Kırklareli Hatırlamalısın (6) İsmet İnönü’nün Kayıp Büstü

139
Akın Güre

Eski Jandarma Komutanlığı bahçesinde İsmet İnönü’nün bir büstünün olduğunu bilenleriniz belki vardır. Yazılanları okuyanlar hatırlayacaktır. Bu bronz büstün açılışı özel bir merasimle yapılır. Törende dönemin Kırklareli Valisi, Jandarma Komutanı, subaylar, memurlar ve halktan kişiler bulunur. Yıl 1942’dir ve İkinci Dünya harbi devam etmektedir. Alman orduları Yunanistanı ve Bulgaristanı işgal etmişler Türkiye sınırına kadar gelmişlerdir. Sınır boylarında top atışları duyulmakta, hatta bazı alman askerleri gece karanlığından istifade ederek, sınırı geçip köylerden yiyecek toplamaktadır. Böylesine gergin günlerde ülkeyi savaşa sokmayarak büyük bir politik başarı gösteren İsmet İnönü’ye halk minettardır. İşte bu duyguların bir ifadesi olarak Kırklareli’ndeki büstünün açılılışı yapılır.

Temsili İsmet İnönü büstü

Büstün buraya kadar olan hikayesini Ali Rıza Dursunkaya’nın kitabından öğrenmiştim. Ama akıbetinin ne olduğu uzun yıllar bilinmemişti. Yıllar sonra büstün nerede saklanmış olduğu ortaya çıkacaktı.

Gazete arşivlerinde bulduğum Nazif Karaçamı’a ait bir yazıda okuduklarım beni oldukça heyecanlandırdı. Nazif Karaçam, İnönü’ye ait kayıp büstün eski cezaevinden çıktığını 2 Aralık 2010 tarihli Gazete Trakya’da yazmıştı:

“Atatürk’ün heykeli gibi, İsmet İnönü’nün büstü de Trakya’da ilk defa Kırklareli’ne dikilmiştir. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Kırklareli halkı zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye şükran duygularını ifade etmek için bu büstü dikmeyi uygun bulmuştur. 1942 yılında İnönü savaş nedeniyle Trakya’ya konuşlanmış bir milyondan fazla askeri birlikleri görmeye çıktığında bu büst Jandarma Komutanlığı (bugünkü Jandarma Astsubay Gazinosu) bahçesinde törenle dikilmiştir. Büst oldukça büyüktür. Biz o yıllarda çocuk yasta İnönü’nün Poyralı Köyüne de geldiğini hatırlıyoruz, İnönü’yü ilk defa o zaman görmüştük. Köyümüzde 22. Tümen konuşlanmıştı. Bizim kahvemiz Askeri Mahfel’di. Ahırlarımızda süvari atları, ambarlarımızda atların arpa yemleri vardı. Evin arka duvarına yapılan sarkıtmada ise askerler kalıyordu. Köye Kırklareli tarafından girerken kuzey tarafta askeri kışla vardı, İnönü oraya gelmişti. Almanya, Yunanistan ve Bulgaristan’i işgal etmiş, Trakya sınırına gelmişti. Top sesleri köyden duyuluyordu. Kırklareli’nde halkın varlıklı olanları İstanbul’a kalkmışlardı. Tavuğun tanesi 25 kuruştu. İste bu ortamda ve bu şartlar altında Kırklareli halkı İnönü’yü kurtarıcı olarak görmüş, büstünü dikmişti. Ancak savaş bitmiş, çok partili hayata geçilmiş, 1950 yılında Demokrat Parti iktidar olmuş, İnönü muhalefet lideri olarak halkın arasına karışmış, yani zaman değişmiş, şartlar değişmiş, İnönü iktidardan düşmüş, büstü de Kırklareli’nde yerinden olmuştur. Hiç kimse de bu büstün ne olduğunu, nereye gittiğini sormamış yada soramamıştır. 1950’den sonra yetişen kuşaklar da bu olayı bilmedikleri için büstü arama pesine düşmemişlerdir. Ne zaman ki eski cezaevi, yeni cezaevine taşınmış o zaman eski cezaevinin içine girenler üzeri kapatılmış duvar hücresinde İnönü’nün büstünü bulmuşlardır.”

Bunları okuduktan sonra konuyu araştırmaya devam ettim ve 4 Nisan 2004 tarihli Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan bir haber buldum. Bu habere göre Kent merkezindeki eski cezaevi restore edilmek üzere boşaltılırken işçiler yıkılmış duvarın arkasında bir büste rastlamışlardı. Bronz’dan yapılmış yaklaşık 60 cm yüksekliğindeki bu büstün İsmet İnöyü’ye ait olduğu belirlenmişti. Anadolu Ajansı muhabirinden alınan bilgiye göre, Milliyet Gazetesinde “İsmet İnönü büstü cezaevi duvarından çıktı” manşeti ile duyrulan haberde zamanın Kırklareli Valisi Ali Serindağ muhabire yaptığı açıklamada bulunan büstün 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu kapsamına girmediğini ve tarihi eser niteliği taşımadığını söylüyordu. Yine Vali’nin ifadesine göre büst herhangi bir müzeye konulmamış ve valilikçe muhafaza altına alınmıştı.

Demek oluyor ki İnönü’nün kayıp büstü Hükümet Konağı’nda bulunan arşiv odalarından birinde duruyordu. Emin olmak için İl Genel Meclisi Başkanı Sayın Aydın Karakoç vasıtasıyla Vali Ali Serindağ’ya ulaştık. Vali olayı doğruladı ancak büstün nerede saklandığını hatırlamadığını söyledi ve bize Hükümet Konağında hala çalışmakta olan bir memurun adını verdi. Görüşülen memur olayı hatırlamıyordu. Bu arada ben diğer tanıdık araştırmacı dostlarımı da devreye sokarak araştırmaya devam ettim. Ali Arslan, Barış Toptan, Mustafa Gültekin dostlarım bana ellerindeki belgeleri paylaşarak ya da tanıkları kişilerle görüşerek yardımcı olmaya çalıştılar. Ancak gelinen noktada herkes büstün başına gelenleri net olarak hatırladığını söylese de şu anda nerede bulunduğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değildi. Bu konuda benim işime en çok yarayacak araştırmacı Barış Toptan elde etti. Cezaevinde çalışan eski gardiyanlardan tanıdığı olan biri üzerinden ulaştığı kişi kendisine büstün Adliye Arşiv odalarından birinde olduğunu söyledi. İş bu odalara girip arama yapılmasına kalmıştı.
Bundan sonra ne olacaktı, nasıl bir yol izlenecekti? Aklıma gelen muhtelif çözümler vardı ama önce yine Aydın Karakoç’tan yardım istedim. Onun sayesinde Adliye Arşivlerinde bulunduğu söylenen büst için araştırmamız devam etti. Ancak aldığımız bilgi yine bizi sonuca ulaştırmaya yetmeyecekti: Adliye yeni yerine taşınırken büst kaybolmuştu…
Eski cezavinin boşaltılması sırasında nerede olduğu yıllar sonra öğrenilen İsmet İnönü büstü kimsenin ilgisini pek çekmemişti. Bu konuyu yazılarında bir kaç kere ele alan araştırmacı Nazif Karaçam’ın uyarıları da fayda etmemişti. Kırklareli tarihini merak edip öğrenirken karşımıza çıkan bir garip olay daha! Umarım birilerinin dikkatini çeker, büst bir gün bulunur.