Istrancalar’da baharı beklerken…

Istrancalara binlerce yıldır güzellikleri ve renkleri ile gelen bahar, son yıllarda kabuslarıyla birlikte geliyor.

 

Trakya’da baharın gelişi Hıdrellez, Kakava, Dallık gibi kutlamalarla başlar. Nehirlerde, derelerde, korularda, çayırlarda ve ormanlarda yapılır. Kutlanan bahar şenlikleri, asılardır süren kültürel değerdir. Trakya’da bir çok yerde yapılan bu etkinliklere bölge dışında yaşayanlar doğduğu topraklara, bir günlüğüne de olsa geri dönerler.

 

Zorlu geçen kış ayları ardından, Baharla birlikte bereketin geldiği, hastalıkların sona erdiği zamandır Hıdrellez.

 

Hıdrellez için senede bir defada olsa gelenler, her gelişlerinde farklı bir görüntüyle karşılaşıyor..

 

Tarlada apartmanlar. Ormanda taş ocağı. Köyün tepesinde RES. Köy yolunda devasa kamyonlar. Orman alanlarına taş-kil-kalker, kıyılarına Doğal Gaz Çevrim Santralları, boru hatları, orman içerisinde enerji nakil hatları. , İletim hatları her geçen gün artıyor.

 

Köylerde, ormanda yaşayanlar çığlık atıyor. Yeter artık dedikçe, aç gözlü, doymak bilmeyen sermaye yetmez, daha çok, daha çok diyerek, defalarca bıkmadan, usanmadan geliyor. Ormanlar bitiyor.. Topraklar el değiştiriyor. Nehirler dereler kirlendi. Su yerine sıvı akıyor. Aktıkça İçindekileri ve çevresinde ki canlıları öldürmeye devam ediyor.

 

Ergene Derin Deşarj ile sıra Marmara Denizine geldi. Ergene’de ki atıklara şimdi verilen görev Marmara’da kalan canlı hayatı öldürmek.

 

Köyler boşalıyor, topraklar el değiştiriyor. Köylerde kalanlar ise kredi ekip, haciz biçiyor. Topraklar el değiştiriyor.

Bize geçmişten miras kalan varlıklar yok olup giderken bizler geleceğe ne bırakacağız..? Kocaman bir Hiç… Bizden sonra tufan..

 

Yaban hayatı ormanları, Kuşlar gökyüzünü, insanlar topraklarını evlerini terk ediyor. Yaban hayatına orman, Kuşlara konacak dal uçacak gökyüzü, insanlara gidecek yer kalmıyor.

 

Mayısın ilk haftası,Hıdrellez baharın Istrancalara gelişidir. Bahardan başka her şeyin geldiği yer de Istrancalardır. Biz baharı beklerken, Baharla birlikte gelmeyen kalmadı. RES, DGÇS, Taş ocakları, kil ocakları, liman…. Bu gelenler kadar, göçmen kuş bile gelmiyor Istancalara. Öyle bir hale geldik ki, Çok yakın bir gelecekte pekmeziyle ünlü bir köy vardı. Adı Poyralıydı diyeceğiz. Son 3 Projeden birine ÇED Olumlu denildi. Bu kadar dar bir alana, bu kadar çok proje gelirse, bunlarda ormanlarda patlatmalı madencilik olursa, bu dağa ne kuş gelir, ne de insan gelir..Ne de köyde insan kalır.

 

Ancak arada bir gelen yargı kararları, can suyu gibi. Tekrar canlanmaya, hayatta kalmaya umut oluyor. Koruköy için Danıştay kararı tekrar doğaya hayat verdi.

 

Geçmişten miras kalan doğal kaynakları koruyamadığımız gibi, rant uğruna gelecek nesillerin haklarını da gasp ediyoruz. Günlük çıkarlar uğruna yapılan siyasetin, toplumsal maliyetinin bedeli ağır ve yüksek olmaktadır. Bu bedel de yok edilen doğal ve sosyal yaşamdır. Dünyadaki en değerli şey yaşam hakkıdır. Üzerinde tartışılması bile abesle iştigaldir.

 

Trakya’nın tek akarsuyu, Ergene yanlış planlama sayesinde gelen kirli sanayi sonucu yok edildi. 40 yıl önce bu kararlar verilirken, bugün bu topraklarda yaşayan bizlerin söz hakkı yoktu. Ama bedelini biz ödüyoruz.

 

Şimdi sıra Ergene kaynaklarının bulunduğu Istrancalar’da. Ama, fakat, ancak demeden, kayıtsız şartsız koruyarak, kirletmeden geleceğe bırakamazsak, bunun bedelinin de bugünkü çocuklar ve gelecek nesiller ödeyecek.

 

Bugün hak gördüklerimiz, yarınlardan çaldıklarımızdır.

Göksal ÇİDEM

Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi

Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı