Kırklareli Hatırlamalısın (5) – Geçmişten Günümüze Alpullu Şeker (1)

71
Akın Güre

Yaklaşık bir yıl önce Uzunköprü’ye  demiryolu üzerinden gitmek istediğimde Alpullu Garı’nın yanı başında yükselen muhteşem Şeker Fabrikası’nı gördüğümde yaşadığım gibi  Alpullu’nun   benim gibi gençliği Kırklareli’nde geçmiş kuşağa çok hoş  hatıralar yaşatacağına eminim. Ama tek derdim bu hatıraları canlandırmak değil şimdi.  Alpullu 2018 yılındaki özelleştirme ile gündemde gelen güncel sıcaklığı kadar, yakın bir geçmişin toplumsal-ekomomi tarihi için de heycan verici bir konu aynı zamanda.  Bütün bunları konuşmak lazım. Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında hayata geçiren ilk şeker üretim tesisi olarak Kırklareli’ne kazandırılan bir fırsat, bölgenin çok yönlü kalkınması, toplumsal değişimi, zenginleşmesi açısından çok önemliydi.

Burada beni kendine çeken ironik bir durum da var aslında: Kırklareli  Türkiye’de örnek alınacak bir düzeyde eğitilmiş iş gücüne sahipken,  yıllardır bizim yetiştiğimiz dönemlerden beri sanayileşmeden nasibini almamış, adeta unutulmuş bir ildir bildiğiniz gibi. Lüleburgaz’dan Çorlu’ya giderken 25 km ötede 40 yıl önce bacaları tütmeye başlayan Şişe-Cam fabrikalarından Kırklareli,  şehir olarak çok az yararlanmıştır.  İroniye bakın ki Kırklareli,  50 km yakınında, 94 yıl önce Türkiye’de örnek olsun diye açılan ilk şeker fabrikasının bulunduğu coğrafyanın kalbidir!

Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: İşte asıl bu açıdan  tarihsel bilgileri yeniden sorgulayıp, sonuçlarını irdelememiz gerekiyor. Alpullu gelinen nokta itibarıyla sorunları, gelecekle ilgili endişleri de içinde barındırıyor. Kırklareli  bu aralar kirlenen suları, tahrip edilen ormanları, güzelim İğneada longoslarının yanı başında kurulması  planlanan termik santralı ile çok yönlü bir tehdit altında. 2013 yılından beri kapatılarak 4 yıl bekletilen Alpullu Şeker Fabrikası 2018’de yeniden ürtime geçerken beklentilerin çok iyimser bir tablo çizmediği konuşuluyor yine. Yanıbaşındaki Sarımsaklı Çiftliği de benzer bir çerçeveye giriyor. Konuşulacak çok şey var! Bu topraklarda  bir zamanlar Atatürk’ün başlattığı dönüşüm hamleleri ne yazık ki hüsranla sonuçlanmış! İşte Alpullu hikayasi bunun için anlamlı.

Alpullu Şeker Fabrikasının kuruluşu Cumhuriyetimizin ilk yıllarına dayanan bir geçmişe sahip. Cumhuriyet öncesi şeker ihtiyacı tamamen ithalat yoluyla karşılanan ülkemizde Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra iktisadi bağımsızlık ve ulusal kalkınma hamleleri başlarken  Alpullu Şeker Fabrikası Cumhuriyet döneminin faaliyete geçen ilk şeker fabrikası olmuştur.

Lozan görüşmlerinin henüz tamamlanmadığı bir dönemde ülke ekonomisi için önemli kararların alındığı İzmir İktisat Kongresi gerçekleşir. Bu kongrede şeker sanayi adına önemli adımların atıldığını görürüz: “Memleketimizde pancar yetiştirilerek, şeker fabrikaları tesis ve ziraatta münavebe usulünün tevsii ve bu suretle hayvanlarımızın ve hububatımızın ıslah ve çoğltılması” gerektiği söylenir kongre kararlarında. Anlıyoruz ki Cumhuriyet yönetimi şeker sanayii alanında atılması gereken adımların hazırlıklarına çok önceden başlamıştır. 23 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşmasının sonrasında iktisadi bağımsızlığı sağlayacak girişimler hızlanır. İthal ikamesini sağlamak üzere un, pamuk şeker gibi üç beyazın üretimine önem verilir. Destek amaçlı bazı yasal düzenlemeler de yapılmaya başlanır. 25 Ocak 1925 tarihinde “Şeker Fabrikalarının Tesisinin Teşvikine Dair Kanun” TBMM’ne sunulur. Daha sonra 5 Nisan 1925 tarihinde 601 sayılı “Şeker Fabrikalarına Bahşolunan İmtiyaz ve Muafiyet Hakkında Kanun” çıkarılır. Bu kanun sayesinde şeker fabrikası kurmak isteyen kişilere vergi muafiyetleri, pancar ekimini kolaylaştırıcı vergi istisnaları, çalışanların vergiden muaf olmalarına yönelik yardımlar sağlanır. Yine aynı süreçte çıkartılan önemli bir kanun da “Şeker İnhisar Kanunu” dur. Bu kanun ile şekerin Türkiye’ye ithali ve dağıtımı devlet denetimine alınır ve yerli şeker üretiminin dış rekabete karşı korunması sağlanır. Bu arada Hükümet, 14 Kasım 1926 tarihinde çıkardığı bir kararnamede Alpullu’da fabrikanın işleyeceği şeker pancarının demiryolu üzerinden taşınmasını kolaylaştırıcı adımlar atar.

Şeker sanayinin kurulmasını teşvik eden yasal düzenlemelerden sonra hızla arka arkaya 4 fabrika hizmete sokulur. Bunlar, Alpullu, Uşak, Eskişehir ve Turhal Şeker Fabrikalarıdır. Atatürk 1930 yılında Kırklareli’ne gelmezden önce  Alpullu Şeker Fabrikası’nı ziyarete ederken şunları söyler: “Memleketimizin her müsait bölgesinde şeker fabrikalarımızın çoğalması ve bu surete memleketin şeker ihtiyacının temini, mühim hedeflerimiz arasında tanınmalıdır.”

Neticede Türkiye’nin şeker ihtitacı uzun yıllar bu fabrikaların faaliyetleri sayesinde karşılanır.

*

Trakya’da kurulacak bir şeker fabrikası için yer olarak  neden Alpullu seçilir? Örneğin önerilen yerler arasında Çatalca’nın da adı  adı geçer, ancak oradan vazgeçilir. Fabrikanın kurulacağı yer aslında demiryolu istasyonunun olduğu bir mevkidir.  Şimdiki fabrikanın bulunduğu yere Alpullu adı verilmişse de geçmişte  bir yerleşim yeri değil burası aslında. Ancak tarihi yönden çok eski bir yer olduğu kesin. Ergene nehri  çok yakınından geçmektedir ve  nehir üzerinde 1565 yılında Sokullu Mehmet Paşa zamanında Mimar Sinan’a yaptırılmış muhteşem bir köprü vardır. Alpullu üzerine ciddi çalışmalar yapan Hüner Şencan’dan öğrendiğimize göre bölge köylerinde yaşayan halk, Ergene nehrindeki taşmalar nedeniyle uzun yıllar sıkıntı çekmişlerdir. Sonunda, çok sık yaşanan seller nedeniyle engellenen ulaşımı güvenceye almak için buraya sağlam, yüksek bir köprü yapılmasına karar verilir. Şimdiki Alpullu yerleşim yerinin ilk filizlenmesi bu köprüyle başlamıştır denebilir. Araştırmacı ve öğretim üyesi Hüner Şencan yazısında, “Düşüncem, Mimar Sinan’ın yapmış olduğu Ergene Köprüsü’nün aynı zamanda Alpullu’nun kuruluş tarihi olduğudur.” der. Yine aynı araştırmacıdan öğrendiğime göre buraları tarihte  “Deve Konakları” adı veriken kervan menzili diye bilinmektedir. Buraya geçmişte “Küçük Alpullu” deniyor aynı zamanda. Yani anlayacağınız, Küçük Alpullu’nun şansı Mimar Sinan Köprüsüyle değişmeye beşlıyor ve bu güne kadar uzanıyor. Başka bir deyişle, bu köprü Alpullu’nun kuruluşu için tarihsel bir dönüm noktası oluyor. Kervan sahiplerinin  develeri için mola verdikleri, karınlarını doyurmak için konakladıkları bu yer zamanla bir pazar yeri canlılığına kavuşuyor.

Devamı sonraki sayımızda…

Kaynak :
– Hüner Şencan, Alpullu Adı Nereden Geliyor?, Haziran 2019. https://www.alpullu.org/A/adi_nereden4.html
– Hüsnü Tekeşin, CUMHURİYETİN İLK EKONOMİK KURUMLARINDAN ALPULLU ŞEKER FABRİKASI’NIN TÜRKİYE’NİN EKONOMİK VE SOSYAL YAŞAMINA KATKILARI.(Türkiye Cumhuriyeti’nin Ekonomik ve Sosyal Tarihi Uluslararası Sempozyumu, 26-28 Kasım 2015 İzmir)
– Ali Rıza Dursunkaya. Kırklareli Vilâyetini Tarih, Coğrafya, Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik. Cilt 1.
– Ayşe Durukan Topuz ve Tuğçe Tetik. Trakya’da Modern Yaşamın İzleri; Alpullu Şeker Fabrikası ve İşçi Konutları. Namık Kemal Üniversitesi, 2016.
– Salt Araştırma Fotoğraf Arşivleri.