Kimi Seçelim, Havamız Yerinde mi? – Ali Çetin

563

Şehrimiz Kırklareli’de olduğu gibi tüm ülke genelinde başta gelen sohbet konusu, kimler belediye başkanlıklarına aday gösterilecek, kimler koltuklarını kaybedecek. Kimlere koltukta oturduğun yeter, seni değiştiriyoruz, kimlere seni kimse sevmiyor ama ben seviyorum, haydi koltukta oturmaya devam diyecekler. İşin garip tarafı; aday gösterilenlerin doğru kişiler olup olmadığı ancak seçimden sonra belli olacak. Nasıl mı? Kazanırlarsa seçilen kişi doğruymuş, kaybederlerse adayımızın kıymetini yöre insanı bilemedi, denilecek.

Sanırım yanlışlık burada başlıyor. Birilerinin belirlediği aday kazanırsa onların sayesinde, kaybederse seçmen seni anlamadı. Haydaa nedir bu? Kimlerin şehirlerimizi, beldelerimizi yöneteceğine bakıyorum da o yerlerde ikamet edenler değil, Ankara’da yetkili mercilerde bulunan birileri karar veriyor. Neredeyse oy vermeyi bilmiyorsunuz bile diyecekler. Neyse şimdilik o kadar ileriye gidemiyorlar.

Değerli okurlar maalesef durum bu. Yani, şehir ve beldelerimizi; bilimde, sanatta, sporda, yönetimde, iş yaşamında, sivil toplum kuruluşlarında, öne çıkmış, şehrin adını ülkeye hatta dünyaya duyurmuş kişiler değil de, Ankara’daki birilerinin belirlediği kişiler istesek de istemesek de bizi yönetecek. Hem de beş yıl.

Belli ki ülkemiz yöneticilerinin bu konuya ideal bir çözüm bulmak gibi bir dertleri yok. Ancak çözüm varmış. Biraz uzaklarda ama biz Türk insanı yeniliği seviyoruz, teknolojiyi çok çabuk benimsiyor ve kullanıyoruz. Taklitçilikçe, hatta kopyacılıkta bile ilk birkaç ülke arasındayız diye zaman zaman basınımızda üniversite sınavlarından bahisle dahi iyi olduğumuz, yazılıyor.

Pekiyi çözümü kim bulmuş dersiniz? Japonlar! Daha doğrusu sisteme ve kendisini bir önceki seçimde seçmeyen şehir halkına kızan bir belediye başkan adayı Japon vatandaşı bulmuş. Japonya’nın 150 bin nüfuslu Tama şehrini artık bütün dünya tanıyor. Bu güne kadar adı duyulmamış ama 2018 Nisan ayında yapılan belediye başkanlığı seçiminde Yapay Zeka Bir Robot, aday oluyor. Başkan adayı Robot için yaratıcısı Bay Mishihito Matsuda; ”tarihte ilk defa yapay bir zeka, ayrıntılı ve sağlam bir programla belediye başkanlığına aday oluyor. Bir robot başkanla Tama’nın tarihini değiştireceğiz. Tarafsız bir siyaset uygulayacağız” diyor. (25 Kasım 2018 tarihli Hürriyet Gazetesi, E.ÖZKÖK)

Yani; belediyede partizanlıktan mı şikayetçisiniz? Yapay zeka robotun böyle bir tehlikesi yok…Belediye kaynaklarının tahsisinde akılsızlık mı yapılıyor? Robot başkan kaynakların en rasyonel kullanımı programına sahip…Yolsuzluklardan mı şikayetçisiniz? Yapay zekanın böyle dünyevi tamahlara, nimetlere kapılıp para götürmesi tehlikesi sıfır… Başkan yakınlarını mı işe alıyor, adam mı kayırıyor? Yapay zekanın ne böyle bir akrabaları var, ne de başka bir robotu kayırma duygusu…

Bu Yapay Zeka Robot, Tama şehrine ilk seçimde başkan olamamış ancak %9 oy almış. Türkiye’de genel seçimlere girmiş ve bir puan fazla almış olsa %10 ile grup dahi kurabilir.

Konuyu inceleyen, L’intelligence artificielle bientot for president! Secience et Vie dergisi Kasım 2018 sayısı, yapay zeka robotun belediye başkanlığı için değil ama başkan yardımcılığı için ideal olduğunu bildiriyor. Yani belediye başkanının rasyonel kararlar alma, partizanlık yapmadan liyakata dayalı bir işe alma ve kaynak dağıtma programını uygulaması, kaynakların en akıllı ve yararlı şekilde tahsisi için en doğru çözümleri başkana sunacak değerli bir başkan yardımcısı olarak görev yapabileceğini bildiriyor.

Değerli okurlar sizi bilemem ama ben bu Yapay Zeka Robotu beğendim. Bence öncelikle Büyükşehirlerimizden başlamak üzere zamanla şehirlerimizi bunlara teslim edelim derim. Böylelikle kısır çekişmelerden, kaynak israfından en kısa sürede kurtuluruz.

Ne dersiniz Yapay Zeka Robot mu, yoksa Ankara’nın belirlediği adaylar mı belediyelerimizi daha iyi yönetir? Bakalım dünyanın dört bir yanına bedava gezilere giden belediye görevlilerinden Japonya Tama şehrine gidip Bay Robot başkan adayını inceleyen olacak mı?

Havamız Yerinde mi?

Siyaset bir yana, hepimiz havamız yerinde olsun istiyoruz ama kış gelince ağzımızın tadı kaçıyor. Odun, kömür, doğalgaz varken kıştan niye korkalım diyebilirsiniz ama kazın ayağı öyle değil. Zengin, fakir, ortahalli, bebek, çocuk, genç, ihtiyar, hatta öğrenci, evli, bekar hepimiz aynı havayı soluyoruz. Yani birileri arabesk tabirle bile olsa sakın dostuna, düşmanına ”havan batsın” demesin, çünkü öldürüyor.

Göğüs hastalıkları alanı dışında hava kirliliğinin insana, çevreye, doğal yaşama etkisi konusunda araştırmalar yapan Türk Toraks Derneği ülkemiz insanlarının ölüm nedenlerini sıraladığında ilk üç sıranın, dolaşım sistemi (kardiyovasküler) rahatsızlıkları, başta akciğer olmak üzere kanser rahatsızlıkları ve solunum sistemi hastalıkları olduğunu Kasım 2018 ayının başlarında açıkladı.

Çevre Mühendisleri Odası da (ÇMO) Türkiye’de sadece 6 ilin partikül madde ve kükürtdioksit açısından (Artvin, Bitlis, Eskişehir, Kırıkkale, Kırşehir, Yozgat) standartlara uygun yani solunabilir havaya sahip olduğunu duyurdu. ÇMO nın 2017 yılı değerlendirmesine göre ilimiz Kırklareli maalesef en kirli iller arasında 16’ncı sırada. Merak edenler diğer illerin hangisi olduğunu internetten basitçe öğrenebilir ancak yaşadığımız şehrin havası hiç de iyi değil…

Kirletici kaynaklar olarak; kükürtdioksit, partikül madde (PM 10 ve PM 2,5) , ozatoksit, karbonmonoksit ve ozon, belirtilmiş. Bunlardan partikül maddenin solunum enfeksiyonu ve kansere sebebiyet verdiği bildirilerek, valilik ve belediyelerin tedbir alması dile getirilmiş. Alınacak tedbir olarak; kentlerin planlanması, hava koridorları açılması, az enerji tüketen, kirliliği az olan yeşil binaların inşa edilmesi, belirtilmiş ancak kentsel dönüşüm sürecinde ülke genelinde bu fırsatın da kaçırılmak üzere olduğu bildirilmiş.

Sevdalısı olduğum Kırklareli’mize dönersek; kokusunu sokaktaki herkesin rahatlıkla hissedebileceği soba dumanının kış aylarının en büyük kirleteni olduğunu rahatlıkla

söyleyebilirim. Kış geldi, kimseye doğalgaza geçin denilemez belki ama yoğun soba dumanı salınımı yapan kahve, büfe, apartman v.s. yerler en azından kaliteli kömür kullanımı konusunda ikaz edilebilir…

Ayrıca, açılması belirli kurallara bağlı kahvehanelerin çay ocaklarının bazılarının dışarıya havalandırma bağlantısı yok. Görünüşte su buharı ama insan nefesiyle birleşince sanırım sigara dumanından daha zararlı bazı maddeler ortaya çıkıyordur.

Havayı bozan ikinci faktör motorlu araçlar. Ben eşimin tüm ısrarlarına rağmen bütün işlerimi yürüyerek yapmaya çalışıyorum. Yani şehri en az kirletenlerden olmaya çabalıyorum ancak sanırım ekzost kirliliği konusunda da ortak bir uygulamaya ihtiyaç bulunmakta. Şehir merkezine motorlu araçların sokulmaması gibi…

Valilik, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün 03 Aralık 2018 tarihli kirli hava ölçümü sonuçlarına göre bugün Hava Kalitesi İndeksi Orta Seviyedeymiş. İlgilenenler internetten takip edip ona göre hareket tarzı belirleyebilirler. (https://kirklareli.csb.gov.tr)

Görünmez katil hava kirliliğine karşı Mutlu İnsanlar Şehrimizi korumak için herkesi sağduyulu davranmaya yetkilileri de göreve çağırıyorum.

Ali ÇETİN