İslam Dini ve Laiklik -3-

121

TÜRKLERDE İSLAMİYETLE GELEN EĞİTİM

TARİKAT: Sözcük anlamı gidilecek yoldur. Mezheplerden herhangi birine bağlı olan din adamı,” Benim yorumlarım ve benim yolum sizi Allah’a daha sevap kazanmış, daha cenneti hak etmiş olarak ulaştırır” diyerek, mezhebinin alt birimlerinde kendilerine itibar sağlayıp dünyalık edinmek üzere tarikat kurmuşlardır. Kendilerine şeyh Adı verilen tarikat liderleri, kendilerine hiç düşünmeden körü körüne bağlanan müritleriyle, kurmuş oldukları kendi okullarında (TEKKELERDE) “ Tekke: Tarikatların dini okullarıdır. Her tekkenin şeyhi kendi rale-i tedrisinden (kendi bilgilerine dayalı okulundan) yetiştirdiği müritlerini başta devlet kurumları olmak üzere toplumun tüm katmanlarına salar ve kendisi de tekkesindeki postuna oturup onları yönetir ve keyfini sürdürür. “ Şeyh uçmaz, mürid uçurur”atasözü , şeyhlerin kendisine bağlı müridleriyle toplumu nasıl aldattıklarının en güzel örneğidir. Tekkelerin daha küçüğüne ZAVİYE adı verilir. Amaçları ve işlevleri aynidir. Tekkelerin şubeleri de olabilir ama zaviye tektir.

CEMAAT: Tarikatların daha altında ve daha az topluluğa yönelik HOICA ünvanlı din sömürücü ve kendilerine dünyalık edinici insanların kurduğu dini bir teşkilattır.

Atatürk Cumhuriyetinin TEKKE ve ZAVİYE’leri kapatmasından sonra gelişip serpilmişler ve kendi müritlerini yetiştirip başta devlet kadroları olmak üzere yerleşmişlerdir. Özel okullarında, özel yurtlarında ve özel dershanelerinde, özel evlerinde özel eğitimden geçirerek Cumhuriyet düşmanı olarak yetiştirilen beyinleri yıkanmış bu insanlar, hocalarının sözünden çıkmayan birer robot olmuşlardır.

Medrese, Tekke ve Zaviyelerde görev yapanlar ile müritler ve öğrenciler askerlik yapmazlardı. Savaşlarda imam olarak geri hizmet verirlerdi. Bu kurumların mensupları üç aylar boyunca gezginci imam olarak kendi yörelerindeki halkı dolaşıp; yer, içer, konaklar ve şeyhlerine hem öğrenci hem de varidat toplarlardı.

Yeni Çeri Ocakları Bektaşi tarikatındandı. Bu nedenle sunni imamlarla devamlı çatışma halindelerdi.

1404-1418 yıllarında yaşayan Şair Nesimi suni mezhebinin dayatmalarına ilk karşı çıkan ve isyan edendir. İman ve Akıl tartışmasını ilk başlatan bilge kişidir. “ Allah biz insanların içinde iyilik, doğruluk ve güzellik olarak bulunur. Şeytan da yine biz insanların içinde fenalık, yanlışlık ve çirkinlik olarak bulunur. İnsanlar aldığı eğitimle: hangi duyguları bastırırsa diğer duygular dışarı vurur. Şeriat aklın yolu olduğuna göre, aklımıza göre imanımızı belirlememiz gerekir. İmanımıza göre aklımızı belirlemek, insan kişiliğini yok etmektir” diyen Şair;

“Sofular secde eder ol caminin mihrabına

Benim secdem yar olmuş kime ne?

Sofular haram dediler ol aşkın badesine

Ben doldurur ben içerem, günah benim kime ne?

Kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi,

Kah inerim yeryüzüne seyreder alem beni”

Dizeleriyle de toplumda büyük yankı uyandırmış, suçlanmış, derisi yüzülüp tuz basılarak işkenceler çektirilmiş ve öldürülmüştür.

Simavnalı Şeyh Bedreddin, kurduğu tarikat ile; hak, adalet, eşitlik, birlikte üretim, birlikte paylaşım konularında İslam Dinine yeni ir anlayış getirmiş, Nesimi’ den sonra1420 li yıllarda Osmanlı’ya baş kaldırıp devleti ele geçirmek ve din devleti kurmak istemiştir. Aydın İli yöresinde silahlı güç oluşturmuş, ortak yaşam ve ortak üretim anlayışıyla halkı da etrafına toplamıştır. Bu günkü Aydın ilinin Ortaklar Beldesinin adı Şeyh Bedreddin’den gelmektedir. Erol Toy “Azap Ortakları” isimli 2 ciltlik yapıtında bu olayı tüm ayrıntılarıyla anlatır.

Osmanlı Ordusu Şeyh Bedredin’in silahlı güçlerini yenip kendisini de idam etmiştir.

Osmanlı Devletindeki Celali İsyanların temelinde de dinsel öğeler, şeyhler, hocalar ve babalar yer almaktadır. Amaçları; Müridlerini ve yandaşlarını devlet kadrolarına taşıyıp önce varidat ve yetkilere ulaşmak, sonra da devleti ele geçirmektir.(Çıkardıkları isyanlar sonunda bu amaçlarına ulaşmışlardır.)

Lale Devrini sona erdiren Patrona Halil İsyanının nedeni de “dinden sapmak, eğlence ve safahata dalmak” olarak özetlenir.

Padişah Genç Osman’ı öldüren Yeni Çeri ayaklanması, yine Yeni Çeriler’in kazan kaldırması, Padişahları indirmesinin altında da Mezhep ve Tarikat çatışmaları yatmaktadır. Aleviler ellerindeki silahlı güç olan Yeni Çeri Ordusunu, devletten pay almak, sunni mezhebin ve Nakşibendi tarikatının hakimiyetine son vermek için kullanmak istemişler, sonuç da II.Mahmut tarafından topa tutulup öldürülmüşlerdir.

Kurtuluş Savaşı sırasında Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit tarafından kurulan Hilafet Ordusu da, Padişah ve Halife’ye isyan eden Kuva-i Milliyecileri yakalamak, cezalandırmak, öldürmek ve dinimizi kurtarmak amacıyla kurulmuş bir ordudur.

Görüldüğü gibi islamiyetin kabulünden günümüze kadar dini isyanlar hep olagelmiştir

Macit Sabır – Emekli Eğitimci-Yazar