Jolly Tur ile Paris Benelux-2-

BENELÜX-PARİS GEZİSİ -2-

26.09.2015 günü kaldığımız hotelden ayrılıp yolumuza devam ediyoruz. Günün programı hayli yüklü. Sabah 9.30 başlayan bir maraton bizleri bekliyor. Sabah Brüksel şehrinin panoromik gezisinde Çin ve Japon evlerinin bulunduğu bölgeyi ziyaret ettikten sonra İngiliz holiganlarının yarattığı ünlü facia ile anılan HEYSEL stadı ve Atomium’ u gezip, sonra birkaç saatlik GENT ve Brugge şehirlerini dolaşarak Paris’ in renkli gecelerine başlayacağız.

Çin ve Japon evleri :

Brüksel’ in en ilginç bölgesi denebilecek kadar farklı bir yer. Anlatılana göre Çin’ i ilk defa ziyaret eden Avrupalı Kral Belçika Kralı imiş. Çinlilerde bu ziyaretin anısına Brüksel’de bir Çin evi yapmışlar. Japonlar rahat durur mu ? Onlarda hemen karşısına Japon evlerini yapmışlar. Bu tatlı rekabetten güzel bir sokak ortaya çıkmış. Panoromik ve fotoğraf amaçlı geçiş yaptığımız için hangi kral, ne zaman Çin’ i ziyaret etmiş ve bu evler ne zaman yapılmış konusunda fazla bir bilgi alamıyoruz. Sadece güzellikleri fotoğraflayıp, Belçika kralının Çin ziyareti bilgisi ile yetiniyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Heysel Stadı ;

Tur yoğunluğundan dolayı Heysel stadı önünden geçiyor ve kısa bir fotoğraf arası veriyoruz. Eski adı ile Heysel Stadı olan bu spor kompleksi 29.05.1985 tarihinde Juventus ve Liverpool arasında oynan Şampiyon kulüpler finali sırasında İngiliz holiganlarının İtalyan taraftarlara saldırması sonucu çıkan panikte 39 kişi ölmüş ve 600 den fazla kişide yaralanmıştı. Bu olay spor tarihine “ Heysel Faciası “ adı ile kara bir gün olarak yazılmıştı. O yılların güçlü başbakanı Demir Leydi adı ile anılan Margaret Thatcher olayı şöyle yorumluyordu “ Söyleyecek söz yok, bunu meşrulaştırmak mümkün değil, suç tamamen İngiltere’ ye ait”.

Belçikalılar bu talihsiz olayı unutmak ve ölenlere saygı göstermek amacıyla stadın adını değiştiriyordu. Stadın yeni adı “ KRAL BAUDOUİN STADYUMU.” Olayın bizi ilgilendiren yönü işte burada başlıyor. Güzel yerler görüp birazda eğlenmek için bu gezilere katılanlara ilaveten anlatılacak önemde bir bilgi sayılmadığı düşüncesi ile olsa gerek Tur şirketi ve rehberimiz isim üzerinde durmuyor. Merak ettik araştırdık. Kimdir bu Kral Baudouin, bakın karşımıza ne ilginç bilgiler çıktı.

 

1098-1100 tarihleri arasında EDESSA KONTU ( Edessa bizim bildiğimiz Anadolu şehri Şanlı Urfa), 1100-1118 yılları arasında 1.Kudüs Haçlı Devleti KRALI. Kralımızın hayatı hayli maceralı geçmiş. Bizim kral meğer Haçlı seferi liderlerinden imiş. Belçikalılar bir faciayı unutmak için kimi bulmuşlar anlayışa bakın. Haçlı seferleri de Anadolu, Suriye, Kudüs, Filistin ve Mısır için çok kanlı geçen yağma ve ölümle özdeşleşen batı şövalyelerinin işgal savaşlarıdır.

Günümüzde Fransa topraklarında kalan Boulogne bölgesi kontunun en küçük oğlu olarak 1058 yılında doğan Baudouin yasa gereği kont olamayacağı için kendine bir mevki ve kontluk bulabilmek için Haçlı seferlerine katılır. Kader onu Edessa ( Şanlı Urfa) ya kadar sürükler. Şansı yaver gittiği için ölen kontun yerine 1098 tarihinde Urfa Kontu olur. Ancak bir şehir kontluğu onu kesmez ve Haçlı seferleri sonucu Haçlı Ordusu 1099 yılında büyük bir Arap katliamı yaparak Kudüs’e girer. 1110 yılında kurulan Kudüs Haçlı Devletinin ilk kralı olarak tahta geçer ve 1118 yılına kadar krallığı sürer. 1118 yılında Haçlı Ordusu ile Mısır’ a saldırır. Farama şehrini yağmalayıp ele geçirir. Kral Baudouin yolda hastalanıp 2.nisan 1118 yılında Mısır El Ariş’ te ölür. Mezarı Kudüs KUTSAL KABİR KİLİSESİ’ nde bulunmaktadır.

Kendi ülkesinde kont bile olamayan Kralımızın hayatını kısaca özetlemeye çalıştık, daha geniş bilgiler internet sitesinde ve Kudüs kralları tarihinde bulunmaktadır. Belçikalılar işte bu Kralın adını Heysel stadına vererek kim soracak olursa bir faciayı unutmak istemişlerdir. Bence Belçika hükümeti veya Brüksel Belediye meclisi hemen bir karar alıp bu ismi değiştirmelidir. Heysel faciası batılı spor severler için nasıl unutulması gereken bir facia ise Haçlı Seferleri de doğu için unutulması gereken bir facialar tarihidir.

Neyse tarihin derinliklerinden çıkıp günümüzün bilim ve teknoloji harikalarına geri dönelim. Brüksel’ in gezilecek önemli yerlerinden birisi olan ATOMİUM ilginç küreleri ile insanların dikkatini çekiyor. Şehir merkezindeki dini ve tarihi taş yapılardan sonra insanoğlunun bilimsel çalışmalarının ve teknolojik gelişmesinin ürünü olan bu küresel yapı demir atomunun 165 milyon kere büyütülmüş halini göstermektedir. 1958 yılında mühendis Andre Waterkeyn tarafından Brüksel Uluslar arası Fuarı için tasarlanmıştır. 9 adet küre ve küreleri birbirine bağlayan tüp geçitlerden oluşur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GENT ŞEHRİ  :

 

250 bin kişilik nüfusu ile federe Flaman bölgesinin önemli bir liman şehridir. Schelde ve Lys nehirlerinin kesiştiği bölgede yer alır. Nehirlerin özelliğinden dolayı tekne taşımacılığı ve balıkçılık önemli bir iş koludur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gent V.Karl’ ın doğduğu yerdir. Fakat ağır vergilere karşı isyan eden Gent şehrine acımasız davranır 5. Karl. Doğduğum şehir falan dinlemez, şehri baştan aşağı yakar ve yağmalar. Gentliler şehri yeniden yapmak zorunda kalır. Bizden önce Napolyon iki defa Gent’ i ziyaret etmiş. Biz Napolyon’ dan 200 yıl gerideyiz demek ki.

 

 

 

Tekstil işi ile uğraşan terzi Jacob van Artevelde ilk defa buharlı tekstil makinesinin icat ederek Gent’ in tekstil sanayinde ilerlemesini sağlamıştır. Adına dikilen heykelinde işaret parmağı ile İngiltereyi gösterdiği söylenir. Bizim Atatürk heykeline benzetmeyelim sakın. Atatürk “ İlk hedefiniz Akdeniz “ demişti, Artevelde İngiltere’ ye sığınalım demek istemiş. Bu konuda da haklı çıkmış 14. yy da yapılan ve adına Yüz Yıl Savaşları denilen savaşlar sırasında birçok Avrupa şehri yakılıp yıkılmasına rağmen Gent, Artevelde sayesinde kurtulmuştur. Bu yüzden Gent’ in bir adına da “ Artevelde’ nin şehri” der Belçikalılar. Gent’ in bir başka özelliği Arnavut kaldırımlı sokaklarıdır. Haçlı seferlerinden dönen haçlılar doğuda gördükleri taş sokaklardan örnek alarak Gent şehrinin sokaklarını Arnavut kaldırımı dediğimiz tarzda taş ile döşeyerek çamurdan kurtulmuşlardır. Ancak Gentliler dedelerinin yaptıkları bu sokaklara sadık kalmış ve yüzlerce yıldır eski nostaljik halini korumuşlardır. Bizde olsa idi o sokaklar 600 yılda 600 defa sökülür beton, asfalt veya kilit parke taşları ile döşenir ve onlarca kişi rant sağlardı. Adamların kafaları bu tür işlere çalışmıyor belli ki.

Biz bu taş kaldırımları geri kalmışlığın simgesi olarak kabul eder hemen sökerdik diye düşünürken Gentliler şehirleri ile gurur duyuyorlar ve “ Ne mutlu Gent’ i hiç görmemiş olanlara. Böylece Dünya’ da her yeni yer gördüklerinde heyecanlanıp mutlu oluyorlar. Oysa ki Gent’ te doğup büyümüş olan kişiler olarak bizi şaşırtan o kadar az şey var ki…” diyorlarmış. Adamların şanssızlığına bakarmısınız.  Bizlerde fazla şaşırmadan yeni heyecanlar duymak ve güzellikler görmek üzere bir başka Belçika şehri Bruge’ e doğru yola çıkıyoruz.

 

 

 

 

 

BRUGE ŞEHRİ :

 

 

Bruge şehri klasik Avrupa şehirlerinde olduğu tarihi taş yapıları ve yüzlerce yıllık yapım hikayesi olan kiliseleri ve meydana turist taşıyan faytonları ile akıllarımızda kalacak.  Ancak Bruge’ü farklı kılan iki heykelden bahsetmeden olmaz.

 

 

Jan Breydel ve Pieter Connick heykeli.

 

 

 

 

Bu heykele konu olan iki halk kahramanı zırhlı ve ağır silahlı Fransız şövalyelerine karşı halkın şehrini ve yaşadığı bölgeye sahip çıkıp nasıl savaştığının hikayesidir. Bölgeye hakim olmak isteyen Fransa ağır silahlı şövalyelerden oluşan bir ordu gönderir Bruge üzerine. Şehri savunmakla görevli askerler şövalyeler karşısında tutunamayacaklarını anlayınca şehri bırakıp kaçarlar. Ancak kasap Jan Breydel ve dokumacı Pieter Connick yenilgiyi kabul etmez ve şehri terk etmezler. Oluşturdukları sivil milis gücü ile Fransız şövalyelerine karşı şehri savunurlar. Bölge bataklık olduğundan şövalyeler ağır silahları ve güçlü atları ile fazla hareket sahası bulamazlar ve mağlup olurlar. Siviller öldürdükleri şövalyelerin altın mahmuzlarını aldıkları için bu savaşın adı tarihte ALTIN MAHMUZLAR SAVAŞI olarak geçer. Tarihler 11 Temmuz 1302 yi göstermektedir. Flamanlar Fransız işgalini bir süreliğine durdursalar da tarihin akışı içinde soylular sınıfının şehirlerdeki ekonomik sömürü ve üstünlüğünü kıramazlar.

Jan Van Eyck  :

 

1389-1441 yıllarında yaşayan 15.yy yağlı boya tekniğine bir başka anlayış ve yenilik getiren ressam portre ve dini konulu resimler yapmıştır. Resimleri o yıllarda büyük bir hayranlık uyandırmış ve birçok ressam tarafından taklit edilmiştir.

Hollanda-Almanya sınırındaki Maaseyck şehrinde doğduğu sanılmaktadır. Adının son hecesi eyck olduğu için bu tez kuvvet kazanmıştır. Resimleri müzeler, heykeli ise Bruge şehrinin meydanını süslemektedir.

 

 

 

 

 

Kısa şehir turları, bol fotoğraf ve az bilgi rüzgarından sonra rüya şehri Paris’ e geliyoruz. Havanın kararması önemli değil Paris’ in ve Eyfel kulesinin ışıkları her tarafı gündüz gibi yapıyor zaten. Rehberimiz daha önceki tecrübelerine dayanarak bizleri uyarıyor. Paris’ in ünlü Eiffel kulesinin en güzel fotoğrafının çekileceği yere geliyoruz. Zaman kısıtlı olduğu için dikkatli olmamız gerekiyor. “ Dikkat Eyfel’ in büyüsüne kapılıp zamanı unutmayın”. Tamam diyerek fotoğraf çekmek üzere otobüsten iniyoruz. Tamam dedik ama Eyfel insanı bırakır mı. Buluşma yerine geldiğimizde otobüsümüzün gittiğini görüyoruz. Neyse rehberimizin telefonunun almıştık. Otobüs fazla uzaklaşmadan ulaşıyoruz, dönüp bizi alıyorlar ve 3 gece konaklayacağımız hotelimize ulaşıyoruz