Köylüm Uyan Toprağına Sahip Çık

118

“TRAKYA ÇOCUĞU” OLMAK SORUMLULUK İSTER

İktidar, güç ve para insanın hayata karşı duruşunu test eder. Bu tarih boyunca böyle olmuştur.

Şu anki iktidar döneminde de bu test ediş her yeni günde yaşanmaktadır. Nedir bu test ediş ve nasıl olmaktadır? İktidar, gücü elinde bulundurması dolayısıyla ve güç ile para karşılıklı etkileşim halinde olduğundan kimi zayıf karakterli insanları kolaylıkla yanına çekmekte, kendi amaçları için kullanmakta ve işine yaramadığı zaman da onlardan kurtulmaktadır. Böyle bir süreçte kimileri gazete köşelerinde, kimileri danışmanlık ya da başka görevlerde iktidara yakın görünmenin derdine düşmektedir. “Trakya çocuğu” olduğunu iddia eden kişiler de son zamanlarda benzer ilişkilerin esiri olmuş görünmekte. Bu süreçte bazı doğruları ve yanlışları açıklamakta fayda olabilir.

Öncelikle, ülkemizde bölgeler arasında gelişmişlik farkı olduğu doğrudur. İşbaşındaki iktidarın bu farkı ortadan kaldırmak üzere ayrım gözetmeksizin hizmet ettiği ise yanlıştır. Mesele hiçbir zaman hizmet etmek olmadı. Gelişme vaadiyle işbaşına gelenler maalesef büyümeyi hedef bölgeye kaydırıp rantın bölüşümünü amaçlamaktadır. Ülkemizin neredeyse hiç hizmet alamayan “sahipsiz” bölgeleri geçmişte benzerlerine teslim oldukları gibi bugün de Adalet ve Kalkınma Partisi’ne teslim olmuş görünmektedir. Ancak gerçekte bir hizmet alımı söz konusu olmadığı gibi sadece orantısız güç kullanarak, yıkarak, yakarak ve keserek büyümek söz konusudur ve halkımız da bunun farkına varmaya başlamıştır. En azından gündemi güvenilir kaynaklardan takip edenler için bu farkına varış ileri safhadadır.

Bölgemizde ise süreç biraz daha farklı ilerlemektedir. Trakya tarım topraklarıyla uyumsuz, çoğu yasalara aykırı 2650 fabrikanın bölgeye gelişini planlayanlarla bugün nükleer santral, termik santral, kömür ocakları, boru hatları vb. planlamaları ortaya atmaya çalışanlar aynı zihniyetin ürünüdür. Geçmişte Ege ve Akdeniz sahillerini peşkeş çekenler şimdi de Saroz Körfezi’ni hedef almaktadır. Bunlar, İstanbul’da kaçak 3. Köprü’yü inşa etmeye çalışanların iş ortaklarıdır ve meseleye sadece kişisel menfaatleri çerçevesinde yaklaşmaktadır. Ancak şunu bilmek gerekir ki bu planlar Trakya’ya çözüm olsaydı; bu kadar fabrika varken istihdam sorunu olmazdı. Burada sorun bölgeyi kişisel menfaatler çerçevesinde dönüştürme çabasıdır ve en büyük suç ucuz çıkarlar peşinde bu çevrelerle işbirliğine girenlerdedir.

Trakya ne kadar göç almış olursa olsun birilerinin düşündüğü gibi sahipsiz değildir; çünkü bu topraklara gelenler buraların ruhunu benimser. Bu açıdan bir kültürel bütünlük söz konusudur. Bu nedenle ne Adalet ve Kalkınma Partisi’nin “hizmet veriyoruz” görüntüsü ne de doğup büyüdüğü, yaşadığı toprakları peşkeş çekmeye çalışanların “Trakya çocuğu” söylemi buralarda tutar. Buralarda tutacak yegane iki şey vardır: eğitim ve istihdam. Bu açıdan toprağın verimliliği gerçeğine bağlı olarak doğru temellendirilmiş projelerle, yeni eğitim kurumları ve istihdam kaynakları yaratılması çok önemlidir. Eski adıyla Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) eski Genel Müdürü Fevzi İşbilir’in dahi ifade ettiği gibi “Trakya’da yerin üstü altından daha değerlidir.” Dolayısıyla, Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı ile uyumlu olarak 1. Sınıf Tarım Toprakları temeline oturan, çiftçiyi görmezden gelmeyen sanayi modellerine yönelmek hem bugünümüzü hem de geleceğimizi kurtaracaktır.

TOPRAĞINA SAHİP ÇIK!

Hakan Dedeoğlu – TEMA Vakfı Lüleburgaz Gön.