Kırklareli Muhtarları Kıbrıs Gezisi

Kırklareli Valiliği Mahalli İdareler İl Müdürlüğü’ nün organize ettiği 25-29 Mart 2013 tarihleri arasında yapılan Kıbrıs Gezisi Muhtarlarımızın örnek davranışları ile takdir topladı.

Muhtarlarımızın takdir edilecek bir davranışları ise bu gezinin masraflarının kendilerince karşılanması oldu. Ayni Hotel’de misafir kalan bir başka İl’ in Belediye Meclis ve İl Genel Meclis üyelerinin masraflarının belediye bütçelerinden karşılandığını öğrenince Kırklareli muhtarlarının büyüklüğünü bir defa daha takdir ettim.

Bu gezinin bir başka faydalı tarafı ise muhtarlarımız ile boş zamanımızda yapmış olduğumuz sohbetlerde hem muhtarımızı kişisel olarak tanıdık mutlu olduk, hem köylerimiz hakkında bilmediğimiz birçok konuyu detayları ile öğrendik. Kırklareli’nin her köyünde gerçekten efsaneler yatıyor. Bu yaşanmış, henüz yazılmamış efsaneler Kırklareli’nin bilinmeyen birçok yönünü aydınlatacağı gibi, Kırklareli’nin bilinmeyen tarihine de ışık tutacaktır. Muhtarlarımızın yardımları ve bilgi destekleri ile Kırklareli’nde halkın yaşadığı tarihi yeniden yorumlayarak, bilinmeyen yönleri açıklayarak yazma fırsatımız olacak.

Kıbrıs’a gidenlere sıkça sorulur sanıyorum “Gelirken ne getirdin?” Bize soracak olursanız biz Kıbrıs’tan içi anılarla dolu bir boş şarap şişesi getirdik. Bir akşam yemeğinde kaldığımız Merit Hotel’in lokantasında muhtarlarımız ile koyu bir sohbete daldık. Konu bağcılık ve bağcılıkla kalkınmış yöreler ve o yörelerin efsaneleri.Macaristan gezi-mizde öğrenmiş olduğumuz Tokai Bölgesi’nin hikayesi idi. Osmanlı Padişah’ı Kanuni Sultan Süleyman Mohaç Savaşında Macar Ordusunu mağlup edip Budapeşte (o günkü adı Budin) ve civarını alınca köylüler korkudan dağlara çekilir. Ancak Osmanlı Paşasının güvencesi ile köylerine döndüklerinde artık bağ mevsiminin geçtiğini ve üzümlerin küflenmeye başladığını görürler. Birçok köylü üzümlerini toplamaz. Çok emek verdiği için üzümlerini atmaya kıyamayan iki köylü ise yaptığı tatlı şarap-lar ile çok güzel para kazanırlar. 500 yıldır bu efsaneleşmiş hikaye oralarda anlatılır. Hem bağcılık hem turizm bölgeyi zengin eder. Yine bir başka Osmanlı efsanesinde Estergon Kalesi’ ni çok kolay alan Osmanlı, Estergon yakınlarında küçük bir Şatoyu almakta zorlanır. Komutan öncülere kaleyi neden alamadıkları öğrenmek ister. Öncülerin anlattıkları inanılır gibi değildir. Kaleyi savunanlar boğa gibi güçlüdürler ve gerçekten iyi direnirler. Paşa kaledeki askerlerin boğa kanı denilen bir şey içtiklerini öğrenir. Kale veya Şato anlaşma ile alınır. Ancak efsane işte o zaman başlar. Şimdi HOTEL SİLVANVS olarak hizmet veren şato 500 yıldır bu efsane ile ünlenir. Hotel için üretilen “EGRİ BİKAVER” marka şaraplar efsanesi ile birlikte sunulur gelen turistlere. Hikayede Osmanlı’ nın Macaristan’ da gösterdiği adaletli yönetim kadar Macar köylüsünün de yaratıcılığını anlatır.

Hotel SİLVANVS’de yediğimiz öğle yemeğinde böyle bir hikaye ile anlatılan “BOĞA KANI”  şişesini hatıra olarak almak istedik. Masada bulunan 16 kişi hepsi şişenin üzerini imzaladı ve o anki duygularını birkaç kelime ile ifade eden kağıtları kıvırarak şişenin içine atmağa başlayınca garsonların dikkatini çekti Kendilerine, böyle dost ortamlarında paylaştıklarımın hatırası olarak bir şişe aldığımı ve hatıralarla dolu bir şişe koleksiyonumun olduğunu söyledim. Hotel müdürünün dikkatini çekmiş olacak ki, bir müddet sonra garsonlar güzel bir merasim ile bir şişe “BOĞA KANI” getirdiler. Macaristan’da aldığım en güzel hediye olarak teşekkür ettim

İşte bu konular üzerinde devam eden sohbetimiz yan masada yemek yemekte olan bir kişinin dikkatini çekmiş. Yemeğimiz sona erip kalkmamıza yakın MERİT Hotel’in bizim masamıza bakan iki garsonu masaya temiz bardak servisi yapmaya başladı. Biz; “hayırdır içki servisi istemedik” dememize rağmen masamıza bir şişe şarap geliverdi. Yanında küçük bir not vardı “bu güzel geleneğinize MERİT HOTEL olarak bizde katılmaktan mutlu olacağız” Masamız aniden on kişi oluverdi. Bu güzel hediyeden herkes bir yudum alıp imza-ladı ve yazdığı duygularını şişenin içine attı. Şişe kısa sürede lokantada yemek yemekte olanların ilgi ve dikkatini çekti. Son imzayı bize şişeyi gönderen kişiyi de dahil edip tanımak istediğimizi söyleyince yanımıza gelen kişinin az önce yan masamızda yemekte olan Merit Hotel Müdüresi Deniz Hanım olduğunu öğrendik. “Sohbetiniz o kadara güzel ve seviyeli idi ki, sonuna kadar dinlemekten zevk aldım. Tarih, kültür ve efsane bir arada bu kadar güzel sohbet konusu yapılabilir. Bu güzel ve değerli koleksiyon’a Hotelimiz adına katılmaktan onur duydum. Kırklareli’ nin artık Hotelimiz’ de ayrı ve farklı bir yeri olacaktır” diyerek duygularını bizimle paylaştı.

İşte benim Kıbrıs’tan getirdiğim içi anılar ve efsane-lerle dolu küçük bir şişe.