Köy Enstitüleri Kapatılmasaydı…

Her yıl 17 Nisan’ı buruk bir anı ile anarız. Yeni kurulan Cumhuriyet’in aydınlanma ocakları olan Köy Enstitüleri mesnetsiz saldırılara direnemedi ve kısa süre içinde kapandı.

Ancak bu kısa süre bile 21000  Köy çocuğunun yetişmesine yeterli oldu. İçlerinden bir çok ünlü edebiyatçı yetişti. Eğer kapanmasalardı bakın neler olurdu.

  1. Bugün Trakya’ da bir doğal afet kadar tehlikeli lağım çukuruna dönen ERGENE NEHRİ böylesine acımasızca kirletilemezdi. Enstitüden yetişen öğretmenler, öğrencilerine önce toprak ve doğa sevgisi öğretecekti. Doğa’ ya saygılı toprağı seven gençler ileride işadamı bile olsalar böylesine acımasız çevre felaketine yol açacak işler yapmazdı.
  2. Köy Enstitülerinde yetişen gençler kişilik eğitiminden geçecekleri için, demokrasimizde bugünkü durumundan daha farklı olurdu. Köy gençleri siyasetin içine atılsalar bile, bugün kü gibi, Genel Başkan’ ın atamasına rıza göstermeyip, kendi güçleri ile partililerin veya delegelerin içinden çıkmayı tercih ederlerdi. Böylece halkın istek ve arzularını daha açık bir dille anlatır, halkın sorunlarına daha somut çözümler bulurlardı.
  3. Köy Enstitüleri kapanmasaydı Türkiye’ de GÜCÜNÜ ÜRETİMDEN ALAN bir köy gençliği yetişirdi. Toprağı işlemeyi ve sevmeyi bilen, kendi işini ve kendi üretimini değerlendirebilecek bir köylü olurdu karşımızda. Böyle bir köylü toplumunu karşısında gören politikacılar ise daha dikkatli ve saygılı politikalar üretmek zorunda kalırdı.

 

Bu olasılıklar saymakla bitmez, ancak ilk üç olasılık bile ne kadar önemli görünüyor. Türkiye’ de her şeyin kirlendiği bir zaman diliminde. Köy Enstitüleri bugün olsaydı  pırıl pırıl akan, etrafa bereket dağıtan ERGENE NEHRİ bile Trakya’ ya yeterdi. Köy Entstitüleri bir gün mutlaka bir başka şekilde açılacaktır. Enstitülerin Babası sayılan İSMAİL HAKKI TONGUÇ bu müjdeyi yıllar önce bakın nasıl vermiş ;

“İnsanoğlunun kazanacağı en büyük zafer, korkuyu yenmesiyle elde edilecek zafer’dir.

Köy Entstitüleri denemesinin kazandırdığı değerlerden yararlanarak ulusumuzun karakterine uygun eğitim kurumları yaratılabilir. Bunlara yakışacak adı bulmakta zorluk çekilmez. Önemli olan isim değil özdür. Öz, adını da sanını da kendisi getirir. Bu ulus gelecekte kendi çocuklarına, kendi gerçeklerine özgü Köy Enstitüleri benzeri kurumları mutlaka kuracaktır. Bu kurumların adı Köy Enstitüsü olmasa da varoluş nedeni kişilik eğitimi olacaktır. Kişilik eğitiminin temel direği demokratik eğitimdir.

İSMAİL HAKKI TONGUÇ