Kırklareli’nin uçağı kime ne ifade ediyor?

182

Kırklareli’nin uçağı kime ne ifade ediyor?

İstikbal Göklerdedir.

Yeni kuşak Cumhuriyet çocukları Mustafa Kemal Atatürk’ ü çeşitli konularda söylediği sözlerle tanırız. Atatürk, ağır savaşlardan çıkmış bir ülkeyi yeniden hayata döndürebilmek için önemli reformlar yapmış ve Türkiye Cumhuriyeti’ ni modern, ümitleri ve hedefleri olan çağdaş bir ülke haline getirebilmek için büyük gayret sarf etmiştir. Söylediği sözler rehberimiz olmuş, örnek alınmış eğitim kurumlarının ve resmi devlet dairelerinin duvarlarına asılmıştır.

Bugün, 1936 yılında Eskişehir Tayyare Alayında yaptığı ve “ İSTİBAL GÖKLERDEDİR “ sözleriyle özetlenen konuşmasını gündeme getirip Kırklareli Cumhuriyet Meydanında Hava Korgeneral Şevket Dingiloğlu tarafından Kırklareli halkına hediye edilen uçağı tekrar yazmak istiyorum. Çünkü o uçak bazı zavallılara “bir hurda yığını”, bazı zavallılara ise “ meydanın görüntüsünü bozan demir parçası” nı anımsatıyordu. Kırklareli Belediye Başkanlığı da bu zavallıların gazına gelip uçağı oradan kaldırmayı planlıyordu yakın zamana kadar.

Atatürk’ ü 10 Kasım’ lar da sahte ve içi boş sözlerle anıp veya andığını zannedip, 20 Aralık’ lar da Atatürk’ ün Kırklareli’ ne gelişini içi boş sözlerle yapılan törenlerle anmayı Atatürk’ çülük olarak gören bu zavallılar anlaşılan o ki Atatürk’ ü hiç anlamamışlar ve anlamamaya devam ediyorlar.

Atatürk hiçbir sözünü boşuna ve zamansız söylememiştir. Söylediği her sözün arkasında inanılmaz bir tarih ve kültür çalışması vardır. 1936 Yılında Eskişehir Tayyare Alayı’ nda söylediği ; ” Bir gün insanoğlu tayyaresiz de göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de Ay’ dan bize haber yollayacaktır. Bu mucizenin gerçekleşmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji daha şimdiden bunu müjdeliyor. Bize düşen görev ise, Batıdan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir.”

Atatürk bu sözleri söylerken arkasında incelediği insanlığın uzay ile serüveni vardı, ta Sümerlerden, Babilden ve Mısırlılardan gelen.  9 ve 10 yy lar da İslam Dünyasında yaşanan bilimsel çalışmaları ve 1580 yılında TAKUYİDDİN EFENDİ’ nin İstanbul’ da uzayı araştırmak için kurduğu GÖZLEMEVİ’ nin , Şeyhülislam Şemseddin Efendi’ nin fermanıyla Kılıç Ali Paşa tarafından Tophane’ de top atışı ile yıkıldığı olayı da biliyordu. Çünkü Şeyhülislam Şemseddin Efendi “ Meleklerin izlenmesi günahtır “ diye fetva vermişti. O fetvaların üzerinden 500 yıl geçti. Elin gavuru uzaya çıkıp ne meleklerin özel hayatını bıraktı, ne de uğursuzluk getirdiğine inanılan izlemeleri. Uzay,  artık hayatımızın bir parçası. Bakın bizi nasıl ilgilendiriyor.

  • Elimizden düşmeyen o cep telefonları hayatımızın iletişim için olmazsa olmazı. İmamların bile ellerinde cep telefonu var. Bu iletişimi sağlayan uydular, İstanbul trafiğinden daha yoğun bir uzay trafiği ile Dünya’ nın etrafında fır fır dönüyorlar. Belki de her gün birkaç melek yollarda kaza geçiriyor. Ne dersiniz olamaz mı ? Fakat bizim hocalarda ses yok. Onlar hala kadının başının örtüsü, saçının görünen ve görünmeyen telleri ile meşgul.
  • TV kanallarında izlediğimiz ve vazgeçemediğimiz o pembe diziler var ya, yayınlar nereden geliyor, uzaydan tabii.
  • Bunlar ticari amaçlı birkaç örnek . Askeri amaçlı uydulara ne dersiniz. Uzaydan atılan füzeler onlarca masum insanı öldürüyor. Acaba Şeyhülislam Şemseddin efendi oralarda ise, o ölüm füzelerine dur diyemiyor mu?

Yaşamımıza renk ve kalite katan örnekleri çoğaltmak mümkün. Atatürk’ ün 1936 yılında. Takiyuddin Efendi’ nin 1580 yılında, Babil ve Sümerlilerin 4000 yıl önce belirtiği uzayın önemi neyle simgelenir ? Meydanlara dikilen böyle sembol olmuş bir uçak ile. O uçağa baktıkça Atatürk’ ün “İSTİKBAL  GÖKLERDEDİR” sözünü değil de,  bir hurda yığınını gördüğünü zanneden zavallıların 1580 yılındaki Şeyhülislam Şemseddin Efendiden ne farkları var.

Atatürk’ ün bu sözüne en büyük önemi ve değeri veren Kırklareli Kurtuluş Savaşında olduğu gibi, daha sonrasında da Atatürk’ ü dikkatle izlemiştir. Kurtuluş Savaşı kahramanlarından ve Trakya’ da verilen mücadelede büyük işler yapan Şevket Dingioğlu’ nun torunu Şevket Dingiloğlu Hava Kuvvetlerimizin önemli bir savaş pilotu ve havacısıdır. Emekli olduktan sonra da Hava Harp Okulunda onlarca değerli havacı yetiştirmiştir. Bu değerli havacıların dört tanesi de Kırklarelilidir. Bu değerli havacımızın Kırklareli halkına hediye ettiği bu anlamlı uçak, ilginç ve değerli incelemelere konu olacak iken, bir hurda yığınına benzetilerek kaldırılmak istenmesi önce Kırklareli halkına, sonra da Atatürk’ e yapılacak en büyük saygısızlıktır.

Bütün bu gelişmelerin olabileceğini tahmin eden değerli bir havacımız Kırklareli esnafından BURHAN İNCE ve Cumhuriyetin ilk kuşak öğretmenlerinden MELAHAT İNCE’ nin oğulları Prof.Dr.FUAT İNCE uzayın tarihsel gelişimini ve bugün uzayda yaşanan ticari ve askeri gelişmeleri ve bunların hayatımıza etkilerini belgelerle inceleyip, uzaya ilgi duyan veya duymayan herkesin anlayabileceği bir dilde kaleme aldığı “ UZAY-BİR İNSANLIK SERÜVENİ” isimli kitap dikkatle ve ibretle okunmalı ve yöneticilerimiz ve halkımız bundan bir ders çıkarmalıdır. Bütün bu bilgilerden sonra o uçağı yine bir hurda demir yığını olarak gören kişiler varsa ve onların bu zavallı görüşlerine dayanarak, o uçağı oradan kaldırmak isteyen Belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri varsa, sözün bittiği yerdeyiz demektir. Onları o uçağa koyup, uzaya Şeyhülislam  Şemseddin Efendi’ nin yanına yolcu olmalarını temenni etmekten başka elimizden bir şey gelmez.

Mustafa Karaca – SARANTALI KÖYLÜM