KOYUNBABA MAĞARASI-YARASALAR

Istrancalardaki yarasaların çığlığına yine gönüllü mağaracılardan destek

 

Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün web sayfasında 18.10.2017 tarihinde yapılan duyuruda; Patlatmalı kalker ocağı kapasite artışı için ÇED süreci başlamıştır denildi.

 

Kırklareli’de özellikle de Istrancalar bölgesinde çok sayıda faaliyette olan, bir o kadar da yeni açılmak istenen maden ocakları ve kırma eleme tesisleri var.

 

Bunların bazıları orman içerisinde su kaynakları üzerinde, bir kısmı da koruma alanlarının hemen dibinde. Orman ve su varlıkları kirletip yok olurken, buradaki doğal yaşam da bu faaliyetler nedeniyle yok oluyor, telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden oluyor.

 

2012 yılında Dupnisa mağarasına gelen mermer ocağı talebi, yine gönüllü mağaracılık faaliyeti yürüten araştırmacıların hazırladıkları bilimsel raporlar doğrultusunda durdurulmuş, mağara ve onbinlerce yarasa kurtulmuştu.

 

Son gelen dosya ile Koyunbaba mağarası karşısında patlatmalı kalker üretim kapasite artışı talep edildi.

 

Dupnisa için seferber olan gönüllü araştırmacılar bu defa Koyunbaba mağarası için hafta sonu bölgede incelemeler yürüttüler.

 

Yapılan araştırmalarda, Koyunbaba Mağarası’nı 11 farklı yarasa türünün kullandığı tespit edilmişti. (Tablo 1; Paksuz, 2009; Furman & Özgül, 2004). Mağara, yarasalar tarafından hem yaz aylarında yavrulamak, hem de kış aylarında kış uykusu için kullanılmaktadır. Şu ana kadar tespit edilen en yüksek popülasyon büyüklüğü yaklaşık olarak 30,000 bireydir. Mağarada tespit edilen türlerin ikisi, Mehely Nalburunlu Yarasası (R. mehelyi) ve Uzunayaklı Yarasa (M. capaccinii), Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından türleri tehdit altında olarak (Hassas) listelenmiştir (Tablo 1). Ayrıca mağarada tespit edilen türlerin tümü, Türkiye’nin de taraf olduğu Bern Sözleşmesi tarafından koruma altına alınmıştır. Bu sözleşmeye göre bu türlerin yaşadığı mağaralar ve bu mağaraların etrafındaki alanların koruma altına alınması gerekmektedir. Aynı şekilde bu türlerin beslenme ve üreme için kullandıkları alanların da korunması büyük önem arz etmektedir.

 

Koyunbaba Mağarası’nın barındırdığı yarasa türleri ve bu türlerin popülasyon büyüklükleri göz önünde bulundurularak mağara ve çevresinin ivedilikle koruma altına alınması gerekmektedir. Mağarada yaşayan yarasa popülasyonlarının azalması ya da yok olması bölgedeki ekolojik dengeyi olumsuz

 

etkileyecektir. Bu olumsuzluklar tarım zararlılarının artışı gibi insan hayatını da negatif etkileyecek birçok faktörü içermektedir. Bu bağlamda mağara ve çevresinin mümkün en yüksek koruma statüyle koruma altına alınması hem ekolojik denge hem bölge insanı için elzemdir.

 

Koyunbaba Mağarası arkeolojik açıdan da öneme sahiptir. Yapılan araştırmalarda, Koyunbaba mağarasının ilk olarak 1980 yılında belgelendirilen ve Orta Kalkolitik, Demir Çağı ve Ortaçağda iskân edilen bir mağaradır. Ancak gerek mağaranın konumu, gerekse boyut ve biçimsel özellikleri yönünden burada daha eski dönem dolgularının da olabileceği düşündürmektedir. Maalesef, mağara içinde çok sayıda kaçak kazı çukuru vardır.

 

21.10.2017 tarihinde yapılan son gözlemde, mağaranın girişinin sadece 50m yakınında sürdürülmüş olan patlatmalı taş ocağı faaliyeti sonucunda, mağaranın iki girişinden birinin maalesef tamamen yıkılmış, mağaranın giriş yakınındaki kayaların stabilitesinin de bozulmuş olduğu tespit edilmiştir.

 

Bu durum, mağaranın girişlerinin aynı noktadan 1985 yılında (Resim 1) ve bugün (Resim 2) çekilmiş iki fotoğrafı karşılaştırıldığında net olarak görülmektedir. Mağaranın hemen yakınında yapılmış olan bu patlatmalı taş ocağı faaliyeti neticesinde, Koyunbaba mağarasının soldaki girişi yukarıdan inmiş kayalarla kapanmış, sağdaki girişe de zemine yukarıdan bir kaya düşmüş durumdadır (Resim 2). Böylece, mağaranın yüzbinlerde yılda oluşmuş girişinin doğal şekli ve güzelliği zarar görmüş durumdadır. Tahrip olan bu girişler bir proje dahilinde eski haline dönüştürülmelidir.

 

Ayrıca, girişlerin sadece 50 m kadar solundaki bu taş ocağı faaliyetinin yola kadar indirdiği dik kesim nedeni ile, tepenin doğal stabilizesi de bozulmuştur. Bozulmuş olduğu, üçüncü resimde, sol üst kayalardaki sola doğru açılmalardan anlaşılmaktadır (Resim 3). Kayalar, soldaki uçuruma (kesime) doğru açılmaktadır. Eğer boşaltılan bu yer, doldurulup orijinal doğal meyiline geri döndürülmez ise, kayacın zaten sola meyilli tabakalanması ve doğal şartlar nedeni ile zamanla, kayalar sola doğru esneyip yıkılacak, mağaranın girişleri kapanacak, mağaranın bir bölümü de tahrip olacaktır.

 

Yapılacak taş ocağı çalışmaları geri dönüşümü imkansız olan süreçlere yol açacağından ülkemizin kültür varlığı olan Koyunbaba Mağarasının en yüksek koruma statüyle koruma altına alınması, hem barındırdığı ve koruma altına alınması gereken canlılar, hem arkeolojik buluntular hem de tarihi süreçleri takip etme açısından çok önemlidir.

 

Mağara girişi ve etrafında yapılacak her türlü çalışma, mağara ve çevresindeki habitatı değiştireceğinden yarasaları orta ve uzun vadede olumsuz etkileyecektir.

 

Koyunbaba mağarası tür çeşitliği bakımından ülkemizdeki çok az sayıdaki mağaradan biridir. Yavrulama ve yavru yetiştirme dönemleri hassas olduğu ve insan kaynaklı tehditten uzak tutulması gerektiği vurgulanmıştır. Turizme açık tek Mağaramız olan Dupnisa da bu dönemlerde ziyaretçi girişlerine kapatılmaktadır. Ancak bahse konu taşocağı faaliyetinde 3 günde bir patlatma yapılacağı planlanmaktadır. Dupnisa da yarasaların etkilenmemesi için ziyarete kapatılırken, Koyunbaba mağarasının karşısında patlatmalar yapılarak yürütülecek faaliyet sonucu hem mağaranın hem de yarasaların zarar göreceği bilimsel ve resmi rapolar ile ortaya konmuştur.

 

Sonuç olarak incelemelerini tamamlayan mağara araştırma kulüp ve dernekleri, Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü, Galeri Mağara Araştırma Grubu, İstanbul Teknik Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü, ilgili projeyle alakalı ÇED sürecinin durdurulmasını talep ederek ilgili bakanlık ve kurumlara dilekçelerini sundular.

 

Yaptıkları çalışmalar ve gösterdikleri duyarlılıktan dolayı Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi adına teşekkür ediyoruz

GÖKSAL ÇİDEM

03.11.2017