Kırklareli Üniversitesi Kültür Merkezi Salonunda Said Nursi Anma Gecesi

 

Kırklareli 24 saat içinde çok çeşitli etkinliklere sahne oluyor. Kırklareli Üniversitesi Kültür Merkezi Said Nursi taraftarlarını konuk etti. Kalabalık bir seyirci kitlesi tarafından ilgi ile izlenen etkinlikte Said Nursi’ nin hayatı, eserleri ve nur cemaatinin zaman içinde seyri anlatıldı.

 

Said Nursi’ nin talebesi olan konuşmacı efsane ile gerçek tanımlaması güç anekdotlarını anlattı. Kırklareli esnafından bir çok tanınmış ismin katıldığı gece nur cemaatinin geçmişte çektiği sıkıntıları ve bugün gelinen noktayı vurguladı.

Konuşmacılar “geçmişte merdiven altlarında veya aile meclisleri ile kapalı ortamlarda yapmış oldukları toplantılar ile yetinmek zorunda kaldıkları günlerden, bugün Üniversitelerin Kültür Salonlarında geniş kitlelere ulaşmanın onur ve gururunu yaşıyoruz” dediler. Gerçekten nur cemaatinin geçmişteki sıkıntılı günlerinden, bugün Üniversite Salonlarına taşınması Türkiye’ nin ilginç bir yönünü oluşturuyor.

Peki, Türk siyasal yaşamını etkileyen fikirleri ile topluma ayrı bir renk ve görüş kazandırmak isteyen nur hareketi ve bu hareketinin lideri olan Said Nursi kimdir. Eminim ilgilenenlerin dışında toplumda pek az kimse gerçeği bilmez. Hatta Said Nursi’ nin Şeyh Said ile karıştırıldığı zaman ve mekanlar vardır.

Said Nursi 1873 yılı Bitlis doğumludur. Kürt kökenli bir din adamı olmasına rağmen Türk ‘ ler arasında bu kadar yoğun taraftar bulması, örgütlenme çalışmalarının batıda daha yoğun olması ilginçtir.  Said Nursi’ nin Kuran eğitimi sırasında en büyük ideali 1900 lü yıllarda Van’ da bir Üniversite kurmaktır. O yıllarda İlk okul veya Lisenin bile olmadığı Türkiye’ de veya o zamanki adıyla Osmanlı İmparatorluğunda  Üniversite kurma düşüncesi oldukça ileri ve uçuk bir düşünce idi. Doğuda Medresetü-z Zehra adını vermek istediği ve din ve fen bilimlerinin birlikte okutulduğu bir İslam Üniversitesi fikri kulağa hoş görünse de gerçekleşme imkanı çok zor bir düşünce idi. Acaba böyle bir Üniversite kurulabilse idi doğu bugün olduğu gibi olurmuydu veya başka bir deyişle Ülkemiz insanlarını ve kaynaklarını yok eden Kürt kökenli bir terör örgütü bu topraklarda hayat bulurmuydu ?

O yıllarda Savaşlar ve işgaller ile, dış kaynaklı sorunların sebep olduğu iç sorunlar ile uğraşırken, amaç sadece yaşamak ve Vatanı işgalden korumak iken, eğitim düşünülemiyordu bile. Savaş yeni bitmiş, işgalden kurtuluşun sevincini yaşayamadan, İngiliz altınları ile beslenen Şeyh Said isyanı Türkiye’ nin gündemine bomba gibi düşüyordu. Şeyh Said isyanından sorumlu tutulan Said Nursi batı’ ya sürgün ediliyordu. Burdur, Isparta ve Barla’ da geçen sürgün günleri, Denizli,Afyon ve Eskişehir’ de geçen mahkeme ve soruşturmalar arasında eserler vermeye çalışan Said Nursi 23 Mart 1960 tarihinde vefat eder ve Urfa’ ya defnedilir.

Buraya kadar hepsi tamamda 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra, Urfa’ dan bir uçak ile   alınan naşının Isparta yakınlarında bir yere nakledilmesi ve mezar yerinin bilinmemesi olayı büyük üzüntü yaratır. O günden sonra taraftarları takibe uğrar ve nurculuk faaliyetleri yasak faaliyetler kapsamına alınır.

Said Nursi’ yi anma toplantıları bugün Üniversite Salonlarında halka açık olarak yapılabiliyorsa gelinen nokta hayli mesafe kat edilmiş bir nokta oluyor demektir.