Kırklareli Hatırlamalısın (9) Kırklareli Halkevi; Kuruluşu ve Kapanış Nedenleri (3)

92
Akın Güre

Gazi Mustafa Kemal 19 Aralık 1930 akşamı soğuk bir kış günü Sirkeci’den ayrılarak planlandığından daha kısa sürecek Trakya gezisine çıkar. Gece yol boyunca geçtiği kasaba ve köylerde yağmur altında bekleyen halk Gazi paşalarını görme heyecanı ile yollara dökülmüşlerdir. Gazinin geçtiği her yerde coşkulu bir kalabalık vardır. Tren sabaha karşı Alpullu’ya ulaşır. İlginçtir, tren önceden geçtiği yer olan Lüleburgaz istasyonunda durmamıştır. Gazi Mustafa Kemal Fabrikayı gezdikten sonra öğle saatlerinde Kırklareli ‘ye gitmek üzere yola koyulur ve saat 15 civarında şehrimize gelir. Büyük bir kalabalık istasyonu doldurmuştur. Kalabalık yine ötekiler gibi oldukça coşkuludur. Gazi önce Valiliği, askeri Komutanlığı ve Belediye’yi ziyaret eder, daha sonra CHP İl binasına gelir. Burada konumuzla ilgili hususa yoğunlaşmak üzere bu ziyaretin detaylarına girmiyorum. Demek istediğim şu ki Gazi Trakya gezisini Kırklareli Vilayeti ile başlatırken aklından geçen soruların cevabını merak etmektedir. Geziye çıkmasında en önemli neden, geziden çok kısa süre önce kurucu Fethi Beyin “Çok iyi niyetlerle ve Cumhuriyetimizin gelişmesine katkı sunması amacıyla kurduğumuz partimizin yönetimi bizim irademizin dışına taşırılmıştır. SCF’nın Cumhuriyetimize yararı değil, zararı dokunacağına inandığımdan, partiyi feshetmek mecburiyetindeyim” diyerek kapattığı Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın göstermiş olduğu başarının nedenlerini öğrenmek istemesidir.

Kırklareli Halkevi önünde oturanlar. Sağ baştan ikincisi Şevki Güre.

CHP İl yöneticileriyle yaptığı toplantıda bunu tartışmadan önce belli ki önüne önceden gelen raporları okumuştur. Sorduğu sorulardan hoşnut kalmadığı aşikardır. O gün, köylerden ve kasabalarda gelen parti temsilcileriyle hararetli tartışmalar yapılır. Gazi üzülmekte haklıdır; CHP’lilerin yeteri kadar çalışmadığını öğrendiği belediye seçimlerinde Lüleburgaz, Vize, Pınarhisar, Üsküp gibi yerlerde kaybedilmesi canını sıkmıştır. Beraberindeki heyette bulunan Dahiliye Vekili Şükrü Kaya aynı gün Başbakan İsmet (İnönü) Beye çektiği telgrafta, Gazi’nin yaptığı temaslar bildirilir. Serbest Fırkanın nasıl kurulduğunu, seçimlerde nasıl çalıştıklarını anlatırken başvurdukları yöntemleri Gazi şiddetle tenkit eder. Bu konuda belli ki CHP’ye de mesaj vermektedir. Şükrü Kaya, telgrafında, Gazi’nin Halk Fırkasının sorumluluklarını hatırlattığını ve cumhuriyetin kollanması, laikliğin korunması için partinin tuttuğu yolda durmaksızın yürüyeceğini söylediğini yazar.

Tarihçi-Araştırmacı Ali Arslan arşivinden alınan, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’nın Başbakan İsmet beye çektiği telgraf.

Gazi Mustafa Kemal Kırklareli’ne gelmeden önce İstanbul’da Türk Ocakları’na bir ziyaret yapar. Buraya geldiğinin ikinci günü gittiği yer yine Türk Ocakları binası olacaktır. Belli ki kendisi gelinen noktada bu kuruluşun da tutunduğu tavırlardan hoşnut değildir. Türk Ocakları uygulamaya sokulan devrim niteliğindeki yeniliklerin sahiplenilmesi, kök salması yönünde önemli destekler sağlamış sayılsa da Gazi Mustafa Kemal’in kafasında bundan sonra gidilecek yolda güven verecek başka bir teşkilatlanmanın esaslarını oluşturma arzusu vardır. Nitekim daha 1927 yılında Türk Ocaklarının programlarında yapılan düzenlemeler ile milliyetçilik anlayışlarındaki aşırılıklar giderilmeye çalışılmış, teşkilat giderek CHP’nin bir gençlik kolu gibi çalışmaya başlamıştır.

Ancak Başkan Hamdullah Suphi’nin konuşmaları rahatsızlığı arttıracak boyutlardadır. Kendisi o yıllarda Avrupa’da yükselen faşizmin tesiri altındadır. Yapığı konuşmalarda İtalyan faşist partisinin milliyetperver tarzını örnek almaktadır. Bu da yetmez, Ocakların bazı bölgelerde Serbest Cumhuriyet Fırkası’yla işbirliği yapması kafaları karıştırır, kuşkuları çoğaltır. Hatta Kırklareli’nde Boşnak ve Pomak kesimlere karşı gösterilen şovenist duruşlar ülke siyaseti ile bağdaşmadığı gibi o sıralar aramızın iyi olduğu Sovyetler Birliği ile ilişkiler açısından da rahatsızlık vericidir.

Bütün bunlara bakınca devletin, halkçılık ve milliyetçilik ülkülerinin birlikte ele alındığı ve tek merkezden yönetildiği yeni bir teşkilatlanmaya gidilmesi kaçınılmazdır.
Gazi Mustafa Kemal’in önderlik edeceği adımlar bu hazırlıkların yoğunlaştırılması yönünde olacaktır bundan sonra. Halkevlerinin kuruluş kararı böyle bir sürecin başlamasının eseridir. (Devam edecek)