Kırklareli 600 yıl sonra tekrar Silivri’de

115

Kırklareli aydınları, gençleri ve köylüleri ile 05 Ağustos 2013 günü Silivri’ de buluştu. Devam eden Ergenekon davalarının karar günü olan 5 Ağustos, Silivri tarihi bir güne tanıklık etti.

Kırklareli aydınları ve köylüleri böyle tarihi bir günde Silivri’ de buluşmak için sabah erken saatlerde Şevket Dingiloğlu Parkı önünde buluştu. Otobüsler hareket ettiğinde Silivri’ ye giden bütün yolların kapalı olduğu, İzmir ve diğer illerden hareket eden araçlara çıkış izni dahi verilmediği haberi biraz moralleri bozsa da, Kırklareli bu, biraz geç hareket eder amma, yola çıktımı bir daha kimse döndüremez. Öyle olması gerekiyordu ve öyle oldu. Bütün illerden önce Kırklareli Silivri’ ye ulaştı. Bizden hemen sonra Mersin geldi. Çok ilginçtir, bir gurup Mersin Gülnar Beldesi genci, kızlı- erkekli, yollarda otostop yaparak Silivri’ ye ulaşabildi. Toros Dağlarının yiğit Yörükleri böyle tarihi bir günde orada olmanın sorumluluğu ile dağları ve bütün engelleri aşarak Silivri’ ye ulaştı. Toros Dağlarının yiğit köylüleri ilk defa geldikleri Silivri’ de yabancılık çekmedi, çünkü Yörük kültürünün bir başka kolu Yıldız Dağları gençleri de oradaydı. Ayni 600 yıl önceki gibi, barış yanlısı yiğitler Silivri önlerinde buluştu.

600 yıl önce Osmanlı Devletinin Fetret Devri denen, kardeşlerin iktidar kavgasında kardeşi MUSA ÇELEBİ’ ye karşı savaşmak için Bizans Tekfurunun izni ve yardımlarıyla MEHMET ÇELEBİ ordusunu Silivri’ de karaya çıkarır. Savaşacak olanlar Toros Dağlarının yiğitleri ve Yıldız Dağlarının (ISTIRANCALARIN) yiğitleridir. Kim kazanırsa Osmanlı tahtı onun olacaktır. Dört kardeş arasında 10 yıl boyunca yapılan taht kavgasında binlerce yiğit şehit olmuş ve henüz bir neticeye ulaşılamamıştır. Musa Çelebi Edirne’ de, Mehmet Çelebi ise Bursa’ da iktidarlarını devam ettirmektedirler. Fakat bu koca coğrafya iki kardeşe dar gelmektedir. Taht ve iktidar bir, talip iki olunca, o zamanlar seçim de yok, savaş var, birileri bir kardeşin iktidarı için ölmek zorunda.

Bu kanlı iktidar ve kardeş kavgasını anlamsız bulan Kırk Kılıse köylüleri ( Kırklareli’ nin o zamanlar ismi Kırk Kılıse dir) toplanıp Silivri’ ye hareket ederler, bu anlamsız kardeş kavgasını durdurmak için. Kırk kılıse kadısı BOTOG’ un organize ettiği köylüler Mehmet Çelebi ordusunun karşısına dikilerek “ Biz anlamsız bir taht ve kardeş kavgası istemiyoruz. Her iki tarafında askerleri bizim canlarımızdır. Gidin kardeş kavganızı başka yerlerde yapın” diyerek, kardeş kavgasına izin vermemişlerdir. Bu direniş üzerine Mehmet Çelebi Sofya tarafına yönelmiştir. Samakov bölgesinde kardeşi Musa Çelebi’ yi mağlup ederek Osmanlı tahtına tek başına hakim olmuştur.

Bu olaydan 600 yıl sonra yine bir iktidar kavgasının kanlı bir hesaplaşmaya meydan vermemesi için Kırklareli aydınları, gençleri ve köylüleri toplanıp Silivri’ de buluştu. Darbe planladıkları iddiası ile devam etmekte olan ERGENEKON DAVALARI’ nın karar günü çarşambanın gelişinin perşembeden belli olduğu gibi, kararlar açıklandıktan sonra ciddi bir çatışmanın olacağı belli idi. Burada mahkeme kararlarını değil mahkeme kararları açıklanmaya başladıktan sonra meydan gelecek olaylar yeni mahkemelerin devam edeceğini söylüyordu. Bir taraf bazı kişilerin darbe yapacağını varsayarak ve delillerle iddia ederek ceza talebinde bulunuyor, diğer taraf ise mahkemenin yanlış, delillerin yetersiz olduğunu iddia ederek mahkemenin şekline itiraz ediyordu. Verilecek kararlar sonucu elbette bazı şeyler olacaktı.

Polis müdahelesi başlayana kadar her şey iyi gidiyordu. Kararlar açıklandıkça çıkan mahkeme kararlarına tepkiler ve dolayısıyla hükümet aleyhine sloganlar atılmaya başlayınca işin seyri değişiverdi. Her taraf sis bombaları ile bombalanmağa başlayınca, Tomalar da basınçlı ve ilaçlı sularını halkın üzerine boşaltınca 600 yıl önce çıkmayan Silivri Savaşı yine ayni yerde 600 yıl gecikmeli olarak başlayıverdi. Savaşı durduralım derken Tomaların basınçlı ve ilaçlı suları ile ıslanıp, Amerikan yapımı gaz fişeklerinden çıkan dumanla boğulmaya başladık. Duman fişeklerinden yanımıza düşen bir tanesini hatıra olarak almak istedik. Üzerindeki üretim bilgilerini okuyunca şaşırdık doğrusu. MP-4L-CS 37-38 MM CS GAZ FİŞEĞİ. Üzerindeki uyarı yazıları da çok ilginç;

Mesafe:

En az 120 metre mesafeden ateşlenmeli,

Uyarılar:

1-Direkt olarak insanların üzerine ateş etmeyin

2-Olası yangın tehlikesi yaratabilir

3-Sadece iyi eğitimli personel kullanmalı

4-En az 45derece açı ile ateşlenmeli

…….

8 adet birbirinden önemli uyarı notu bulunuyor. Fakat ilk dördüne bile uyulmaması hali büyük felaketler yaşatabilir. 1, maddede insanların üzerine ateş etmeyin demesine rağmen ateşler hedef gözetilerek insanların üzerine yapıldı. Hele 45 derecelik açı uyarısı mümkün değildi, ateş ve tam isabet. Yangın tehlikesi ise uyarıya gerek kalmadı, her tarafta yangın başladı. Tomaların sıktığı ilaçlı sudan kaçmak için tarlalara ve yol kenarlarına dağılan insanlar ağustos sıcağında kurumuş otların tutuşması ile mecburen yine asfalta çıkıp Tomaların ilaçlı suları ile yıkanmak zorunda kalıyordu. CHP otobüsü ile Halk TV  naklen yayın minübüsü arasında sıkışıp kaldık. Bir kısmı CHP otobüsü içine girdi bazıları da toz maskeleri ile ayakta durmaya çalıştı. Son anda kapısı açık bırakılan Halk TV minibüsü içine giremesek, o yoğun duman ve ilaçlı Toma sularında kurtulmamız mümkün olamazdı. Kişi başına düşen miktar kadar payımıza düşen gaz, yangın dumanı ve ilaçlı Toma suyundan sonra Halk TV minibüsünün açık camından içeri giren dumanlar bizi fazla etkilemedi.

Olayları akşam TV lerden izleyince bazı kendini bilmez tarafsızların yangını göstericilerin çıkardı demesi utanç vericiydi. Yangınların ateşlenen gaz fişeklerinden çıktığını gözlerimizle görmesek, fotoğraflarını çekmesek ve orada olmasak biz de inanırdık herhalde. Yalan ve yanlış haber yapıp gerçekleri söylemeyenlere yazık.

Türk polisinin sıkmış olduğu gaz bizi fazla üzmedi amma, fişeğin üzerindeki imal yeri yazısı biraz canımızı sıktı. Amerikan emperyalizminin tesislerinde üretilen ve insan üzerine sıkılmaması uyarılı, yangın çıkarır uyarılı bu fişekler doğru olmadı. Hani insan böyle olaylarda biraz gaz yemeyi göze alıyorsa hiç olmazsa üzerimize sıkılan gaz fişekleri Türk yapımı olsun. Türk ustalar bu fişeklerin insan üzerinde kullanılacağını hesap ederek biraz daha insaflı olurlar. Fabrika patronları da her alanda üretimden çaldıkları hammaddeyi buradan da çalar ve iyi de ederler hani, etkileri biraz daha insancıl olur. Amaç insanları uyarmak ve biraz uzaklaştırmak ise,..Fakat Amerikalı bu her şeyi tam yapar. Emniyet yetkilileri inşallah bundan böyle Türk fabrikalarında üretilen gaz fişekleri kullanırlar. Hani doktor seçme özgürlüğümüz gibi, gaz seçme özgürlüğümüzde olmalı.

Polisin ateşlediği, üzerinde yangın tehlikesi uyarısı olan fişeklerden hemen sonra çıkan yangınlar, birçok göstericinin yanmasına sebep olabilirdi. İnsanlar Toma gazı yeme riskine rağmen yangından kurtuldu, fakat yüzlerce fidan yangından kurtulamadı. Ağaçlandırma Genel Müdürlüğünün yol boylarına diktiği yüzlerce fidan maalesef gözümüzün önünde yandı. Yanma tehlikesine rağmen birkaç fidan kurtarmak için yangına müdahele eden insanlar ve polisler vardı. Yangın çıkınca sularını insanların değil yangının sönmesi için alevlerin üzerine çeviren Toma şoförünü çıkıp öpesim geldi. Yine de içimizdeki insanlığın ölmediğini görmek biraz teselli etti bizi.

CHP seçim otobüsü ve Halk TV arasında kalan 15-20 genç Tomaları durdurmak için inanılmaz bir mücadele verdi. Yüzlerce beygirlik motor gücüne karşı göğüslerini siper eden 15-20 yiğit genç direndikleri 6-7 dakika içinde binlerce insanın hayatını kurtardı. Eğer o direniş olmasa idi büyük bir felaket olurdu. Birçok kişi Tomaların önünden kaçıp asfaltın karşı tarafına geçebildi ve ezilmekten, duman ve cop yemekten kurtuldu. O gençler günün gerçek kahramanları idi. Toma şoförünün de hakkını yememek lazım, orantısız güç kullanmadı. Gençleri ezip geçebilirdi. Çok az güç kullanarak Tomayı adeta adım adım hareket ettirdi. Hızlı bir şekilde tam gaz verip gençleri çiğneyebilirdi. Bu kadarına da şükür dediğimiz dakikalar saatler gibi uzun geçti. Bir tanesini seçim otobüsünün yanında çökmüş ve gözleri, yüzü yanmış bir halde görünce içim yandı. Bir insan, insana bunu nasıl yapar, inanamadım.

Bu kadar sıkıntıyı çekmek, gaz yemek, basınçlı su ile yıkanmak için ne işiniz vardı Silivri’ de diye soracak olursanız cevabı resimlerde bulabilirsiniz. “ADALET İÇİN”…

Mustafa Karaca – SARANTA HABER