: Facebook paylaşım sitesi)

Bak şu Amerikalının söylediğine, Türkiye’ yi ve yönetenleri resmen tehdit ediyor. Benim çıkarlarıma hizmet etmeyenin, hizmet ne kelime, tereddüt dahi edenin, yani bana “ HAYIR “ diyenin, yıkılması bizim için sorun olmaz, diyebiliyor. Saygısız Amerikalı sen bizi hala tanıyamadın mı? TÜRK HALKI, Libya, Mısır veya Irak gibi esareti kabul etmez ( onlarda bir müddet sonra kabul etmeyecekler zaten ) ÖZGÜRLÜKLERİNDEN ödün vermez ve senin yüz yıl önce uygulamak istediğin MANDA sistemini kabul etmez. Bizim yöneticilerimizde bilesin ki, ne Kaddafi, ne Saddam dır.

Bu yazılan raporun doğru olmadığını, bir şaka olduğunu kabul etmek istiyoruz. Eğer doğru ise bizi, ( Ülke ve Halk olarak) zor günler bekliyor demektir.

Gördünüz mü bir “EVET” SÖZCÜĞÜ BİZİ NERELERE GÖTÜREBİLİYORMUŞ?

Mustafa Karaca