Kırsal kesimde yeni bir uygulamanın hazırlıkları var.

Son yıllarda tarım kesiminde yeni ve köklü bir uygulamanın yapılacağına ilişkin söylemler vardı.

Tarım kesiminde arazinin, tarlaların miras yolu ile bölünmesini önlemek sureti ile verimi arttırmak ve daha ekonomik hakle getirmek için  “parsel büyütme”, “küçük parçaları birleştirme” yapılacağı söyleniyordu. Hatta Tapu Daireleri’nde sınırlı olarak bir uygulamaya da geçildiği dile getiriliyordu. Hükümetin bu konuda bir çalışma yaptığı söyleniyordu. Nitekim bu çalışma birkaç gün önce gazetelere haber olarak yansıdı.

Ankara kaynaklı bu habere göre; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013-2017 Stratejik Planında, tarım arazilerinin miras yolu ile bölünmesinin engellenmesi ve arazi toplulaştırılmasına hız verilmesi öngörülmektedir.

Arazilerin miras yolu ile bölünmesini engellemek için üç seçenek üzerinde durulmaktadır. Ancak ağırlıklı olarak “arazilerin bir mirasçıya ya da ortak bir şirkete devredilmesi” yönünde planda, meraların özel sektöre açılması da yer alıyor ve ayrıca “Tarım Bakanlığı’nın planına göre, tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin önüne geçmek amacıyla yasal ve yapısal değişiklikler yapılarak, pazar odaklı ve rekabet eksenli tarımsal üretimin önü açılacak” deniliyor.

“Tarla tarımı yapılan yerlerde, alanlarda, Parsel Büyütme olarak adlandırılan bu toplulaştırma çalışmalarına hız verilecek, her yıl bir milyon hektar alanın toplulaştırılması tamamlanacak. Tarım sektöründe rekabetin önü açılacak ve bu meyanda Plan kapsamında meraların özel sektör yatırımlarına açılması da öngörülüyor. Bu durum meraların özelleştirileceği anlamına geliyor.” Konuya ilişkin görüş açıklayan Ziraat Mühendisleri Odası’nın da Parsel Büyütmeyi destekledikleri, ancak şirket kurulması yerine kooperatifler kurulmasına taraftar olduklarını, belirtiyorlar.

Miras yoluyla hak elde etmeye alışmış, miras anlaşmazlıklarında mahkemelere koşmayı gelenekleştirmiş insanlarımızın bu gelişmeyi nasıl karşılayacakları bilinmiyor. Tarla sahipleri mirasla ilgili yeni bir durum ile karşı karşıyadırlar. Bu tür yeni durumlarda Cezayir kökenli ünlü Fransız filozof Franz Facon’ un “yenilikler için halka Ayet gibi gidilemeyeceğini, halkın içinden Ayet gibi çıkılması gerektiği” sözü akla geliyor.

Bizim Halk Eğitim Yasa ve yönetmeliklerinde de özellikle köylüyü, çiftçiyi ilgilendiren yeni uygulamalardan önce halkın yeni duruma hazırlanması, fikren aydınlatılması şartı vardır. 1950’li yıllarda Halk Eğitim Teşkilatı kurulurken okuduklarımız arasında böyle bir bilgi olduğunu hatırlıyoruz. Tabii yasayı uygulayacak olanlar da bunu daha iyi bilirler. Aslında halkı bilgilendiren her yenilikte, yeni uygulamalarda bu yönteme başvurmak, yani halkı aydınlatmak gereklidir.

Demokratik Yönetimlerde halkın ne düşündüğünü bilmek çok önemlidir.