Istrancaların farkedilmeyen değeri; SAFRAN

15 Ekim – 15 Kasım tarihleri arası ıstrancalarda (Kırklareli orman Köylerinde) safran çiçeklerinin açtığı mevsimdir.

Aşağıdaki safran fotoğrafları 2013 yılı kasım ayı birinci haftasında merkez Beypınar ve Pınarhisar ilçesi Kurudere köyleri bölgelerinden fotoğraflanmıştır. Bölge halkı safranı “Mor Çiğdem” olarak tanımaktadır.

Gerçekte safran yetiştirmeye uygun iklim ve toprak varlığına sahip Kırklareli orman köylerinde safranın tıbbi ve aromatik değeri yanında botanik turizmi potansiyeli de vardır.

Safranla ilişkili tarihi kayıtlardan dört tespiti aşağıda sıralayıp unutulan safranın geçmişte nasıl değerlendirilmiş olduğunu,  safranın tekrar Kırklareli iktisadi hayatına katılıp bölge halkı için gelir getirici ve istihdam potansiyeli konusunda farkındalık oluşturacağız.

Safran ülkemizde çok eskiden beri yetiştirilen önemli ilaç, baharat ve boya bitkisidir. Osmanlılar zamanında yılda 10 ton kadar safran üretilmekte idi. Safranbolu, İstanbul, Tokat, İzmir, Adana ve Şanlıurfa civarlarında yetiştirilen safran bu gün sadece Safranbolu ilçesinin dört köyünde toplam 4 dekar alanda yetiştirilmektedir.

Safran (Crocus Sativus) soğanlı bir bitkidir. Soğan çapları 2 cm kadardır. Soğanlar yuvarlak ve hafif basık olup ağ şeklinde kabuklarla sarılmıştır. Yaprakları dar buğdaygil yaprağına benzer, yapraklar çiçeklenme zamanında veya çiçeklenmeden sonra görülür.  15 Ekim-15 kasım  aylarında açan çiçekler, mor renklidir. Çiçeğin içindeki üç kollu erkek organları sapları açık sarı olup, dişi organ üç parçalı olarak uzayan portakal sarısı rengindedir. Bitkinin faydalanılan kısmı bu kısımdır.

Kırklareli de Safran

Kırklareli de yaygın olduğu tarihi belgelerle tespit edilmiş olan şayak, kendir, ipek dokuma ürünleri ile buların boyandığı bir boyama sektörü vardı. Bunlara ilişkin dört tarihi kayıt aşağıya sıralanmış ama tarihte kırklareli’de safran yetiştiriciliği ile ilgili kayda henüz ulaşamamış olmakla beraber yaygın dokuma ve boyama sektörüne sahip kırklareli de kendi kütlesinin 100 bin katını boyama yeteneği olan safranın da  yetiştirilip kullanıldığı kuvvetle muhtemeldir.

1.Ali Cevad, 1895 tarihli “Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı” isimli eserinde Kırklareli için; “Kırkkilise (Saranda Ecclises); Edirne vilayetinde liva merkezi bir kasaba olup..içinde 8 cami-i şerif ile 2 dergah, şayak, fanila çul, çuval imaline mahsus 45 kadar destegah mavcuttur. Bu destegahlar yılda 4156 şayak ve fanila, 6360 adet çul ve çuval imal ederler. Balkanda çoğunlukla çavdar ekilir, ovada kızılca hınta (buğday), çavdar, mısır, arpa, kenevir yetiştirilir. Livanın malumatı kilim, şayak, halı, bez, ile ipek, şarap vesairedir”. şeklinde bahsetmiştir.

2.Ali Rıza Dursunkaya Kırklareli Vilayetini Tarih, Coğrafya, Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkiki 1948 2.cilt Eserinde “İlimiz merkez ilçesi inece bucağında Vize ile kısmen Lüleburgaz’da mükemmel koza yetiştirilirdi. Harpler ve istilalar ve bilhassa zirai asayişin temin edilemediği seneler katil baltalar dutluklarımızı fena halde tahrip etmiş ipek böcekçiliğide yalnız ve pek azalarak birkaç köyümüze inhisar etmiştir. Trakya ipeği modern sanayide pek makbul olup bilhassa büyük fabrikaların valslarında kullanılmakta olup ve her vakit yüksek fiyatla müşteri bulmaktadır… Kozalarımız Edirne mizan yerine götürülerek satılmaktadır… Bursa koza Koza Tarım satış Kooperatifinin Trakya’da oldukça geniş teşkilatı ve 2 bin ortağı vardır…ilimiz halkı 1945-46 ürün yılında 14 bin dut fidanı ekmiştir ” şeklinde yazmaktadır.

3.Dokumanın yaygın olduğu Kırklareli bölgesinde bu sektörün boyacıları ve dolapçıları da vardı. Kırklareli bölgesinin etnoğrafik değerlerini iyi bilen Pınarhisar İlçesi Kurudere köyü halkından emekli Elektrik Teknisyeni Orhan ÖZYAPRAK beyin ifadesine göre “Dolapçılar dolap tezgahlarını akarsu üzerine kurar ve su gücü ile dönen dolaplarda özellikle yün dokumaları su gücü ile döndürülen dolap pervaneleri ile dövülerek kumaşa dönüştürürlerdi. Dolap tezgahları akarsu kaynakları zengin balkan köylerinde ve Yıldız Dağı eteklerinde kurulurdu. Son örneklerinden biri de kurudere köyünde idi”.

4.Dokuma ve boyama sektörünün Kırklarelindeki durumu farkedilince 1806 yılında lll.Selim döneminde 40 kişilik dokuma ve boya ustası bir gurup Padişahın emri ile İstanbul’a simdiki Boyacıköy’e nakledilerek Saray için dokuma ve boya işleri bu kişilere yaptırılmıştır. Boyacıköy’ün ilk sakinleri kırklareli’den nakledilmiş,  ismini de boyacılık mesleğinden almıştır.

Safran Yetiştiriciliği

Safran yetiştiriciliğinde insan gücüne ihtiyaç vardır. Küçük ölçekli bahçe ve arazilerin değerlendirilmesinde idealdir. Hububatla kıyaslandığında 4 kat fazla kazanç potansiyeli vardır. Pazarlanma sorunu yoktur. Botanik turizmi açısından değerlendirildiğinde bölge turizmi açısından ayrı bir değer taşımaktadır.

Safran yetiştiriciliğinde Soğan dikilmeden önce  iyi bir toprak hazırlığı ister. Derin sürümden sonra 3-4 kez sürüm tekrarlanır. Soğanlar 30-40 cm sıra arası çizilere, 20 cm derinliğe dikilir. En iyi gübreleme yanmış ahır gübresiyle yapılır. Dikim Ağustos 20 – Eylül 10 arasında yapılır. Dikildiği yılın 15 Ekim – 15 Kasım tarihleri arası çiçeklenmeye başlar. İlk yıl çiçek verimi dekara 1kg kadardır. 2. Yıl 2-2,5 kg, 3. Yıl verim 1 – 1.5 kg kadardır.4 yıl dekardan 1 kg kadar daha ürün alabilmektedir. 4. Yıl sonunda Haziran – Temmuz aylarında soğanlar sökülerek başka bir alana 4 yıl için tekrar dikilir. Soğan üretimi için dikilen soğan miktarının 2 katı kadar soğan elde edilir.

Ticari ve Kullanım Alanları

Safran hem modern tıpta hem de halk hekimliğinde ilaç olarak kullanılır. İştah açıcı, balgam söktürücü ve cinsel gücü uyarıcı etkisi vardır. İştahsızlık, bronşit, boğmaca, hazımsızlık, uykusuzluk, iktidarsızlık, gibi rahatsızlıklarda kullanılmaktadır. Ayrıca adet söktürücü ve çocuk düşürücü olarak kullanılmaktadır. Geleneksel tedavi yöntemi olarak çok eski bir tarihe sahip olan safranın antikarsinojenik (kanser bastırıcı), anti-mutajenik (mutasyon-önleyici), immünomodüle edici, ve antioksidan benzeri özellikleri olduğu modern tıp tarafından bulunmuştur.

Safran küçük dozlarda iyi bir uyarıcı, yüksek dozlarda vücut sıcaklığını arttırıcı, çok yüksek dozlarda ise toksit etkili olup, kuvvetli kanamalara sebep olur. Safran zehirlenmesinin özellikle böbreklere yaptığı zarardan dolayı tehlikeli olduğunu bir tedbir olarak işaret etmeliyiz.

Safran yiyeceklere parlak sarı bir renk katar. Sıradışı tadı ve yemeklere kattığı sarı renk nedeniyle dünya mutfaklarında oldukça yaygın olarak kullanılır. Şekerlemeler, peynirler  ve likörlerde de kullanılır.

Safranbolu ilçesinde yöresel yemeklerde de kullanılan safran lokum yapımının yanı sıra zerde tatlısı ve pilavlarda da kullanılıyor. İlçede son zamanlarda yerli ve yabancı turistlere ikram edilmek üzere safranlı çay yapılırken, yine özel şişelerde safranlı kolonya ve parfüm ile saç dökülmelerini önlemede etkili olan sabun ve şampuanlar da üretiliyor. Ayrıca özel kutular içinde gramlık safran satışları da yapılıyor.

Safran özellikle Çin ve Hindistan’da kumaş boyası olarak ve parfümeride kullanılır. Dünya çapındaki safran üretimi yıllık 300 ton civarındadır. Sırasıyla İran, İspanya, Hindistan, Yunanistan, Azerbeycan,İtalya önemli ölçüde safran üreten ülkelerdir. Yarım kg kuru safran elde etmek için 55,000–80,000 çiçek gerekir ki bu bir futbol sahası büyüklüğündeki bir alandan toplanır. Çiçeklerden çıkarılan tepecikler hemen kurur ve hava sızdırmaz kaplarda saklanır. Safranın toptan ve perakende satış fiyatı kilogram başına 1100–11,000 dolar arasındadır. Canlı kızıl renk, hafif bir nemlilik, esneklik, yeni hasat ve kırılmamış lifler aranan özelliklerdir.

Tarihte Safran

Safran yetiştiriciliğinin tarihi 3.000 yıl öncesine kadar uzanır. Kültür bitkisi olan safranın doğada bulunan öncülü Crocus cartwrightianustur. yetiştiriciler, aşırı uzun tepeciğe sahip olan örnekleri seçerek yetiştirdi. Uzmanlara göre safrandan bahseden ilk doküman MÖ 7. yüzyıldan kalma Asurlular döneminde Asurpanibal tarafından toplatılan bir botanik kaynakçadır.

14. yüzyılda Avrupa da süren  kara veba  salgını sırasında safran bazlı ilaçlara olan talep çok yüksek miktarlara ulaşınca Venedik ve Ceneviz gemileri  Güney Akdeniz’de bulunan yerlerden safran getirdiler. bir gemi yükünün çalınması nedeniyle Soylular tarafından çıkarılan ondört hafta süren “Safran Savaşı” oldu  safran yetiştiriciliği yapıldığı Essex’in Saffron Walden kasabasının adı safrandan gelmektedir.