İstiklal Savaşı’nda “İzmir’den Bursa’ya” Yunan Vahşeti

157

Milli Mücadele Dönemi’dir. Türk’ün Anadolu’da “ATEŞLE İMTİHANI” vardır. İki yıldan beri Anadolu’nun Batı’sı ve Güney’i ile Trakya işgal altındadır.

1920 de İstanbul’da Meclis-i Mebusan’ın kabul ettiği Misak-ı Milli’ye göre özgürlük ve bağımsızlık savaşı devam etmektedir. Başkomutan Mustafa Kemal Ordu’ya Afyon Cephesinde Büyük Taarruz emrini vermiş, hedefi Akdeniz olarak işaret etmiştir. Büyük Taarruz savaşın son aşamasıdır. Bu nedenle savaşı yerli ve yabancı gazeteciler de izlemektedirler. Gazete ve ajansların geçtikleri haberlerde düşmanın soykırım yaptığını bildirilmektedirler. Türkiye’ den Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip, Falih Rıfkı Atay, Mehmet Asım cephededirler. Amerikalı gazeteci Catherina Gavin bir süreden beri Başkomutan Mustafa Kemal’in yanındadır. Savaştan çok Mustafa Kemal’i izlemektedir. Daha sonra bu izlenimlerini “AŞKTA VE SAVAŞTA MUSTAFA KEMAL” adlı kitabında dile getirecektir. Türk gazeteci ve yazarlar da izlem ve gözlemlerini “İZMİR’den BURSA’ya” kitabında anlatacaklardır.

Yazarlar savaş sonrasında savaş alanlarını gezip görmüşler, savaşın çirkin yüzüne tanık olmuşlardır. Türk Ordusu önünde İzmir’ e doğru kaçan Yunan askerleri önlerine ne çıktıysa, çoluk çocuk demeden insanları, hayvanları öldürmüş, evleri, ahırları, samanlıkları yakıp yıkmış, ormanları ateşe vermiştir. Manzara savaşın ötesinde bir vahşet mertebesindedir. Yazarların her biri gördükleri karşısında savaşın bu derecesinin insanlık suçu olduğunu tarihe not etmişlerdir.  Yunan barbarlarının yaktıkları köyler bir savaşın meydana getirdiği zarardan fazladır.

Savaş muhabire ve yazarlarının haber ve yazılarında bir başka gerçek gözlenip yaşanmıştır ki; o da “Türk edebiyatında millilik hasretidir. Ancak bunun yani milliliğine olduğu bilinmiyordu. Osmanlı’nın son yıllarında yapılan savaşlar ve özellikle Çanakkale, İstiklal Savaşı muharebeleri “Milli duyguların uyandığının müjdesi olmuştur.” Onu savaş yazarları memleketin harap yollarında, ıstırapların içinde ve daha canlı hale getirdiler. “İzmir’den Bursa’ya” giden yazarlar memleketin harap yollarında ıstırapların içinde buldular. Savaş bittikten sonra sonra Anadolu’da Yunan vahşeti Lozan Barış görüşmelerinde tartışma konusu olmuştur. Zira Yunanlılar vahşeti yapanın kendileri değil, Anadolu Rum ve Ermenileri yapmış olduğu iddiasını ileri sürmüşlerdir.

Osmanlı Devleti’nin son 50 yılı içerisinde yaptığı savaşlarda ve 1908 İkinci Meşrutiyet Devrimi ile tetiklenen, Çanakkale Muharebeleri ile coşku haline gelen MİLLİLİK, bağımsızlık ve özgürlük savaşında daha bir güçlenip yaygınlaşmış ortak bir duygu haline gelmiştir. Bugün Türk insanı ne olduğunu, kim olduğunu daha iyi bilmektedir. Savunacağı şeylerin MİLLİ DEĞERLER, KAZANIMLAR olduğunu daha bir yüksek bilinç ve bilgiyle bilip savunmaktadır. Toplumun bu noktaya gelmesinde CUMHURİYETİN KÜLTÜR DEĞİŞİMİ’nin rolü ve ilgisi vardır. İstiklal Savaşında Yunan vahşetini anlamak bağlamında “İzmir’den Bursa’ya” kitabını tavsiye ederim.