Kırklareli Muhtarları Karadeniz Gezisi -3

111

Trabzon- Rize yolu üzerinde gezilmesi gerekli olan iki doğa harikası yer ANZER YAYLASI ( Rize ili İkizdere ilçesine bağlı) ve UZUNGÖL ( Trabzon ili Çaykara ilçesine bağlı).

Gerçi doğa tüm Karadeniz bölgesine inanılmaz güzellikler bahşetmiş ama bu iki bölgeye biraz torpil geçmiş gibi.

Anzer Yaylası muhteşem florası ve çiçek zenginliği ile arıların dikkatini çekmiş ve bölge bal üretim merkezi gibi olmuş. Anzer balı dünyaca ünlü bir marka olmuş. Balın kg fiyatı 300 tl civarında satılıyor. Bal olurda AYI olmaz mı?. Elbette BOZ AYI’ lar da Anzer Yaylasının yamaçlarına yerleşmiş. Böyle değerli bir bal ile beslenen ayılar buralarda çok şanslı. İnsanların kg fiyatına 300.tl ödedikleri balı BOZ AYI’ lar bedavaya götürüyor.

Anzer yaylası turistik önem kazanınca etrafa turistik mekanlar yapılıvermiş. O güzelim doğa cennetine katliam başlamış. Turistik Hoteller, alış veriş yerleri derken etraf bina ile dolmaya başlamış. Anzer Yaylasına 3 yıl önce gelenler hayretler içinde kalıyorlar bu yapılaşmaya.

Dağların yamaçlarında panoramik fotoğraflar veren o güzelim selender evleri, yeni yapılaşma ile arka planda kalarak sanki utancından dağlara saklanmaya başlamışlar.

UZUNGÖL – ÇAYKARA – TRABZON

Karadeniz Bölgesinin bir başka doğa harikası Uzungöl’ e gitmek için OF-Çaykara yolu üzerinden bir hayli virajlı ve dik bir güzergah izlemek zorunda kalıyoruz. Ancak Uzungöl’ e vardığımızda gördüğümüz manzara karşısında “iyi ki gelmişiz “ diyebiliyoruz.

Uzungöl’ e biraz daha fazla zaman ayırdığımız için gezme şansımız çok oldu. Boydan boya Uzungöl yürüyüşü gerçekten harika idi. Göl boyunca karşımıza çıkan manzara insanın doğaya karşı hayret ve saygı hislerini doruğa çıkarıyor.

Uzun yürüyüş yorgunluğumuzu güzel bir balık ziyafeti İle bir miktar gideriyoruz. Yemekten sonra yine herkes yürüyüş ve fotoğraf çekme yarışında. Öyle muhteşem bir manzara var ki, insan hayranlığını gizleyemiyor. Öğle yemeğini yediğimiz Kardeşler Lokantasının önündeki iki heykel Karadeniz insanını ve yaşamı sembolize ediyor. Girişte sol tarafta erkek heykeli yöresel kıyafet ve elinde KEMENÇE, sağ tarafta kadın heykeli yöresel kıyafet ve SIRTINDA ÇAY SEPETİ. Fazla söze gerek var mı?…

Rize’nin YEŞİL ALTIN’ı ÇAY

Kapadokya Bölgesini gezenler bilir, orada meşhur bir söz vardır

” kör de bilir Avanos’un yolunu, çanak çömlek kırığından bellidir.”

Bu söz bize Avanos’ ta çanak, çömlek işçiliğinin ne kadar fazla ve önemli olduğunu anlatır. Kapadokya bölgesinde özellikle Avanos’ ta toprak işleme ustalığı öylesine gelişip bir sanat halini almıştır ki, oralarda yol sormanıza gerek kalmadan çanak-çömlek kırıklarında Avanos’ un yolunu bulabilirsiniz. Peki Karadeniz bölgemizde Rize yolunu nasıl bulabiliriz diye soracak olursak eğer, yamaçlardaki ÇAY BAHÇELERİ’ ne bakmamız yeterli olur herhalde. Yolun sol tarafı mas mavi Karadeniz ile nasıl kaplı ise dağların yamaçları da çay bahçeleri ile kaplıdır. Karadeniz insanının çay ile tanışması ve birbirlerini sevip kabul etmeleri kolay olmamıştır. Ancak artık birbirlerine öylesine sevdalanmışlar ki hiçbir güç onları ayıramaz. Rizeli yeşil’ i sever, çayı ve çay bahçelerini sevdiği için, maviyi sever Karadeniz’ i sevdiği için. Yeşil ve mavi Rizelinin sevdasıdır.

Rizeliler hakkında yanlış bir kanı vardır, “ çay bahçelerinde kadınlar çalışır, erkekler kahvede oyun oynar”. Rize insanı kadını ile erkeği ile aslında çalışkandır. Ancak hayat şartları, geçim zorlukları insanları gelecek aramaya sevk etmiştir. Rize’ de toprak yoktur, dağlar sert yamaçlıdır. Bu dik yamaçlarda teraslama yapmak suretiyle elde edilen küçük toprak parçaları bir aileyi doyurmaya yetmez. Herkes çalışmak zorundadır. Kadınlar çay bahçelerinde çalışırken, erkelerde ya Karadeniz’ e balığa çıkar, yada İstanbul’ a gurbete gider. Mesleğine ve becerisine göre bir iş bulup çalışır. Rizeli inşaat ustalarının becerileri Türkiye’ de oldukça ünlüdür.

Bugün Rize ekonomisine yön ve can veren, 200 binden fazla aileye, bir milyondan fazla kişiye iş ve aş veren çay’ ın Rize’ deki kısa geçmişine bir göz atalım, bakın karşımıza neler ve kimler çıkacak.

Çayın Tarihçesi

Çay, dünyada sudan sonra, en fazla içilen ve içme alışkanlığı gittikçe artan bir bitki olarak 5000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Yaygın bir efsaneye göre, büyük Çin İmparatoru Shen Nung’ın hizmetlilerinden biri bahçede su kaynatırken bir yaprak kaynayan suyun içine düşer. Yaydığı koku imparatoru etkiler. Kokusunu beğenen imparator, tadını da denemek ister ve çay o gün bugündür insanoğlunun vazgeçilmez dostu haline gelir.

Çay konusunda ilk geniş çaplı araştırma M.S. 733-804 yılları arasında yaşayan Lu Yu’ya aittir. “Çay Kitabı” adlı eserinde, çay hakkında; üretiminden tüketimine, sistemli ve kapsamlı bilgi vermektedir

Türkiye’nin çayla tanışması 1787 tarihinde, Japonya’dan getirilen çay tohumlarının ekilmesiyle başlar. Bursa civarında gerçekleşen ilk ekim çalışmaları iklim şartlarının olumsuzluğu nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanır. Ancak 1917 yılında, zamanın Halkalı Ziraat Mektebi Alisi müdür vekili ve botanikçi olan Ali Rıza Erten yapmış olduğu teknik çalışmalar sonucunda 16.02.1924 tarihinde Rize’de çay yetiştirilmesi için meclisten onay alır ve günümüz çay üretiminin temelleri bu şekilde atılmış olur. 1947’ de kurulan ilk fabrika ile üretim hızlandı. Geç bir buluşma olmasına karşın, Türk insanı, çok sevdi çayı ve günün her saatine, her mekanına taşıdı bu sıcacık içeceği

Türkiye’de çay hakkında ilk yazılan kitaplar olan, “Çaycı” lakabı ile anılan ve Hicaz Vali Vekilliği, Harem-i Şerif Müdürlüğü ve Basra Valiliği gibi görevlerde de bulunan Hacı Mehmet Arif’in 1877 yılında yayınlanan “Çay Risalesi” adlı kitabı ile 1910 yılında Mehmet İzzet tarafından yazılan “Çay Hakkında Malumat” adlı iki kitap, çayın yaygınlaşmaya başladığı günlerin de göstergesi. Anadolu’da çay içme alışkanlığı başlangıcının 17. yüzyıla kadar gittiği bilinmektedir.

Ve çay Türkiye’deki yurdunu bulmuş oldu

ÇAY’ IN BABASI ; Zihni Derin

Atatürk’ün “ VATAN TOPRAKLARI KUTSALDIR, KADERİNE TERK EDİLEMEZ” sözü buralarda gerçek olmuş. Bir karış vatan toprağının dahi kendi kaderine bırakılmadan işlenerek ve üzerinde çalışılarak insanlara ekmek ve gelecek olması için Atatürk tarafından görevlendirilen Zihni Derin Türkiye’de çay tarımının başlamasına ve yayılmasına önderlik etmiştir; “çayın babası” olarak bilinir

ZİHNİ DERİN KİMDİR?

Türkiye’de çay tarımının başlamasına, gelişmesine ve yerleşmesine önderlik eden zirâat mühendisi. 1880 senesinde Muğla’da doğdu. İlk ve Orta öğreniminden sonra İstanbul Halkalı Yüksek Zirâat Okulunu bitirdi. Bir müddet Orman mühendisliği ve öğretmenlik yaptı. 1920 senesinde İktisat Vekâleti, Zirâat Umûm Müdürlüğü vazifesine tâyin edildi. Vazîfesiyle ilgili bir gezi sırasında Doğu Karadeniz bölgesinin çay ve turunçgiller üretimine elverişli olduğunu görerek bu bölgede çay tarımının başlatılması için gayret sarf etti. Bunun üzerine 1924 senesinde Rize yöresinde çay, fındık ve turunçgiller üretimiyle ilgili özel bir kânun çıkarıldı ve Çay Araştırma Enstitüsü kuruldu. Enstitünün kurucusu olan Zihni Derin aynı iklim özelliklerine sâhip olan Batum’dan getirttiği çay fidanlarıyla Enstitünün bahçesinde ilk çay fidanlığını kurdu. Fidanların bir kısmını da deneme üretimi için halka dağıttı. Fakat toprağı az olan yöre halkı, geleceği belli olmayan bu ürüne fazla rağbet etmedi. Devletin de gerekli desteği sağlamaması üzerine Zihni Derin’in çalışmaları neticesiz kaldı. Zihni Derin bu vazifeden ayrılarak çeşitli liselerde ve Ankara Gâzi Eğitim Enstitüsünde öğretmenlik yaptı. 1936 senesinde Edirne’de İkinci Umûm Müfettişlik kuruluşunda tarım danışmanlığına 1938 senesinde Zirâat Vekâleti Çay Organizatörlüğüne getirildi. Bu vazifesi sırasında Batum’dan getirttiği iki ton çay tohumu ile enstitüye bağlı üç fidanlıkta çay fidanı üretimini sürdürdü. 1940 senesinde çıkarılan bir kânunla çay üreticilerine bâzı maddî kolaylıklar getirildi ve üretilen çayların devlet tarafından satın alınacağı garanti edildi. Bu özendirici tedbir ve teşvikler üzerine yöre halkı çay üretimine yöneldi.

Kaynak: http://www.dersimiz.com/bilgibankasi/ZIHNI-DERIN-KIMDIR-HAKKINDA-BILGI-1122.html#.VSLWadysUSs

SİYASİLERİN ÇAY POLEMİĞİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu son Rize gezisinde Çay’ ın ilk defa 1947 yılında İsmet İnönü tarafından yaptırılan fabrika ile gündeme geldiği yönünde bir konuşma yapınca, yörede tatsız tepkiler ile karşılaşır. Olay basına yansıyınca çay ve Rize tekrar gündeme gelir. Sayın Kılıçdaroğlu’ nun danışmanları böyle hassas bir konu için genel başkanlarına önceden hazırlanıp bilgi vermeli idi. Böyle eksik ve yanlış bilgiler ile hem genel başkanlarını hem de CHP yi zor duruma düşürdüler.

Çay hakkında bu kadar bilgi aldıktan sonra Rize’ ye gidip çay içmeden, ÇAY-KUR’ dan paket paket çaylar almadan olur mu ?, olmaz elbette. Rize’ de çayımızı Dedeman Hotel’ de içiyoruz ve dinlenmeye çekiliyoruz. Yarın yolculuğumuz Batum’ a kadar devam edecek.