27.KARAGÖZ KAKAVA FESTİVALİ 2017 3.Gün

 

19 MAYIS 2017 CUMA

19 Mayıs 1919 tarihinde Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıktığı gün daha sonra Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. Atatürk’ün Türk Gençliğine armağan ettiği bu anlamlı gün yıllarca büyük bir coşku ile yapılan muhteşem törenler ile kutlandı. Ancak son yıllarda 23 Nisan, 29 Ekim gibi milli bayramlara karşı oluşan yanlış tutum dolayısıyla bu önemli bayramlar kutlanmamaya veya kerhen yapılan cılız ve cansız törenler ile yasak savulur cinsinden kutlanır gibi yapıldı. 19 Mayıs törenleri de bu rüzgardan etkilenerek kutlanmaya başlandı.

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları yapılamasa da Kakava eğlenceleri tüm hızı ile devam etti. Festival’in üçüncü gününe söyleşiler damgasını vurdu.

15.30 Festival Alanı “ MEDYA VE İKTİDAR İLİŞKİSİ”

FATİH ERTÜRK ve NECDET PEKMEZCİ’ nin  konuk olarak katıldığı söyleşi de   İktidar ve Basın ilişkileri tüm detayları ile tartışıldı. İlk basın mensuplarının genellikle devlet memuru olduğu ülkemizde basının yayın hayatına başladığı günden beri iktidar’a bağlı olduğunu ve bugün gelinen durumdan biraz da olsa basın emekçileri ve patronların çıkar ilişkilerinin önemli rolü olduğu vurgulandı. Bu manada ilk basın mensuplarından MALUMATÇI TAHİR BABA’nın hikayesi oldukça ilginçtir.

Malumatçı Tahir Baba hem devlet memuru olarak maaş almaktadır, hem de Terkos Gölü Sularını işleten Fransız Kumpanyasından maaş almaktadır. İki taraflı maaş ve çıkar ilişkisi bir gün Fransız Kumpanyasına yeni bir müdür gelmesi ile bozulur. Yeni müdür Tahir Baba’ ya ödenen bu sebepsiz maaşı ödemez. Vay sen misin Tahir Baba’ nın maaşını kesen. Malumatçı Tahir Baba gazetesinde hemen bir haber yapar “ Terkos gölü civarında avcıların vurduğu bir domuz Terkos Gölü’ ne düşmüştür. Terkos Gölü’nün suyu mundar olduğu için içilmez” Bütün İstanbul Fransız Kumpanyasının önünde toplanır, protestolar günlerce devam eder ve halk Terkos suyunu kullanmaz. Fransız Kumpanyası bakar pabuç pahalı Tahir Baba ile anlaşır ve yeniden maaş bağlanır. Tahir Baba da bu kıyağı karşılıksız bırakmaz ve hemen yazar “ Avcıların vurduğu domuz, yaralı bir halde Terkos gölüne ulaşamadan yolda öldüğü için Terkos gölü mundar olmamıştır. Suyu içilebilir.”

Malumatçı Tahir Baba örneği basının yüz karası olan jurnalcı, karalayıcı, yanlış ve asılsız haberler yapan gazeteci tipi olarak kabul ediliyordu. Bu tür gazetecilerin çıkar ilişkisi ile yaptıkları basın hizmetinden zaten bir özgürlük beklenemezdi. Onlar için baskı veya sansür zaten söz konusu değildi. Bugünlerde de basınımızın yaşadığı sorunların başında idare ile yaşanan çıkar ilişkileri gelmektedir. Sürekli teşviklerle beslenip büyüyen ve bir tarafı idareye ipotekli olan basının özgürlüğünden veya sansüründen bahsetmek ne kadar gerçekçi olur ? Yanıtını okuyuculara bırakıyoruz.

İkinci tür gazetecilere örnek ise İzmir’de ilk kurşun’ u sıkan Gazeteci Hasan Tahsin gösterilebilir. Her türlü olumsuz koşula rağmen yalnızca ülke ve halkının çıkarları için gazetecilik yapan kişiler gerektiğinde bu uğurda ölmesini de bilmektedir.

Üçüncü tür gazeteci örneği ise çok ilginç bir benzetme ile geldi. Mustafa Kemal İtalyan İşgaline karşı Trablusgarp’ı savunmak ve örgütlemek üzere gazeteci kimliği ile orada bulunmaktadır. Bu durumda Mustafa Kemal’ i de örnek bir basın mensubu olarak kabul etmemiz gerekmektedir.

Çok ilginç örnekler ile devam eden söyleşinin sonunda Necdet Pekmezci “JİTEM” isimli kitabını imzaladı.

Saat 17.30

İki güzel ve anlamlı etkinlik yine çakıştı. Dostluk evinde İsmet Aktaş ve İsmail Aydın’ ın katıldığı “TÖB-DER TARİHİ” konulu söyleşi ve Sabahattin Ali Sokağında SEZAİ SARIOĞLU ve Nazan Çelik’ in katıldığı “ ŞİİR İKİNDİLERİ “ söyleşileri oldukça ilginç ve izlenmesi gereken söyleşilerdi.

TÖB-DER TARİHİ

Dostluk Evi’ nde devam eden söyleşide İsmail Aydın ve İsmet Aktaş öğretmenlik mesleğinin 1065 tarihinde Karahanlılar zamanında açılan ilk Medreseden, Osmanlılar zamanında Orhan Bey’in İznik’te açtığı ilk medreseden günümüze değin öğretmen ve sorunları anlatıldı. Çok dürüst olduğunu bildiğimiz ve öyle olmasını istediğimiz öğretmenlerimizin meğer yazılı hayatta ilk rüşvetçi olduğunu üzülerek öğrendik.  İsmail Aydın’ın anlattığına göre, Sümer Tabletlerinde adı geçen ilk rüşvetçi öğretmen, ödevini yapmayan tembel fakat babası zengin bir öğrencinin öğretmenine hediye vermesi ile başlamış günümüze değin gelen yozlaşma. Öğretmenlerimizin bugün özellikle dönem sonlarında ve özel günlerinde öğrencileri veya velilerinden hediye almaları ve alamayınca küsmeleri geleneği Sümerlere kadar dayanıyormuş.

İsmet Aktaş ise yöneticilerin çıkardığı yasaların hak ve özgürlükleri kısıtlamak için çıktığını, bunun önüne geçmek için ise hak ve özgürlük arayanların örgütlü bir şekilde mücadele vermeleri gerektiğinin önemini anlatan güzel bir sunumda bulundu.

 

 

 

İsmail Aydın ve İsmet Aktaş’a plaketlerini Emekli öğretmenimiz Aydın Karakoç ve Hilmi Uysal verdiler.

Söyleşi İsmail Aydın’ın “ TÖB- DER TARİHİ “ isimli kitabının imzalanması ile sona erdi.

Son bölümüne yetişebildiğimiz şiir dinletisinde ise SEZAİ SARIOĞLU ve NALAN ÇELİK bir birinde güzel şiirler ile dinleyenlere keyifli bir şiir dinletisi sundular. Dinletinin sonunda Sezai Sarıoğlu ( KURUTMA KAĞIDI ve AŞK DEDİĞİN HARAM OLUR), Nazan Çelik ( ÇAYIR ÇİMEN VE UZAKLAR-NE ÇOK AH NE AZ EY) isimli şiir kitaplarını imzaladılar.

Sezai Sarıoğlu’ nu ilginç ve güzel bir şiiri ile konuk edelim

HUY KİRİ

Derinizden yorulmuş

Kalın bir kiriniz varsa

O kapıdır

Şerh kapısı

Kir lokmandır

Derin bir yara iziniz varsa

O eşiktir

Dil kertmesi

İzinsiz gösteri

Yara cevaptır

Çıkılacak inilecek derdiniz varsa

O merhemdir

Anlam sürmeye heves

Günahı boynunda sevaptır

Sırtınıza vurulmuş kervanınız varsa

Kirinizi koklayıp kollayan

Tuzunuz vardır

Tuz haramdır

Nalan Çelik ise bugün gerçekleri görüp susanlara, üç maymunu oynayanlara sitem ediyor şiirinde

İŞTE SANA 21

Keşke

“üç maymunu” oynamayacak

Maymunlar olarak kalsaydık

En azından birbirimizin bitini temizlerdik

Göstermek yerine

“bir bit yeniği var bu işte” deyimi yaratılmazdı

Ağaçtan ağaca zıplarken neşeyle

Ah cemal Süreyya ah

Daha ne çok

Keşke diyeceğiz biz

Muz yemeyi unutmadı ki hala maymunlar

İşte sana 21

 

Saat 18.30 Bademlik Mahallesi

Bademlik Mahallesi sakinleri “ YÜZÜNÜ YİTİREN ŞEHİR SİVAS” konulu söyleşide YÜKSEL IŞIK, NAZİF USLU, HALDUN AÇIKSÖZLÜ ve TAMER LEVENT’ i konuk etti.

Yüksel Işık’ın “KİŞİLİĞİNİZ İTİBARINIZDIR” isimli kitabı “İTİBAR” kavramının işlendiği ve günümüz ticaret, sanat ve siyaset dünyasında boy gösteren kişilerin itibar kazanmak için verdikleri mücadelenin aslında boş olduğunu aranılan itibarın aslında insanın kendi kişiliğinde saklı olduğunu anlatan güzel bir kitap. Mutlaka okunmalı ve kütüphanenizde bulunmalı. Kırklareli Belediyesi de öyle düşünmüş olacak ki bu güzel kitapları bedava dağıttı. Bedava sirke baldan tatlıdır misali çoluk çocuk kitapların önemini anlayamadan kitapları paylaştı. İnşallah bedava alınan kitaplar okunur ve ders alınır.

Haldun Açıksözlü “YÜZÜNÜ YİTİREN ŞEHİR “ kitabında Sivas Madımak Otel yangın ve katliamından bu yana toplumda neler değiştiğini ve neyi ne kadar değiştirebildiğimizi soruyor ve cevaplar arıyor. Sanatçının asıl görevinin siyasal söylemlerin dışında  bu konuların cevaplarını aramanın bir insanlık görevi olduğunu ve bu görev yerine getirmezse insan olmanın yolunun nasıl bulunacağını soran kitap’ ta önemli mesajlar var.

Nazif Uslu “ HAKİKAT ERLERİ” isimli kitabında “Börklüce Mustafa” olayını tiyatro oyunu olarak bizlere sunuyor. Oyunu” 6.Karaburun Börklüce Mustafa Etkinliği Şiir Günleri” programı kapsamında izleme şansını bulmuştum. Mutlaka okunmalı, izlenmeli ve Kırklareli’ nde sahnelenmeli diye düşünüyorum. İnsanoğlunun binlerce yıldır yaşam ve onur kavgası vererek bedelini canlarıyla ödediği “Hak, Hukuk, Adalet ve Eşitlik” kavgası veren ve hiçbir zaman unutulmayacak olan özgürlük savaşçılarının yaşamı yönetenlere ve yönetilenlere ders olmalı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saat 21.30 Bademlik Mahallesi

Müfit Can Saçıntı ; Mandıra Filozofu

 

Müfit Can’ın sunduğu tek kişilik gösteride tarih boyunca lafını esirgemeyen ünlü kişilerin sözleri ve yaşamları felsefi bir bakış açısı ile sahnelendi. Bu oyunu izleyenlerin daha sonra Mandıra Filozofunu arayarak felsefe ve filozofluk konusunda Müfit Can Saçıntı’dan bilgi ve yardım talep etmeleri ayrı bir felsefe konusu olsa gerek. Bazı sanatçılar yaptıkları tiplemeleri öyle güzel oynuyorlar ki o tip sanatçıya yakışıyor mu desek, cuk oturdu mu desek, yapıştı mı desek bilemiyorum ama sanatçı gerçek bir filozof gibi tolumda kabul görüyor. İşte sanatın ve sanatçının gerçek gücü deyip bir başka etkinliğe devam ediyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saat 1o.15 Yayla Mahallesi : Renan Bilek

Ayni saatlere denk geldiği için geceyi bölmek zorunda kaldığımız değerli sanatçı Renan Bilek’in gösteri ve müzik ziyafeti gerçekten izlenmeye değer. Özellikle Cem Karaca şarkıları muhteşem di. Ancak geceyi kendini bilmez bir sarhoşun, sanatçının elinde gitarı görünce ( sanki ücretli müzik konserine gelmiş gibi) saygısızlık yaparak “hadi çal, konuşma” şeklinde ki çıkışı sanatçıyı üzdüğü kadar bizleri de üzdü.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sanatçı bir şarkı ile tatsız bir şekilde sahneyi terk etti. Fotoğraf çekimi ve sohbet sırasında olumlu ve güzel konuşmalar oldu ise de saygısız adam bir                     defa tadımızı kaçırmıştı.

 


 

 

SARANTALI KÖYLÜM

19 MAYIS 2017